saat 02:10 saçmalıyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
saat 02:10 saçmalıyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Kasım 2010 Çarşamba

dahalarım bitmemişken

naber deme öyle,

habire.

bildiğin,

aynı işte;

gördüklerim/bildiklerim/sustuklarım/söylediklerim.

değişir mi hiç insan,

döne döne?

(tüm hakları yanlışlığıma aittir)

7 Aralık 2009 Pazartesi

ki ben

Hakikaten de tenhalaştı kahvaltılarımız ve hakikaten de bir bildiğim var da susuyor gibiyim. Şu sevimli insan canımı bundan daha çok acıtamaz sanıyordum, yanılmışım. Aslında derdimi anlatacak kadar işaret sıfatı biliyorum ama benim gözüm hep bağlaçlarda. Buranın tam bi günlük gibi olması da canımı sıkıyor. Kendimi daha fazla Serra'laştırmadan, iyi geceler canım günlüg.

20 Ağustos 2009 Perşembe

ben bazen

İstiyorum ki love etc.'yı ekmek arası yapıp yiyebileyim. Bünyeme tavuktan çok daha iyi geleceğine her boyutta bahse girerim.

Bir de, ya, yerinizde olsam fotoğraftakileri boşverir asıl bu Eti puf'a çok dikkat ederdim. Kendisi ultra sanatçı ruhlu bir insan ve çok değişik. Değişik insanları her zaman sevmişimdir:)

Düşündüm de, aslında eti pufun marşmelovu yerine love etc. bırakmak da fena fikir olmayabilir. Tabii ki Eti Puf'a da söz hakkı vermemiz lazım. Bakalım şarkıyı o da sevmiş mi...

Sevgiler.

26 Kasım 2008 Çarşamba

çitten atlayan koyunlardan da bahsetmediler

Merhaba, iyi geceler, tatlı.. Neyse..

Bir eşik var, esnediğim an gözlerimi kapatmam gerekiyor, bunu yapmadığım zaman da 'hadi bana eyvallah' diyerek beni 1'ler ve 0'lar dünyasına emanet ediyor ya da sade melodilere bırakıp kaçıyor, uykum.

Az önce laptopın kablosunu çekiştirirken üçlü prizi yere düşürdüm mesela, olaki birilerini uyandırdıysam ona yapabileceğim en büyük kötülüğü yapmış olurum bu saatte onun da uykusunu kaçırarak. Henüz ne oldu diye gelen olmadı. Belki de aslında yaşamıyorumdur, iyi.

Lal-ı Reyhan mimlemiş beni, kendimi iyi hissettiğim ya da mutlu olduğum birkaç yeri yazacağım; ama bir sonraki yazının konusu olsun o, şimdi aklımda bi tek kuğulu park var çünkü, arka planda da eski bi 45lik; bana yalan söylediler.

Evet, uykumun kaçacağını söylemediler. Bana hayatıma en çok etki edecek olan şeyden, 'kader'den bahsetmediler, bilsem gelmezdim, ama kısfmet..

"Kaç koyun uyku eder?" bugünlerde en büyük problemim bu..

Çitten atlayan koyundan kurbanlık olur mu ya da?

Dursun bu yazı da böyle..

23 Mayıs 2008 Cuma

e.t. phone home

Bu yazı daha evvel Yapay Zeka ve E.T. adlı filmleri izlemeyenlerin "Filmin bütün heyecanı kaçtı ki şimdi" demesine neden olabilir.

Steven Spielberg deyince, aklımda pek hoş anılar canlanmıyor benim.

Birinci nedeni ahanda bu filmdir; Artificial Intelligence.

Yapay zeka ile tasarlanmış, insanoğlu olmayan David'in, Pinokyo'nun öyküsünden esinlenerek mavi periye hiç bıkmadan "Lütfen beni gerçek çocuk yap.." diye sayıklaması esnasındaki hissiyat; bir bilimkurgu filminde daha ağlamanın huzuruna ermiştim açıkçası. Bilimkurgu, evet.

İkinci nedeni de, az önce biten E.T. (The Extra-Terrestrial).

Yahu, biz bunun Badi versiyonunu yapmışız zamanında, bir yılda bir filmin ne kadar yol kat edebileceğini göstermişiz cümle aleme(bağlantıdaki yorumlara dikkatinizi çekerim), ama ben Badi'yi uzaylı olarak değil de bataklık canavarı olarak algıladığım için eğlenceli gelmişti bana film(n'apayım, ben az anliyor(buradan asıl üzüldüğüm noktanın yerküreye ait olmayan bir canlının eziyet çekmesi olduğu sonucu çıkarılabilir ama öyle değil, beynim uyku moduna geçti sanırım)). Bu film dururken ne gerek var şimdi,

-Come..
+Stay..*

diyalogu ile gecemizi mahvetmeye di mi? Hele de, Elliott'ın E.T.'ye daha önce söylediği "You must be dead, because I don't know how to feel. I can't feel anything anymore.**" repliğini henüz içime sindirebilmişken, ee, e.t. canlandı sonra orası ayrı.. Demek ki neymiş, ölse bile hissedemiyorum falan demeyecekmişsin. Adam(?) sonunda aklına işaret ederekten diyor zaten; "I'll be right here.***" diye.

Bilimkurguda da duygu olur muymuş demeyin, izlerken ağlayanlarla da dalga geçmeyin, rica edicem, yok yani, televizyon başındayken de 'yok ağlamıyorum, gözüme bişi kaçtı' diyemiyorsun ki..

Küçük bir çocuk , Steven Spielberg ve bilimkurgu üçlemesini insan hayatından biraz uzak tutmak lazım demek.

*-Gel.. +Kal..
**Ölmüş olmalısın, çünkü nasıl hissetmem gerektiğini bilmiyorum. Artık hiçbir şey hissedemiyorum.
***Burada olacağım.

26 Nisan 2008 Cumartesi

ben bunları ezberleyeyim leonardo da vinci

"-Öğrendiklerimizi niçin hafızamızda iyi tutamıyoruz?"

sorusunu,

"-Ortalama bir insan görmeden bakmakta, duymadan dinlemekte, hissetmeden dokunmakta, tat almadan yemekte, fiziki bilince ulaşmadan hareket etmekte, koku alma bilincine varmadan nefes almakta ve düşünmeden konuşmaktadır. Böyle bir duyusal körlükte hafızanın evrenle ilişkisi kesilir."

diye yanıtlamış Leonardo Da Vinci.

İnsan böyle bir dünyada neden iyi bir hafızaya ihtiyaç duyar; saygınlık, akademik başarı vs.. Tamam, komşunun adını soyadını bilmek hayata sevimlilik katan güzel bir detay olabilir ama kötü olanları da unutmayacaksın. İnsan beyniyle bilgisayarlar arasında kurulan benzerlik kısmen yanıltıcı.

Halen deli gibi hafızamı geliştirmeye çalışmam da pek bir ironik gerçekten. Bir dakika boyu baktığım 16 alakasız rakamın yarısını hatırlayabildim ama azimliyim.

1 Nisan 2008 Salı

saat de epey geç olmuş..

Okula gelen fotoğrafçılarca kırmızı perde(varsayılan) önünde çekilen fotoğraflarda öğrenciler garip çıkarlar genellikle. Sonra o fotoğraflar sınıf oturma planına, öğretmenlerin not defterlerine falan yapıştırılır; cidden öğretmenlik zor meslek, bizim makara yaptığımız fotoğraflara bakıp, bizi anımsayabilip, kanaat notu verebiliyordu hocalarımız.

Mesela ben lisedeki fotoğrafımı hatırlarım da, fotoğrafçı abi sanki en tuhaf baktığım anı özellikle beklemişti. O zamanlar Bayhan vardı popüler olanlardan Ajdar kıvamında (ben onu hep 'ooovv mayy laavv' derkenki bayık bakışlarıyla hatırlayacağım; ya ne olurdu şarkı en azından böyle kalsaydı aklımda:( ) işte onun gibi baygın bakışlarla çıkmıştım. Sonra bir şekilde yok ettim o fotoğrafları da, ruhum çoktan derin bir yara almıştı bir kere.. Bak şimdi yine hatırladım da, çok efkarlandım, bu kafayla Gauss yüzeyi falan da çizemem şimdi, uyusam iyi olacak. Bi maniyle veda edeyim:

"iyi gecelerr blogspot...
iyi gecelerr gmail...
iyi gecelerr winamp...
iyi gecelerr iş bankasıı...
iyi geceler iş bankası?
haaa, iyi çalışmalar iş bankasııı.."