12 Aralık 2007 Çarşamba

düşseydim...

Bugün otobüs yine acayip kalabalıktı, ben zar zor ayakta dururken teyzenin biri de -galiba denize düştük yılana sarılalım bari diye düşündü- bana tutunuyordu. Aynı zamanda da bişeyler söylüyordu; galiba "Kusura bakma kızım, ihihh" gibi. Gerçi o an küfretse de anlamazdım, müzikçalar yüksek seste "ohne dich" çalıyordu. Ben gülümseyince teyze sustu (en azından dudak hareketleri durdu), buna bayılıyorum; cevap olarak gülümsemek, her daim en süper kurtarıcı.

Eğer ben düşseydim domino taşları misali şoför amcanın üzerine yığılacaktık. Otobüs kontrolden çıkacak, en iyimser tahminle uçurumdan aşağı falan yuvarlanacaktık. O kadar insanın hayatı benim düşmememe bağlıydı. Hayata bu kadar sıkı sıkıya tutunduğum başka bir gün hatırlamıyorum.

Daldan dala:

-Oysa öyle umurumda değil ki. Akşama maç varmış, hiç izleyesim yok.

-Bugün blogger sayesinde zodyak yılımı da öğrendim (o ne oluyorsa artık) kaplanmış, iyi bişey heralde.

-Feridun Düzağaç'tan da ses yok, son mutluluk umudumu da ona bağlamıştım. Ohne dich kann ich nicht sein, ohne dich... Siyah beyaz... Yürüdüm...


Hiç yorum yok: