animasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
animasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mart 2010 Perşembe

up! & g force

Bir tam günüm gitti bu filmleri izleyeceğim diye ama buna değdi doğrusu. Bir süreliğine tüm her şeyden uzaklaştım.

UP!

Pixar yine yapmış arkadaşlar.

Ölü Gelin, Wall E ve daha nice animasyonda ağlamayı başarmış bir bünye olarak tabii ki bunda da, daha başında ağladım. Sanırım ilk on dakikası epeyce ortalıkta dolanmış bu filmin, ama bence kesinlikle devamını da izlemek lazım. Bazen hani şuraya gitsek, şöyle yapsak diye hayaller kuruyoruz ya uzun uzun, aslında bu hayallerin özünde bir tek şeyi bulmak oluyor ki o da sevgi.

G Force ise "keyifli bir film".

Çocuklara yönelik denilebilir daha çok, ben de izlerken acayip eğlendim o ayrı :P Böyle, bildiğin ajan filmi, ama ajanlar hamster işte:) Filmin başından sonuna kadar heyecan içinde izliyorsun haliyle.

Bu filmlerin en güzel yanı mutlu sonla bitmeleri aslında. Up için aynı şeyi söyleyemeyeceğim ama G Force kesinlikle mutlu bitiyor, dünya kurtuluyor, dostluk ve sevgi kazanıyor falan.

Ne güzel olurdu ya, dünya da keyifli bir animasyon olsaydı ve sonunda insanlık, sevgi ve huzur kazansaydı hep:(

Olur mu be günlüg? Bir gün cidden de iyiler kazanır mı dersin?

(emeğe saygı: 1, 2, 3)

28 Ağustos 2008 Perşembe

ölü gelin (corpse bride)

(İzlemeyenler için filmin tadını kaçırabilecek bir yazı olabilir. Solar günlüg sorumluluk kabul etmez.)
Naysır Daysır arka sesli girişimi yapayım hemen: "Yine Tim Burton&Johnny Depp ikilisi yine harika bir film. Üstelik memnun kalmazsanız paranızı yirmi sekiz gün içinde iade ediyoruz!"

Daha önce bahsettiğim bir diğer Tim Burton güzelliği de Beetlejuice idi.

Ölü Gelin'in animasyon
olduğunu en başta belirteyim ki birileri nefis üçlüyü, hatta müziklerini Danny Elfman'ın yaptığını da söylersem nefis dörtlüyü hayal ederek yazıyı yarıda bırakıp bir koşu alabilsin:) Konu da şöyle efenim, henüz yüzünü görmediği evleneceği güzeller güzeli Victoria'sının ailesiyle görüşmeye giden Victor evlilik provasında yemini etmeyi bir türlü beceremez. Çoğumuzun üzgün olduğu zamanlarda yaptığı gibi kendi kendine konuşmaya başlar ormanda, fakat o da ne, yemini aslında ezberleyebilmiştir. Güzelce ezberini tamamladıktan sonra elindeki yüzüğü bir dal parçası sandığı Emily'nin parmağına takar. Emily de "Kabul ediyorum" diyerek yattığı yerden hortlar ve olaylar gelişir.

Benim izlerken ağlamadığım duygusallık içeren film yoktur pek, işte bu da hiç ağlamadıklarımdan biri olacaktı ama filmin sonunda Emily gerçek aşkın gerektirdiği fedakarlığı yaptı, sevdiğini mutluluğu için azat etti. İşte bu sonla aklımda uzun yıllar yer etmeyi hak etti bu film. Ayrıca sevgi pıtırcıkları için bıraktıkları aşk testi salladığım her isimde yüzde otuzun üzerinde sonuç vermedi, galiba gelen o "forward kısmet mail"i zincirini kırmam cidden lanetledi beni:p İsmimi değiştirmem gerekecek:( Olsun çalan müzik güzel, ismim de güzel, yani seviyorum ben:)

Ehem neyse, gece uyumadan önce izlemiştim filmi, uyudum uyandım bir daha izledim; şu sahnesindeki piyano melodileri durmadan beynimde dönüp duruyordu, dinlerken Danny yine yapmış diyeceksin:

Corpse Bride: The Piano Duet - Funny videos are here

Filmin imdb bağlantısı da şöyle. Sormuşlar Emily'e filmin sonunda ne oluyor diye, bence cevap çok optimist birinden gelmiş, gerçekçi olsaydı şöyle derdi: Ölüyor.

(emeğe saygı)

21 Nisan 2008 Pazartesi

sürrealist pasta akımı ve horton

"Buna sanat demeyenin alnını karışlarım."
-Recep İvedik

Büyük düşünür Recep İvedik'in sözünden yüz bulup, haddimi bilemeyip bundan mütevellit affınıza da sığınarak, şöyle bişeyler demek istiyorum; "Pratik sanat mutfaktadır."

Pasta yaparken dünyayı gözüm görmüyor benim, içe dönüyorum (sanat) , ruh halim de süslemeye yansıyor mesela (dışavurum) , kendimi iyi hissediyorum (huzur/rahatlama).

Yalnız kremanın kıvamını tutturamayınca inşaata harç dökmek gibi bir şey oluyor pasta yapma sanatı:p

Eh bu da deneyimle doğru orantılı gelişecek bişey sanırım:)

Bugün Horton'u izledim, Pixar'ınkiler kadar mükemmel bir animasyon olamasa da ellerinden geleni yapmışlar:p Ehehe, izleyin muhakkak(Uragan'ım Kikirik'i de al gidin), acayip eğlenceli bişey olmuş..

Bir süre her şeyi animasyonlardaki gibi görmeye başladım yine, hava güzel olunca da epey dolandık, eve geldiğimde ayaklarım şişip iniyordu çizgi filmlerdeki gibi.. Sözün özü; bir daha topuklu ayakkabıyla çarşıya inmek mi, aman aman..