1 Haziran 2010 Salı

bir dakikanızı alacağım

Bir fıkra:

Abdullah Gül, dışişleri bakanlığı koltuğuna oturunca, bürokratları çağırmış ve "Bana, ülkelerin dış politika anlayışları hakkında bir rapor hazırlayın." demiş. İki gün sonra bir dosya getirmişler önüne. Bakmış, içinde tek bir yaprak ve üzerinde 10-15 satır yazı. Şaşırmış önce ve "Bu ne?" der gibi dudaklarını büzmüş, sonra okumuş. Suudi Arabistan'ın Riyad şehrinde, farklı ülkelerden gelen bir turist grubu, bir dinlenme yerine giderek buz gibi kola ısmarlamışlar. Kolalar gelince bardaklarında birer karasinek olduğunu fark etmişler.

İngiliz, başka bir bardakta yeni bir kola istemiş.

İsveçli, aynı bardakta yeni bir kola istemiş .

Finlandiyalı, sineği bardaktan çıkardıktan sonra kolayı içmiş .

Rus , kolayı sinekle birlikte içmiş .

Çinli, sineği yemiş, kolayı içmemiş .

Yahudi, sineği yakalayıp Çinli'ye satmış .

Japon, değerlendirilmek üzere, sineği Tokyo'ya göndermiş.

Yunan, kolanın yarısını içtikten sonra itiraz ederek yeni bir kola istemiş.

Norveçli, kolayı içtikten sonra bardaktaki sineği balık yemi olarak kullanmış .

İrlandalı, sineği ezip kolayla karıştırmış ve İngiliz'e içirmiş.

Amerikalı, 5 milyon dolarlık tazminat davası açmış. Arabistan hükümeti, özür dileyerek, 10 milyon dolar tazminat ödemiş.

Bakan, bıyık altından gülerek rapordan hoşlandığını belirtmiş. "İyi, güzel de, bu turist grubunun içinde bizden biri yok muymuş?" diye sormadan edememiş. "Varmış efendim" diye cevaplandırmışlar. Bakan devam etmiş, "Peki, o zaman, o ne yapmış?". Bürokratlar birbirinin yüzlerine bakmışlar. İçlerinde en tecrübeli olanı, bir adım öne çıkıp, cevap vermiş,

"Türk, olayı şiddetle kınamış..."

Başbakanın konuşmasını baştan sona dinledim. İkinci bir "van minüt!" vakasıyla karşı karşıyayız kısaca. Ne de güzel konuştu çok da güzel konuştu. Gözlerim dolu dolu, "Yürrrrüyelim beeee kim tutar bizi" dedim ama bir iki haftaya kalmaz askeri ve ekonomik anlaşmalar çatır çatır imzalanır yine; "Türkiye'den İsrail'e büyük jest"

Dedikleriyle yaptıkları birbirini tutmayan insanların oyununa gelip iyi niyetli duygularınızın daha fazla sömürülmesine izin vermeyin. Lütfen.

EK 1:





"İskemleler ayakta uyuyor, masa da öyle"...

Hiç yorum yok: