Pek kıymetli solar günlüg takipçileri,
İnsanlar kendilerine nick bulamayacak kadar düşünme yetilerini kaybettiklerinden mütevellit canım gibi sevdiğim 'last.fm' kullanıcı hesabımı silmek durumunda kaldım. Dolayısıyla yan taraftaki 'dinlediklerim' kısmı da gitti, yerine 'bir üyesi olduğum siteler' bilgilendirmesi geldi. Yeni bir siteye kaydolduğum zaman güncellenecek.
Benim gariban (eski)mahlasımı kullanarak abuk subuk sitelere kaydolan bu şahıs için Tanrı'dan ona bir nick bulduracak düzeyde zeka ve yaratıcılık diliyorum.
(Dün yazdığım yazı pek bi 'Fazıl Say- göbeğini kaşıyan adam' ekseninde olmuştu, sildim, kusura bakmayın, gerçi bu da biraz öyle oldu gibi ama ben Fazıl Say değilim, İbrahim Tatlıses, belki; 'arkadaşlık sitelerine üye olmuyorum, olanlara saygı duyuyorum' dersem tam olacak virgül feysbuuku da sevmem nokta.)
Aslında hepimizin iyiliği için nicklerimizi tescilleme hakkı istiyorum, lan.
Saygılarımla.
kötü insanları tanıma senesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kötü insanları tanıma senesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Ocak 2009 Cumartesi
17 Kasım 2008 Pazartesi
yeni başlayanlar için kendinden nefret etmek
İşin kötü yanı da, ben düşüşe geçince dibe vururum. Çünkü hiçbir şeyin ortası yok benim için; iyi olmanın ya da kötü olmanın. Evet, nereden baksan saçmasapan bir yaşam tarzının içindeyim ki kendime bile itiraf edemiyorum bunu çoğu zaman. 'İyidir böyle' diyorum iyinin ne olduğunu bilmeden. Asya gibi 'Sevgi neydi?' dediğimde 'Emekti' diyemiyorum; 'Sevdiğin için kendinden vazgeçmekti' diyorum. Bundan daha fazlası olmalı diyorum, vazgeçiyorum. Ruhumdan katıyorum sevdiklerime ve bir zaman sonra tıpkı Mahmut gibi onları da zehirliyorum. Evet, damarlarımda dolanan şey her ne ise, içinde sevdiklerimi de zehirleyen bir şey olmalı. Bu yüzden Mahmut bu kadar kısa sürede öldü, uyandığımdan beri aynı, baş aşağı duruyor, hareket etmiyor, fanusa tık tıklamam, çevirmem, 'şaka yapıyorsun, üzüleyim diye böyle yapıyorsun, arkamı döndüğümde yüzeceksin yine' demelerim sonrasındaki hayal kırıklığım aynı. Buralar gitmiyor, yine, o gitti, yine, çok ağlıyorum çürüyor gözlerim, ama bişey değişmiyor, yine.
Alt tarafı 'balık' işte değil mi, anlatamıyorum ki, arçeliğin robotu boynunu bükürken bile gözlerim doluyor, 'robot' işte di mi, değil işte.
Mahmut yazıp aratınca iki yazı çıkıyordu mutluluğumu anlatan; birincisi bu, ikincisi de bu. Benim için mucizevi bir canlıydı, bana 'Hande Yener bile dinleten balik'tı, o balık değildi işte; 'balik'tı.
Gitmek neyi çözecek balik? Beni de götür işte, bırakma buralarda, ben kendimden daha fazla nefret etmeden. 'Bana bak salak, bir daha hiçbir şeyi bu kadar sevmeyeceksin'i kendime daha fazla demeden.. Uyan işte, yine baloncuklar çıkar.. Özür dilerim, seni de sevgimle boğduğum için, en azından sınavlarım bitene kadar bana katlandığın için, seni hiç unutmayacağım, belki de unutmamı isterdin kim bilir, aklımda bile yer almamak, seni düşünerek manevi varlığını da zehirlemememi isterdin ama ben yine yapamayacağım bunu, umarım benden nefret etmiyorsundur..
Mutlu muydum, al işte; berbat bir sabah, berbat bir gün ve işin kötü yanı artık kendime hiç acımıyorum: Bir daha bu eve içimdeki zehre bağışıklık kazanamamış başka bir canlı girmeyecek. Ben de en kısa zamanda Mahmut'un gittiği ebediyete intikal ederim umarım; iyi ki varsın değil işte, keşke hiç olmasaydım.
19 Mart 2008 Çarşamba
yolun azını gitmişsin
..."denedim olmadı,
çabalarımın sonu nihayete varamadı
ben hüsrana komşuyum,
yolları gözler meczubum.
uykum kaçtı,
iflasın eşiğine battı
bu suçsuz gözlerime hesabım ağırdır,
vardır şerrim de velâkin kalanım hayırdır"...
çabalarımın sonu nihayete varamadı
ben hüsrana komşuyum,
yolları gözler meczubum.
uykum kaçtı,
iflasın eşiğine battı
bu suçsuz gözlerime hesabım ağırdır,
vardır şerrim de velâkin kalanım hayırdır"...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)