johnny depp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
johnny depp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2010 Perşembe

alice in wonderland

Ya şimdi ben ne desem boş. Elbette, tabii ki, yani, izleyin. Her ne kadar dublajla izlemek zorunda kalsam da film müthiş olduğu için bir şey demiyorum, yoksa tek derdi daha çok para kazanmak olan bu salak zihniyete çok şey derdim. Çocuk filmi değil bu arkadaşlar. Hayır, arkamdaki veletler film boyu konuştular da ondan söylüyorum. Ben de onların yaşında olsam ben de izleyemezdim, ama bu her kırk dakikada bir dönüp "Şiiişt, sessiz olun" demeyeceğim anlamına gelmemeli. Kıytırıktan da olsa eğitimciyiz neticede.


Bittiğinde bir daha izlemek istedim, hatta Alice olmak istedim ve sonsuza dek Harikalar Diyarı'nda mutlu yaşamak...

Yok ben kitabı okuduğumda aynı şeyleri hissetmemiştim.

Tim Burton'ı bu yüzden sımsıkı kucaklamak istiyorum işte. İyi ki var.

Ne demek istediğimi anlatamadığım berbat bir yazı oldu ama bir ara toparlarım artık zaman bulursam. Kendinize iyi bakın, Alice'ler ve kendini Alice hissedenler. Ben başka Alice'im.

24 Ağustos 2009 Pazartesi

bana bir masal anlat tim

Düşününce bile kanımın damarlarımdaki hareketi hızlanıyor.

9 Eylül'de(düzeltme: 11 Aralık, aşağıdaki açıklamayı da okuyun lütfen) Tim Burton'ın yeni animasyonu "9" vizyona girecek. Hem bir animasyon hem de bir Tim Burton hastası olarak fazlasıyla heyecanlıyım. 9 Eylül Çarşamba gününe denk geliyormuş, izlemek için haftasonunu beklemeye sabredemeyeceğim için tek başıma izleyeceğim muhtemelen. Ben şimdiden çok beğendim, süper olmuş, hayatımın filmi vs :))
Ahanda fragmanı;



"Alice Harikalar Diyarı'nda" için ise biraz daha sabrımızı zorlamamız gerekecek. Zira gösterim tarihi şayet ertelenmezse 5 Mart 2010. Müthiş üçlü yine bir arada; Tim Burton, Johnny Depp ve Helena Bonham Carter. Karakterlere bakarken şöyle bir Beetle Juice esintisi hissettim hafiften. Helena Abla başta olmak üzere makyajlarıyla her zamanki gibi fazlasıyla dikkat çekiciler:



Tim Burton'ın berberi Sweeney Todd yüzünden ete bakış açım değişti ama yine de seviyorum çok fazla böyle ismi geçince heyecanlanıp abuk subuk devrik cümleler kuracak kadar.

Düzeltme (13.09.09) : Öncelikle 9, 9 Eylül'de vizyona girmediği için bu yazıyı okuyup da heveslenenlerden özür diliyorum. Vizyon tarihi için özellikle şu sayfaya bakmıştım ama yanıltıcı oldu, imdb "11 Aralık" diyor. Bir de, fragmanda Tim Burton'ın ismi geçiyor evet, ama imdb bağlantısında okuduğum bu yorum hiç hoşuma gitmedi. Siz gerekirse diğer yorumları da okuyup öyle karar verin artık;) Sevgiler.

11 Eylül 2008 Perşembe

makas eller (edward scissorhands)

Fena halde Tim Burton'a sarmış durumdayım bu aralar ve dolayısıyla Johnny Depp ve dolayısıyla Danny Elfman.. (geçmişe bakınız, bakınız..)

Özetini falan bir yana bırak şimdi de, ben bu filmi izleyip de 'Edward Scissorhands gerçek olsa hayatımın aşkı olurdu' demeyecek bağğyanlara güler geçerim.. Ee, iddialı oldu biraz ama zaten gerçek değil ki bu mikemmel ötesi karakterler, ha diyeceksin ki sen önce kendine bak, sen filmlerdeki aşık olunası karakterler gibi misin, yok, değilim, zaten ben gerçek olsaydı 'biz ererdik muradımıza siz de çıkardınız kerevete' falan demedim, 'aşık olmak' dedim sadece, aşk zaten bildiğim kadarıyla tek kişilikti (yoksa.. yok ya, olamaz film karakteri lan bu, kendine gel!).

Öyle masum, öyle iyi, öyle, sanki, bakışları, duruşu, bu iyiliğiyle insan olmaya o kadar uzak ki zaten ancak bir film karakteri ya da makas elli kurabiye kalpli bir hayal olabilir bu haliyle..

Tim Burton yine bize bir mesaj veriyor; iyilerin ve farklıların bu dünyada mutlu olamayacağına dair. Kim bu yüzden Edward ile birlikte yaşlan(a)madı. Yine de, bari diyorum ki, filmlerde mutlu olsalar, bununla teselli bulsak. Şimdi ise düşünmeden duramıyorum, Edward Kim olmadan nasıl yaşadı onca yıl, nasıl yaşamaya devam edecek, onsuzluğu nasıl öğrenecek?

Bu öğrenilecek bir şey de değil ki, sadece alışılacak bir durum. Edward Kim'sizliğe alışacak. Buraya yazınca kolay da, O olmak, zor olan bu.. Böhüh, hep böyle olur, üzüldüğüm zamanlarda anlatacaklarımı kopuk kopuk anlatırım, soğan gözlerinizden yaş getirecek kadar acıysa onu ince ince, düzgün kesemezsiniz ki:(

Hadi beni geç, sen neyaptintim, Edward kar yağdırırken ben nasıl gülebileceğim; 'cennet böyle bir yer olmalı' diyebileceğim, beyaz? Boğazım düğümlenmez mi?

...........dikkat! spoiler.......................

Kim'in psikopat sevgilisi Jim hıyarı Edward'ın kilitli kapıları açmak konusundaki hünerini görünce babasının paralarını sakladığı odayı açtırmak için onu kullanmayı akıl eder ve Kim de ilk başlarda itiraz etse de sonradan 'sevgilimle minibüsümüz olsuuağğn' düşüncesiyle Edward'dan bunu isteme gafletinde bulunur. Fakat işler istedikleri gibi gitmez, Edward yakalanır, bu salaklar da onu olduğu gibi bırakıp kaçarlar. Kim de sevgilisi onu zorla götürdüğü için yardım edemez. Polis merkezinde Edward'ın akıl sağlığının yerinde olmadığına kanaat getirilir ve Edward Kim ile sevgilisine dair tek kelime etmemiş halde serbest bırakılır.

Edward ile Kim'in bu olaydan sonraki ilk karşılaşmaları:

..
Kim: Kimin evi olduğunu söylediklerinde kendini çok kötü hissetmiş olmalısın..
Edward: Jim(Kim'in psikopat sevgilisi)'in evi olduğunu biliyordum.
Kim: Biliyor muydun?
Edward: Evet.
Kim: Öyleyse niye yaptın?
Edward: Çünkü sen yapmamı istedin.

İşte burası da sözün bittiği yerdi..

...........dikkat! spoiler.......................

Bu filmden haberim olmadan kar yağışını izlediğim günlere yazık olmuş. Kim bilir daha kaç kere 'neden daha önce değil?' diyeceğim; ya çok geç ya da çok erken kalıyorum zamanda; ben varken kimse olamıyor haliyle. Zamanlama farkıyla hayatı ıskalamak bu olsa gerek.

28 Ağustos 2008 Perşembe

ölü gelin (corpse bride)

(İzlemeyenler için filmin tadını kaçırabilecek bir yazı olabilir. Solar günlüg sorumluluk kabul etmez.)
Naysır Daysır arka sesli girişimi yapayım hemen: "Yine Tim Burton&Johnny Depp ikilisi yine harika bir film. Üstelik memnun kalmazsanız paranızı yirmi sekiz gün içinde iade ediyoruz!"

Daha önce bahsettiğim bir diğer Tim Burton güzelliği de Beetlejuice idi.

Ölü Gelin'in animasyon
olduğunu en başta belirteyim ki birileri nefis üçlüyü, hatta müziklerini Danny Elfman'ın yaptığını da söylersem nefis dörtlüyü hayal ederek yazıyı yarıda bırakıp bir koşu alabilsin:) Konu da şöyle efenim, henüz yüzünü görmediği evleneceği güzeller güzeli Victoria'sının ailesiyle görüşmeye giden Victor evlilik provasında yemini etmeyi bir türlü beceremez. Çoğumuzun üzgün olduğu zamanlarda yaptığı gibi kendi kendine konuşmaya başlar ormanda, fakat o da ne, yemini aslında ezberleyebilmiştir. Güzelce ezberini tamamladıktan sonra elindeki yüzüğü bir dal parçası sandığı Emily'nin parmağına takar. Emily de "Kabul ediyorum" diyerek yattığı yerden hortlar ve olaylar gelişir.

Benim izlerken ağlamadığım duygusallık içeren film yoktur pek, işte bu da hiç ağlamadıklarımdan biri olacaktı ama filmin sonunda Emily gerçek aşkın gerektirdiği fedakarlığı yaptı, sevdiğini mutluluğu için azat etti. İşte bu sonla aklımda uzun yıllar yer etmeyi hak etti bu film. Ayrıca sevgi pıtırcıkları için bıraktıkları aşk testi salladığım her isimde yüzde otuzun üzerinde sonuç vermedi, galiba gelen o "forward kısmet mail"i zincirini kırmam cidden lanetledi beni:p İsmimi değiştirmem gerekecek:( Olsun çalan müzik güzel, ismim de güzel, yani seviyorum ben:)

Ehem neyse, gece uyumadan önce izlemiştim filmi, uyudum uyandım bir daha izledim; şu sahnesindeki piyano melodileri durmadan beynimde dönüp duruyordu, dinlerken Danny yine yapmış diyeceksin:

Corpse Bride: The Piano Duet - Funny videos are here

Filmin imdb bağlantısı da şöyle. Sormuşlar Emily'e filmin sonunda ne oluyor diye, bence cevap çok optimist birinden gelmiş, gerçekçi olsaydı şöyle derdi: Ölüyor.

(emeğe saygı)