29 Haziran 2010 Salı

kolay olacağını kimse söylemedi

"Hadi başa dönelim" derken samimi değildim aslına bakarsan. Bu yaşa gelip ÖSS psikolojisini yeniden yaşamak çok zor. Yine o zamanlardaki gibi testlerin içinde boğuluyorum. Denemelerde geçtiğim kişi sayısına bakıp formüller çıkararak atanma olasılığımı hesaplıyorum. "He heh aferin bugün iyi soru çözdün" diye kendimi gaza getirmeye çalışıyorum. Günlük çalışma planları hazırlayıp uygulayamadıklarıma hayıflanıyorum. Kaygı düzeyimi düşürmeye çalışıyorum."Meditasyona mı başlasam??" diye abuk düşünceler içinde okuduklarımı atıyorum hafızaya... Evde bakıyorum, gerekeni yapıyorum... On numara, evet...

Sıyırıyorum yavaş yavaş.

Bu noktaya geldik işte. Okuyorsun, süper güdülenmişsin, "öğrendiğim bütün her şeyi uygulayacağım hiçbiri teoride kalmayacak" diyorsun, hooop, önüne koca bir engel daha çıkıyor, ve ben cidden sıkıldım. Yarın sınav olsa "tamam ya ne halim varsa göreyim bence" diyeceğim, o derece.

Sınava nerede gireceğim de belli oldu. Cuma günü, tıpkı ÖSS'ye girdiğim zaman yaptığım gibi sınav yerini göreceğim. İzin verirlerse biraz oturup soru çözerim. Kalemlerimi hazırladım. Suyum, şekerim, bir senedir okuduğum dualar, bana okunan dualar... Hepsini ardıma katıp elimden geleni yaptım artık gerisi nasip kısmet diyerek gireceğim KPSS'ye.

Sonrası mı?

Bilmiyorum.

Düşünmek de istemiyorum.

Cidden çooook sıkıldım, artık...

Haklısın Chrisciğim, ama kimse bu kadar zor olacağını da söylememişti:( Sen de söylüyorsun ya öyle!

11 Haziran 2010 Cuma

meyil adresim sensin

Şu an bu yazıyı bacağıma fizik tedavi uyguladığım dizüstü bilgisayarımla yazıyorum. Tam da dizüstünde yani, layık olduğu gibi. Masada falan değil ama konumuz bu değil tabii.

Feridun Düzağaç koskoca albüm çıkardı ben tek satır bir şey yazmadım. Halbuki eskiden önce albüm çıkmadan önce ortalığı ayağa kaldırır, sonra albümün çıktığı gün ortalığı ayağa kaldırır, sonra da albümde içime sinmeyen şarkı olursa ortalığı ayağa kaldırırdım.

Anlaşıldığı üzere, ben eskiden hep ortalığı ayağa kaldırırmışım, ama şimdi bırak ortalığı ayağa kaldırmayı, kendimi ayağa kaldıracak halim kalmadı. Hal böyleyken, albümü almadığımı, diğer illegal yöntemlerle de edinmediğimi, sadece ara sıra yutub'dan birkaç şarkı dinleyip kapattığımı da itiraf ederek, albümden kulağıma çarpan tek şarkıyı bırakıp kaçıyorum.

Bir FD aşığını bugünlere getirenler utansın be!


Eninde, sonunda, bir gün elbette diyeceğiz ki; "her şey yolunda"... Ah ah, devrik lider Solar :)

(Albümün adı fd7 ben de biliyorum ama meyillerimi tekrar gözden geçirince bu daha hoşuma gitti:p)

8 Haziran 2010 Salı

dengesizlik işte

Dün tamı tamına 400!!! soru çözdüm, ama bugün 40 tane:( "Çalışamıyorum Allah'ım :((" diye stres yaptım diye de böbreklerimin ağrısı sırtımın üst kısımlarına da attı (Böyle de şikayet eden teyzeler gibi oldum ama). Sonra bir de baktım açmışım Ice Age 3'ü izliyorum, e başlamışken sonunu getirmemek olmaz di mi:)

Lal-ı Reyhanım şikayet ediyor ya hani, "ben gelicem dertler bitecek" diyorum ona buradan:p

O kadar reklamını yaptık, halen izlemeyen varsa:))



Bir de maydonoz suyu dışında soğuk almış böbreklere iyi gelecek bir şeyler biliyor musunuz ya, valla çok duacı olurum. Doktor hanım?? :) Ateşim de çıkıyor sanki, şuramı şöyle yapamıyorum bir de.

Ders çalışamıyorum demiştim di mi? Bir daha söyleyeyim.

Heh buldum sonunda! Şu vardı bir de:)

1 Haziran 2010 Salı

bir dakikanızı alacağım

Bir fıkra:

Abdullah Gül, dışişleri bakanlığı koltuğuna oturunca, bürokratları çağırmış ve "Bana, ülkelerin dış politika anlayışları hakkında bir rapor hazırlayın." demiş. İki gün sonra bir dosya getirmişler önüne. Bakmış, içinde tek bir yaprak ve üzerinde 10-15 satır yazı. Şaşırmış önce ve "Bu ne?" der gibi dudaklarını büzmüş, sonra okumuş. Suudi Arabistan'ın Riyad şehrinde, farklı ülkelerden gelen bir turist grubu, bir dinlenme yerine giderek buz gibi kola ısmarlamışlar. Kolalar gelince bardaklarında birer karasinek olduğunu fark etmişler.

İngiliz, başka bir bardakta yeni bir kola istemiş.

İsveçli, aynı bardakta yeni bir kola istemiş .

Finlandiyalı, sineği bardaktan çıkardıktan sonra kolayı içmiş .

Rus , kolayı sinekle birlikte içmiş .

Çinli, sineği yemiş, kolayı içmemiş .

Yahudi, sineği yakalayıp Çinli'ye satmış .

Japon, değerlendirilmek üzere, sineği Tokyo'ya göndermiş.

Yunan, kolanın yarısını içtikten sonra itiraz ederek yeni bir kola istemiş.

Norveçli, kolayı içtikten sonra bardaktaki sineği balık yemi olarak kullanmış .

İrlandalı, sineği ezip kolayla karıştırmış ve İngiliz'e içirmiş.

Amerikalı, 5 milyon dolarlık tazminat davası açmış. Arabistan hükümeti, özür dileyerek, 10 milyon dolar tazminat ödemiş.

Bakan, bıyık altından gülerek rapordan hoşlandığını belirtmiş. "İyi, güzel de, bu turist grubunun içinde bizden biri yok muymuş?" diye sormadan edememiş. "Varmış efendim" diye cevaplandırmışlar. Bakan devam etmiş, "Peki, o zaman, o ne yapmış?". Bürokratlar birbirinin yüzlerine bakmışlar. İçlerinde en tecrübeli olanı, bir adım öne çıkıp, cevap vermiş,

"Türk, olayı şiddetle kınamış..."

Başbakanın konuşmasını baştan sona dinledim. İkinci bir "van minüt!" vakasıyla karşı karşıyayız kısaca. Ne de güzel konuştu çok da güzel konuştu. Gözlerim dolu dolu, "Yürrrrüyelim beeee kim tutar bizi" dedim ama bir iki haftaya kalmaz askeri ve ekonomik anlaşmalar çatır çatır imzalanır yine; "Türkiye'den İsrail'e büyük jest"

Dedikleriyle yaptıkları birbirini tutmayan insanların oyununa gelip iyi niyetli duygularınızın daha fazla sömürülmesine izin vermeyin. Lütfen.

EK 1:





"İskemleler ayakta uyuyor, masa da öyle"...