27 Haziran 2009 Cumartesi

yanılsama

Bu aralar canım bir başka sıkılıyor. APC kesmedi Tool dinlemeye başladım. Artık benden kimseye hayır gelmez sanıyorum.

Yok yok, bu konuda emin gibiyim.

16 Haziran 2009 Salı

tespit

Tespit 1: Hayat Leonlaşabilmektir bazen.

Her şeye "tamam" diyen insanlar da en az her şeye "hayır" diyen insanlar kadar sinir bozucudur.

Léon: And stop saying "okay" all the time. Okay?
Mathilda: Okay.
Léon: Good.

Arka fonda "Noon" çalıyordu...

Tespit 2: Lipton da hata yapar.

Poşet çayın içindeki parçacıkların çayın içine yayıldığını gördüğünde senin açından da haklı bir tespit olabilir bu, bekle ve gör.

Tespit 3: Öğrenci kutuplarda da olsa öğrencidir.

Öğrenci psikolojisi evrensel bir kavram olup yaş, cinsiyet, ırk, dil, din gibi ayrılıkları tek bir potada eritir. Mesela bütünleme sınavına (son!!!:)) ) çalışmak dururken gelip burada abuk subuk tespitler yapabilir. Bu matematiksel beklenti değerimizin 1'e olabildiğince yakın olduğu bir haldir, şahitleri bile vardır.


Daha çok yazacaadım, olasılıktan kalma ihtimalim aklımdan geçiverdi. Öpt. Kib. Bye.

11 Haziran 2009 Perşembe

kahve vs.

Meşhur "kahve + altı=> kahvaltı" kaynaşmasını bilmeyen yoktur heralde, gerek lisede gerek dersanelerde çokça çalındı kulaklarımıza. Yalnız çok sık kullandığımız kelimelerin anlamlarını görmezden gelebiliyoruz bazen, kahvaltıdan sonra kahve içmek bu yüzden pek yaygın bir eylem değil, ama işte atalarımızın bir bildiği varmış zamanında. Kahveden önce kahvaltı yapma fikrinin güzelliğini kahvaltının ardından içtiğin kahveyle algılayabiliyorsun ancak.

Pek bir keyifli.

Hele bir de seneye bu vakitlerde üniversite denen kabusun biteceğini düşündükçe daha keyifli oluyor. Üç senedir dördüncü sınıf olmanın bir insanı nasıl mutlu edeceğini hayal ediyordum. "Acayip mutlu oluyosundur ya kesin bana olmaz" diyordum da oldu bana, acayip mutlu oluyormuşsun cidden de. Biliyorum hayatımdaki tüm sıkıntılar elemine olmayacak ama 'üniversiteli heyecanlı gençler' kitlesinden kurtulacağım en azından.

Yüksek lisans mı dedin? " :))))))))) " Sözü Pet Shop Boys'a bırakıyorum;

"Don't have to be
A big bucks Hollywood star

Don't have to drive
A super car to get far
Don't have to live
A life of power and wealth
Don't have to be

Beautiful but it helps";)


E dolayısıyla yüksek lisans denen zıkkımı bin türlü çileyle yapmaya, bu sü
reçte etrafımdaki insanların yapmacık saygı/sevgi gösterilerine de ihtiyacım yok. Para dersen hayatın amacı değil, sadece hayatını başkasına muhtaç olmadan yaşamanı sağlayacak bir araç.

Yani diyom ki;

"You need more

You need more

You need more
You need more
You need love..."

(İngilizce kısımların hepsi Pet Shop Boys'a ait: love etc. Son bir haftadır başka şarkı dinleyemiyorum da:) Klibi ayrıca güzel.)

(emeğe saygı)

2 Haziran 2009 Salı

şimdi benim anlamadığım...

Çok sıkıldınız benden biliyorum ama final dönemleri bi acayip oluyorum ya... Böyle gerekli gereksiz bisürü şey üzerine felsefe yapasım geliyor, çünkü düşünmezsem çalışmam lazım.

Ispanak pişirmek, ütü yapmak hep gereksiz işler bence. Hem ıspanağı o kadar çok yıkayınca vitamini kalmıyor. Ütü yapıyorsun ya da, sonra bidaha yıkıyorsun, bidaha ütülüyorsun ohoooo... Yemek yiyorsun ama sonra yine acıkıyorsun. Hayat ne tuhaf be. Bundan birkaç sene önce fındıklı kahve diye bişey çıkıcak sen de çok seveceksin deseler 'böyle yuvarlak bişeyler olucak, onların üzerinde yürümeden bi yerlere gidicek insanlar'ı duymuş karanlık çağ adamı gibi gülerdim. Muhtemelen ne dediğini anlamadığım için.

Şeyi de anlamıyorum mesela, niye msndeki kişiler isimlerinin başına tırnak işaretiyle boşluk falan bırakıp listenin en başında görünme arzusu taşırlar ki? Hayır yani ben listenin en başında diye görünce konuşmak mı isteyeceğim sanki.

Yani canım günlüg, eğer hayatın anlamı varsa onu final döneminde ders çalışamayan bir öğrenci bulacak bence, buna tüm kalbimle inanıyorum.