kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Temmuz 2008 Pazar

gta, mercan dede ve siyah balık kraker

Grand Theft Auto, hiç oynamadıysanız şayet, ısrarla tavsiye ediyorum. Direksiyon hocam görebilseydi benimle gurur duyardı yauu, en dik yokuşlarda bile arabayı milim kaydırmadan harekete geçirebiliyorum:)) Yaşasın Zaibatsular!

Emrin?

Yaparım.

Şaka şaka, bu başka oyundu:)

Şimdilik birkaç ufak hikaye yeter bana. Siyah Süt, bugüne kadar okuduğum en sıkıcı kitap ne de olsa.. Kitap ile ilgili okuyucu görüşlerinden biri çok garip, adam o içseslerin herbirinin yazara ait olduğunu kitabın sonunda anlamış, 'kitabı yarıda bırakanlar için üzülürüm' diyor..

Şu sıradan hayatımda tuhaf bir şey yapayım diyorsanız GTA oynarken arabaların radyosu yerine Mercan Dede dinleyip tropikal meyve aromalı jelibon yiyin. Üçünü aynı anda yapabilirseniz tabi, hahayt:p

Kimse dharma balık krakeri de atmıyor ya kafesime, neyse, elveda ve tüm o balıklar için teşekkürler.

Oeh, yazının her parçası ayrı bi dünya ya, nerde bütünlük, nerde solar?

10 Mayıs 2008 Cumartesi

'haftanın sonu nakarat gibi'

"cuma günleri valiz hazırlamak gibi.."

Şimdi nasıl bulaştı Pinhani hayatıma bilmiyorum, ama dalgalandığım günlerde durulmam için yetişti sanki.
Dedim ya, şarkılardan hayat felsefesi bulacak kadar basit.

"..pazar günleri elimdeki balık gibi.."

Arkada bu melodiler çalarken aynı cümleleri bilmem kaçıncı kez okuyup, kitabı tekrar kitaplıktan alıp yastığımın altına bıraktım. 'Acil durumda camı kırınız' gibi bir şey bazı kitaplar benim için. Yine okunup sevinmek için bekliyor ama sözcükleri dikkatle seçemiyorum bu defa, savurgan bir oda arkadaşı gibiyim Dostoyevski'ye zihnimin karışıklığında; cüret edip tutunabildiğim sayfaları var bana yine de, nakarat günlerin sonunu ne kadar güzel tasvir edebilmiş kelimeleri de;

"..kalabalığın arasında, herkes gibi evine doğru yürümektedir ama her nedense, buruşmuş gibi gözüken solgun yüzünde hayatından hoşnut, tuhaf bir ifade vardır. Bakır kırmızı güneşin, soğuk Petersburg ufuklarında yavaş yavaş batışını tatlı bir keyifle seyreder. Aslında seyreder demek yalan olur. Çünkü etrafında olup bitenlerden yarı haberdar, sağına soluna bakamayacak kadar yorgun veya kafasında bin türlü düşünce içinde dalgın bir adam gibi önündeki manzaraya anlamını çözemediği bir şaşkınlık içerisinde bakakalır. Hoşnuttur, çünkü ertesi güne kadar, istemeye istemeye yaptığı can sıkıcı işinden uzaklaşmıştır. Adeta akşam okuldan fırlayıp, evde oynayacağı oyunları, yapacağı muziplikleri düşünen ve bu sevinçle kabına sığmayan afacan bir çocuk gibidir. Ona şöyle bir baktığınızda, bu akşam saatinde sevincin, bu coşkunluğun onun hassas hayal yeteneğini harekete geçirip uyandırdığını göreceksiniz. Şimdi o derin düşüncelerinin içine dalmıştır.. "

(Dostoyevski/Beyaz Geceler/sf:26-27)

Bu kitabı da lüzumsuz kullananlar cezalandırılır; hayalperestlik büyüsüyle:)
Dedim ya; düşüncelerini anlatamayacak kadar karışık.

Bir cumartesidir başladı ama,

"..hiçbir cumartesi günüm bi türlü yetmedi.."

*başlık ve o diğer tırnak içindekiler Pinhani'nin "Haftanın sonu" adlı şarkısından çalıntı.