14 Mart 2008 Cuma

önce elimdekileri bitirmeliyim

Hayat, pasta ve sonu olmayan her şey de, nereye kadar bu döngü?

Hayatım boyunca o kadar çok şeyi yarım (hatta bazılarını çeyrek) bıraktım ki, artık hayatıma yeni bir şeyler katmaya çekiniyor, arkadaşım 'Yazın dans kursuna gidelim' derken bile deli gibi düşünüyorum: "evet hayır hayır evet olabilir olmayabilir belki evet huhh hayır yapamam yapabilirim yok vazgeçerim biliyorum bilmiyorum ki??"

Pasta yaparken daha da çok düşündüm bunları; 'Keşke hayat pasta yapmak gibi olsa' dedim un'a. O zaman ben malzemeleri bulur, bir bardak şekere bir bardak unu katar gibi karıştırır, biraz süt falan ekleyip orta derece sıcaklıktaki fırına sürerdim. Piştiğinde elimde bir 'sonuç' olurdu, bir şeyler yaptım diyebilirdim.. Sonra okulu bitirip diplomalı pastacı olmak istedim ki hayali bile yarım kaldı..

Geriye bakınca yer yer 'büyük boşluklar'lı bir hayat görüyor insan hal böyle iken, ya da kendi eliyle sildiği(ni sandığı) bazı şeyleri aslında silemeden yarım bıraktığını anlıyor; tozsuz tebeşir icat olmamışken silinen karatahta gibi bir resimle karşılaşıyor yahut; denenmiş 'en azından'. Elbette ara ara bir yeni çikolata bitirilebilinmiş, bir yeni sayfa yazılabilinmiş, bir yeni otobüsten inilebilinmiş.

Yeni etkinlik? seçim, sil.

Şuursuzun yanına dengesizi de eklemeliyim belki, ama kesin olan tek şey; 'hep güzel, hep iyi olsun istedim' idi tablo genel hatlarıyla şöyle bir döngü iken;

ctrl+n, ctrl+x, ctrl+v, ctrl+z, ctrl+x, ctrl+v, ctrl+s, x, v, s, z, s vs vs..

format c:

y

İşte ben bu yüzden, hayatımı kısım kısım 'yok, olmadı bunlar' diyerek silmeye çalıştığım için, bırak kaldığım yere geri dönmeyi, çoğu zaman yeniden başlamayı da hatırlayamıyorum.

8 yorum:

Adsız dedi ki...

hatırlamak önemli mi? zaman bunu hak etmiyor, yaşam bazen..

solar dedi ki...

güzel anıları da düşünürsek evet, ama silgiyi kızgınlıkla eline alınca kelimeleri ayıramıyor ki insan..

Büşra dedi ki...

"...Kendini rakipsiz saydığı konuların dışında, bir daha hiç bir zaman tecrübe etmemeyi ve kuvvetsiz olmayı uygun buldu. Tabi mantıki neticelere götürme oyunu da birdirbir ve lik gibi bir çocuk oyunu olarak mazide kaldı. İşte düşüşü de bu anda başladı."
diyor, bizim kitap; sen ne diyorsun? :(

solar dedi ki...

"hayatınızda bir daha belki hiç görmeyeceğiniz bu adamın sizi hiç unutamayacağını biliyor musunuz?"

unutmak ya da 'unutamamak' diyorum ben buna uraganım; otobüsü ve yolculuğu unutuyorum ama otobüsteki 70'lik amcanın anlattıklarını, şikayetlerini unutamıyorum, hastanedeki yaşlı teyzenin bakışlarını unutamıyorum, yanımdakinin saati soruşunu unutamıyorum, bakkalın havaların dengesizliğinden şikayet edişini unutamıyorum, suyu her açtığımda barajı satın alan ingilizleri unutamıyorum, köprülerin de satılacağını unutamıyorum; hal böyle iken, unutmak istediklerim o kadar çoğalıyor ki, bir bakıyorum da unutmamam gerekenleri unutmuşum..

Adsız dedi ki...

güzel anılar görünmezler, silemeyiz onları, içte kalırlar, ışık gibi..

solar dedi ki...

bu ışık da bir nevi rehber..
(bkz: fix you)

Adsız dedi ki...

sanırım diskografi benzetmeli bu ışığı, yaşam rehberi..

solar dedi ki...

iyi ki var o diskografi:)