30 Mart 2008 Pazar

bu şarkıyı herkes söylemek isterdi

Nedendir bilinmez -okuyucu için en az sayı bölü sıfır kadar garip bi durum yani- bitter çikolatanın sütlü haline göre daha az yağlı ve kalorili olduğunu sanıyor, yerken de bunun verdiği gönül rahatlığıyla adeta iskenderin yanına diet kola söyleyenlerin vardığı huzura varıyordum; şimdiye kadar.

Sağolsun babam ders çalışmaya çalışan solar bünyesine motivasyon olsun diye iki çeşit çikolata almış; bitter ve sütlü. Ama bu solar, bünyede durduğu gibi durmuyor ki, böyle şeylerden 'hadee, ders çalış' anlamını çıkarsın. Şaka yapıyorum yav, aaaa, inandın mı:)

Bak şimdi, ben çikolataların arka yüzlerinde yazan yazılardan büyük bir yanılgımı düzelttim, daha hayata dair, daha yaşanılası bir gerçek olan bu.

"Here are the results":p

Bitter
100 g için (ki 80 g'lik paket halinde);551 kcal, 6,9 g protein, 32,1 g yağ, 58,6 g karbonhidrat.

Sütlü
100 g için (ki bu da 80 g'lik paket halinde); 532 kcal, 6,5 g protein, 30,3 g yağ, 58 g karbonhidrat.

Şimdi kaba bir hesap yaparsak, bitter için 80 g'lik pakette 440,8 kcal var, bu miktar sütlü de ise 425,6 kcal oluyor. Yani ortalama bir solar, bitter çikolata yiyerek haftada fazladan 15,2 kcal katıyor bünyesine. Bu da 52 haftada (yaklaşık bir insan yılı), 790,4 kcal yapar. Yani solar, bitter yerine sütlü çikolatayı tercih etse idi, yılda yaklaşık 148,571 g çikolata daha yiyebilecek idi.

Şimdi yanımda duran hesap makinesiyle neden elektrik alan hesabı değil de bitter-sütlü çikolata analizi yaptığıma gelirsek; yiyeceklerin üzerindeki bilgilendirme notlarını arasıra* okuyarak, yine arasıra* 'bilinçli tüketici' haline geliyorum, bunları yazanlara;'boşuna yazmıyorsunuz onları, bakın tüketici arasıra* okuyor' mesajı veriyorum, aferim iyi düşünmüşüm.

Yine keyfim kaçtı yanımdaki birim vektörü görünce, hanimiş benim bitterim, kahvem ve müziğim, aç bi 'wonderwall'** da ortam şenlensin. Bak mesela, ben bu üçlü bitene kadar dünyanın en şanslı insanıyım.

*arasıra: vize-final haftası; ders çalışmak zorunda olduğum saatler.

**Tavsiye için tekrar teşekkür ederim Zifirî , bu süre zarfında bayağı bir şarkısını dinledim Oasis'in ama "wonderwall" hepsinden ayrı bir köşede durmalı, bence de:)

bilgilendirici not: Evet, para Milli Eğitim Bakanlığı'ndan geliyor.

ilgisiz not: Ekşi'de 'ders çalışmamak için yapılan anlamsız hareketler' başlığına entry olarak giderdi bu, nirde benim şokellalarım ha? işte bak haklılarmış, bünyemi çoktan ele geçirmiş(idi?) sözlük, oeehh.. a a a aaa, stayin' alive, stayin alive.

bunu da yazmasam olmaz: Fincanın tersinde gülücük varmış, çevirseymişim bari.

19 Mart 2008 Çarşamba

yolun azını gitmişsin

..."denedim olmadı,
çabalarımın sonu nihayete varamadı
ben hüsrana komşuyum,

yolları gözler meczubum.

uykum kaçtı,
iflasın eşiğine battı
bu suçsuz gözlerime hesabım ağırdır,

vardır şerrim de velâkin kalanım hayırdır
"...

14 Mart 2008 Cuma

önce elimdekileri bitirmeliyim

Hayat, pasta ve sonu olmayan her şey de, nereye kadar bu döngü?

Hayatım boyunca o kadar çok şeyi yarım (hatta bazılarını çeyrek) bıraktım ki, artık hayatıma yeni bir şeyler katmaya çekiniyor, arkadaşım 'Yazın dans kursuna gidelim' derken bile deli gibi düşünüyorum: "evet hayır hayır evet olabilir olmayabilir belki evet huhh hayır yapamam yapabilirim yok vazgeçerim biliyorum bilmiyorum ki??"

Pasta yaparken daha da çok düşündüm bunları; 'Keşke hayat pasta yapmak gibi olsa' dedim un'a. O zaman ben malzemeleri bulur, bir bardak şekere bir bardak unu katar gibi karıştırır, biraz süt falan ekleyip orta derece sıcaklıktaki fırına sürerdim. Piştiğinde elimde bir 'sonuç' olurdu, bir şeyler yaptım diyebilirdim.. Sonra okulu bitirip diplomalı pastacı olmak istedim ki hayali bile yarım kaldı..

Geriye bakınca yer yer 'büyük boşluklar'lı bir hayat görüyor insan hal böyle iken, ya da kendi eliyle sildiği(ni sandığı) bazı şeyleri aslında silemeden yarım bıraktığını anlıyor; tozsuz tebeşir icat olmamışken silinen karatahta gibi bir resimle karşılaşıyor yahut; denenmiş 'en azından'. Elbette ara ara bir yeni çikolata bitirilebilinmiş, bir yeni sayfa yazılabilinmiş, bir yeni otobüsten inilebilinmiş.

Yeni etkinlik? seçim, sil.

Şuursuzun yanına dengesizi de eklemeliyim belki, ama kesin olan tek şey; 'hep güzel, hep iyi olsun istedim' idi tablo genel hatlarıyla şöyle bir döngü iken;

ctrl+n, ctrl+x, ctrl+v, ctrl+z, ctrl+x, ctrl+v, ctrl+s, x, v, s, z, s vs vs..

format c:

y

İşte ben bu yüzden, hayatımı kısım kısım 'yok, olmadı bunlar' diyerek silmeye çalıştığım için, bırak kaldığım yere geri dönmeyi, çoğu zaman yeniden başlamayı da hatırlayamıyorum.

7 Mart 2008 Cuma

sobee:)

Canım Uragan'ım sobelemiş beni, bekletmeden cevap veriyorum:

Nefesimi kesecek anlar...

-Coldplay konserinde 'Yellow'u çalarken sahnenin sarardığı an.
-Masallarla büyümüş bir bünye olarak beyaz atlı prensimle göz göze geldiğim ve bunu anladığım ilk an:)
-'Öğretmen' sıfatıyla ilk sınıfıma adım attığım an.

Hemen yapabileceğim halde yapmadığım nefesimi kesecek anlar...

-Gitmek için adım attığım ilk an.
-Kahvenin kokusunu ilk algıladığım an.
-Haggard'ın 'the final victory'sinde 'mortius, domine, lux perpetua luceat' sözcüklerini duyduğum anlar(bir de ne demek olduğunu anlasam bari:p).

Bir daha dünyaya gelme şansım olsaydı,

-Herkesten çok kendime değer verirdim.
-Hep başkalarını değil, kendimi affederdim.
-En çok başkalarını değil, kendimi düşünürdüm.
-Cin Ali haricinde hiçbir şey okumazdım.
-Çarkın en uyumlu parçası olurdum.
-Sanmazdım, ummazdım, hiç hayal kurmazdım..

Bana bu fırsatı veren Uragan'a, arkadaşlarına ve yine de hayata sonsuz teşekkürlerimle...

Bu sobe döngüsü bende son bulsun, ya da ben de Erdil Yaşaroğlu'nu sobeleyeyim:p