iniş izni istiyorum kule etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iniş izni istiyorum kule etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ekim 2010 Pazartesi

geleceğe dönüş (ya da dönemeyiş)

Saygıdeğer Frigler,

Bizler, balkanlardan her zaman soğuk hava değil, bazı bazı insan da gelebildiğinin ispatıyız. Matematiksel ispat yöntemlerimiz her ne kadar 2000li yıllarda birtakım kendini bilmezler tarafından reddedilecekse de bilim açısından umutları taze tutmakta fayda görüyorum. Günümüz koşullarında basit koyun hesabı yapabiliyor oluşumuz bile bir çeşit mucize. (Sıfır icat oldu mu bu arada? Lanet. Tarihleri aklımda tutamam ki hiç. Şimdilerde M.Ö 770 olmalı.) Negatif sayıları da sırf bizim için icat ettiler mesela. Tarih şeridinde kabul edilen sıfırın solundayız.

Sağındakiler dünya için pek kayda değer bir şey yapamayacaklar, hatta, kayda değmeyen kötü şeyler yapacaklar. Sonra da bizim ilkelliğimizle alay edecekler. "Bence ben ilkel değilim yaa:/" deseniz bile, korkarım bunun hiçbir anlamı olmayacak. Size sürekli kanıtlardan bahsedecekler. Gözlenebilir, genel geçer ve kabul edilebilir kanıtlardan. Her şeyi kanıtlamanız gerekecek.

Ben bunları rüyamda gördüm tabii. Yoksa nereden bilebileceğim ki allasen? Geleceğe Dönüş diye bir film çıkacak mesela. Sonra çok beğenilince devamını çekecekler. 2015'ten, uçan kaykaylardan, bağcıkları kendiliğinden bağlanan ayakkabılardan vs. bahsedecek bu filmlerden biri. Ortalıkta "Heyy! Marty Marty!!" diye dolaşan çatlak bir profesör olacak. Onu kötü adamlar öldürecek(üzülmeyin adam can yeleği giymiş olacak).

Sonra bir gün önündeki denemeye bir türlü yoğunlaşamayan birinin "Lan... 2010 yılına geldik, beş sene içinde o filmde gördüklerimin hepsi -en azından bir kısmı- gerçeğe dönüşebilmeliydi?!!" diye şaşırmasına asla şahit olamayacağız.

İşte tüm bunlar beni çok hüzünlendiriyor. Yine de o yılları görmek istemezdiniz hiç, emin olun ve milattan önce yedi yüz yetmişlerin tadını çıkarın. Daha akım kapasitörü kola rock'n roll bile icat olmamış ya, düşünsenize, henüz bunlara hazır değiliz.

Hiçbir zaman da olmayacağız, ama çocuklarınız olacak ve tüm bunları çok sevecek.


8 Haziran 2010 Salı

dengesizlik işte

Dün tamı tamına 400!!! soru çözdüm, ama bugün 40 tane:( "Çalışamıyorum Allah'ım :((" diye stres yaptım diye de böbreklerimin ağrısı sırtımın üst kısımlarına da attı (Böyle de şikayet eden teyzeler gibi oldum ama). Sonra bir de baktım açmışım Ice Age 3'ü izliyorum, e başlamışken sonunu getirmemek olmaz di mi:)

Lal-ı Reyhanım şikayet ediyor ya hani, "ben gelicem dertler bitecek" diyorum ona buradan:p

O kadar reklamını yaptık, halen izlemeyen varsa:))



Bir de maydonoz suyu dışında soğuk almış böbreklere iyi gelecek bir şeyler biliyor musunuz ya, valla çok duacı olurum. Doktor hanım?? :) Ateşim de çıkıyor sanki, şuramı şöyle yapamıyorum bir de.

Ders çalışamıyorum demiştim di mi? Bir daha söyleyeyim.

Heh buldum sonunda! Şu vardı bir de:)

2 Nisan 2010 Cuma

gidiyorum gitmiyorum

-Blog'a yazı yazayım diyorum. / Gmail'i açıp "posta oluştur" a tıklıyorum.

-İkiyi yirmi geçe okulda olmam lazım. / Bir türlü kalkıp hazırlanamıyorum.

-Karar almak zorunda olmaktan nefret ediyorum. / ALES'e kasımda gireceğim.

-KPSS yaklaştıkça her geçen gün daha az çalışabiliyorum. / Daha bitirmem gereken yığınla konu var.

-Bir an önce mezun olayım diye saatin gözlerinin içine bakıyorum. / Mezun olduktan sonra atanamazsam ne yapacağımı bilmiyorum.

-Kahve içmek istiyorum. / İkinci bardağı içtikten sonra ya mideme ya da başıma bir şeyler oluyor.

-İnce giyinip çıksam üşüyorum. / Kalın giyinsem sıcak basıyor.

-Buradan gitmek istiyorum. / İzmit'i çok seviyorum.

-Kendime audi a3 almak istiyorum. / Alırsam sırf beş sene banka kredisine çalışıcam.

-Ne yapacağımı biliyorum:) / Ne yapacağımı bilmiyorum:(

Kendini benim yerime koydun, nolcak! Ben alalade / sen nadide...

24 Mart 2010 Çarşamba

istatistik

Yapılan araştırmalara göre yaşayan her insan hayatının bir döneminde en az bir defa etrafındaki kalabalığa bakıp "İyi ama neden ben?" diye ne idüğü belirsiz bir soru sormuştur.

Yine yapılan bir araştırmaya göre bu soruyu sesli soranlara, insanların yüzde doksan dokuz nokta dokuzu şu güfteden esinlenerek cevab vermiştir:

"Beterin beteri var haline şükret dostum" ;)


Bazen "Bütün bunlar neden oluyor ki, hani böyle oluyor ya, acaba iyi mi oluyor yoksa kötü mü oluyor..." diye düşündüğünüz oluyor mu?

İlla bir seçim yapmam gerekecekse -tıpkı bugüne kadar olduğu gibi- bunu başkaları benim yerime yapsa olmaz mı?

Bu kadar soru sormam normal mi?

(kaynak)

4 Mart 2010 Perşembe

bandura

Model alarak da öğrendiğimizi söylemiş bir insan Bandura. 'Sosyal Öğrenme'nin kurucusu yani. Koca ömürlerinde birkaç sayfa bir şey okumayıp çocuğuna "Git odana, kitap oku!!" diyen anne babaların yaptıklarının saçmalığından bahsediyor yani...

Bu kısımları pek bir işinize yarayacak değil de, devamı hoş, (hani şu Pavlov'un Köpeği deneyini yapan ve davranışların sadece koşullanma yoluyla öğrenildiğini iddia eden) davranışçı psikologlara çok sağlam bir ayar vermiş:

"Düşüncelerin davranışlar üzerinde etkili olmadığını iddia ederek, insanların düşüncelerini kendi düşünceleri doğrultusunda değiştirebilmek için tüm zamanlarını konuşmalara, makalelere ve kitaplara adayan radikalleri görmek oldukça eğlenceli."


Zeka dediğin böyle bir şey işte:))) Her zaman daha iyisi vardır. Bilişsel öğrenmecilerin vermiş olduğu ayarları da önümüzdeki derslerde işleyeceğiz gençler.

Hayatımdan bir süreliğine çıkardığım film izleme olayına geri döndüm bu arada. Pixar'la, animasyonlarla, yorumlarımla gelicem!!!!

Bir de "%100 düşünce gücü"nü okuyup durağa gittiği an bineceği otobüsü getirebilen var mı ya? Daha zeki insanlar bilirler... Boşuna "Bir gün bir kitap okuyacağım ve bütün hayatım değişecek;)" diye kafa patlatmayayım yani :(

Tamam ya, gittim işte. Kib. Çok öpt. Bye.

(emeye saygı)

(Şablonun içler acısı halini fark ettim, kısa zamanda ilgileneceğim inşallah, durup dururken niye bozulur ki bunlar anlamıyorum :S )

yine beeen: Uğraştım bayağı da, logodaki "yoghurt"u "solar" yapamamam dışında bi problem yok sanırım. Neyse ya olduğu kadar artık şekerler. İdare ediverin.

ki onu da düzelttim.

1 Ocak 2010 Cuma

7 Aralık 2009 Pazartesi

ki ben

Hakikaten de tenhalaştı kahvaltılarımız ve hakikaten de bir bildiğim var da susuyor gibiyim. Şu sevimli insan canımı bundan daha çok acıtamaz sanıyordum, yanılmışım. Aslında derdimi anlatacak kadar işaret sıfatı biliyorum ama benim gözüm hep bağlaçlarda. Buranın tam bi günlük gibi olması da canımı sıkıyor. Kendimi daha fazla Serra'laştırmadan, iyi geceler canım günlüg.