10 Mayıs 2008 Cumartesi

'haftanın sonu nakarat gibi'

"cuma günleri valiz hazırlamak gibi.."

Şimdi nasıl bulaştı Pinhani hayatıma bilmiyorum, ama dalgalandığım günlerde durulmam için yetişti sanki.
Dedim ya, şarkılardan hayat felsefesi bulacak kadar basit.

"..pazar günleri elimdeki balık gibi.."

Arkada bu melodiler çalarken aynı cümleleri bilmem kaçıncı kez okuyup, kitabı tekrar kitaplıktan alıp yastığımın altına bıraktım. 'Acil durumda camı kırınız' gibi bir şey bazı kitaplar benim için. Yine okunup sevinmek için bekliyor ama sözcükleri dikkatle seçemiyorum bu defa, savurgan bir oda arkadaşı gibiyim Dostoyevski'ye zihnimin karışıklığında; cüret edip tutunabildiğim sayfaları var bana yine de, nakarat günlerin sonunu ne kadar güzel tasvir edebilmiş kelimeleri de;

"..kalabalığın arasında, herkes gibi evine doğru yürümektedir ama her nedense, buruşmuş gibi gözüken solgun yüzünde hayatından hoşnut, tuhaf bir ifade vardır. Bakır kırmızı güneşin, soğuk Petersburg ufuklarında yavaş yavaş batışını tatlı bir keyifle seyreder. Aslında seyreder demek yalan olur. Çünkü etrafında olup bitenlerden yarı haberdar, sağına soluna bakamayacak kadar yorgun veya kafasında bin türlü düşünce içinde dalgın bir adam gibi önündeki manzaraya anlamını çözemediği bir şaşkınlık içerisinde bakakalır. Hoşnuttur, çünkü ertesi güne kadar, istemeye istemeye yaptığı can sıkıcı işinden uzaklaşmıştır. Adeta akşam okuldan fırlayıp, evde oynayacağı oyunları, yapacağı muziplikleri düşünen ve bu sevinçle kabına sığmayan afacan bir çocuk gibidir. Ona şöyle bir baktığınızda, bu akşam saatinde sevincin, bu coşkunluğun onun hassas hayal yeteneğini harekete geçirip uyandırdığını göreceksiniz. Şimdi o derin düşüncelerinin içine dalmıştır.. "

(Dostoyevski/Beyaz Geceler/sf:26-27)

Bu kitabı da lüzumsuz kullananlar cezalandırılır; hayalperestlik büyüsüyle:)
Dedim ya; düşüncelerini anlatamayacak kadar karışık.

Bir cumartesidir başladı ama,

"..hiçbir cumartesi günüm bi türlü yetmedi.."

*başlık ve o diğer tırnak içindekiler Pinhani'nin "Haftanın sonu" adlı şarkısından çalıntı.

6 yorum:

Adsız dedi ki...

beyaz geceler... arkadaşım okuduğunda fena düşmüştü, bana dedi, oku lütfen. okudum, enfesti, sonu hissettirmişti bana önceki sayfalardan, ayrılık kesindi.

haftanın sonu da enfes, evet. (:

solar dedi ki...

ben tutunurum aslında dostoyevski'nin yazdıklarına.. garip ama böyle işte:)
pinhani dinlemeye değer bir grup, geç keşfettim birazcık:)

Büşra dedi ki...

ben de bu şarkısını çok seviyorum, pinhani'nin ve aynı cümlelere takılmışız yine:))
*
ilk defa dostoyevski okuyan biri olarak, ben de onu okumak için geç kalmışım, diyorum ve mailindeki ifade için seni yanaklarından öpüyorum, güzel kardeşim :)

solar dedi ki...

hayata hep aynı yerinden takılıyoruz zaten seninle:)
seni tanıdığıma o kadar memnunum ki.. birçok insan var iken, hep güzel insanlar çıkıyor karşıma, şanslıyım ben:)

Adsız dedi ki...

beyaz gecelerin son sayfasını dün çevirdim, uzun süre tutuldum. elime ilk aldığımda da kapağına vurulmuştum.

solar dedi ki...

ben de kapağını açar açmaz bu sözcüklere tutulmuştum;

"yoksa o, bir anlık da olsa, senin gönlüne yakın olsun diye mi yaratıldı?"