öyle manyaklaşmak ki kalem kırmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öyle manyaklaşmak ki kalem kırmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Aralık 2009 Pazartesi

bir büyükşehir masalı

Şimdi -çoğu zaman gibi- buraya dilek öneri ve şikayetlerimi yazıyor olmamın mantıksızlığını bir kenara bırakmam gerekiyor. Yazmazsam içimdeki sinir ve stresin mideme vurma olasılığı çok yüksek ama sen de sinirleneceksen hiç okuma boşver, benim yazmam lazım.

Bir varmış bir yokmuş, pek de uzak olmayan bir yerlerde pek de büyük olmayan şirin mi şirin bir ülke varmış. İsviçreli bilimadamlarının yaptığı araştırmaya göre o ülkede yaşayan her dört kişiden biri "Bir gün bu ülkeden gidicem" dermiş. Geri kalan üç kişinin dağılımı ise şöyleymiş; "Adamlar yiyor ama çalışıyor" diyen salak vatandaş, oy verirken "Ben bilmem beyim bilir" diyen tüm gün izdivaç programı izleyip el işi yapan hanım teyze, diğeri de bunları bile düşünebilecek zeka yeterliliğine sahip olmayan baba parası yiyici ve boşverci bir zihniyetin el yapımı ürünü olurmuş.

Solar da yine bir gün "Defolup gitsem artık bu ülkeden" demiş çünkü günlerce 30-35 dakika belediye otobüsü beklemiş. Belediye yeni aldığı son model "çevre dostu:)"araçlarıyla milletin gözünü boyayıp oy toplayadursun, insanlar ak ak ak ak diyiverip kıpkırmızı "evet;)" dedikleri canı belediyelerinin şoförlerine "kardeşim yarım saat oldu yeter artık" şeklinde serzenişte bulunur olmuşlar. Belediye çiçek ekmiş. Solar otobüs beklemiş. Belediye lale şenliği düzenlemiş. Belediye çocuklara laptop dağıtmış ama insanlar saatlerce otobüs beklemiş. Belediye her yeri kazıp köprüler yapmış. İnsanlar otobüs beklemiş. Belediye çalışmış, olmuş. İnsanlar beklemiş, olmamış...

İnsanlar...
Beklemiş...
Beklemiş...
Beklemiş...

Beklemekten sıkılan Solar şikayet telefonu açmış. Önceden çalışan özel halk otobüslerinin tekrar çalıştırılmasını istediğini söylemiş. "Çok zaman kaybediyorum" diye şikayetini bildirmek üzere konuştuğu kişiden "Neden özel halk otobüsüne binesiniz ki, belediye otobüsü yüzde elli indirimli, e yarım saat de bekleyiverin nolcek;)" şeklinde cevap alınca bu ülkeden bir cacık olmayacağını bir kez daha anlamış.

Vazgeçmiş.

İyi uykular!!! Güzel ülkemin güzel insanları...

Tüm bunlar da bize kapak olsun.

26 Aralık 2008 Cuma

yeni başlayanlar için türkiye'de öğrenci olmak

Öldüğüm zaman dünyaya gelen biri yolda; 'Beni Türkiye'ye gönderiyorlar, sence dikkat etmem gereken en önemli şey ne?' diye sorarsa, "üniversite ve/veya bölüm tercihini çok dikkatli yap" diyeceğim. Bu basit hata(?) sonrasında işler fena halde sarpa sarabiliyor;

-Bir anlık gaza gelip okuduğun bölümü bırakabiliyorsun..

-Bir anlık gaza gelip tekrar öss'ye hazırlanıp başka bir bölüme başlayabiliyorsun..

-Aynı dönemden arkadaşların mesleklerinde birinci yılını doldurmak üzereyken, halen 'Lan bunun cevabı 16/3 olmalıydı ama cevaba 32/6 yazmış??' diyerek yarım dakikalığına yapılmış en büyük salaklıklardan birini yaşayabiliyorsun.. (Evet, ilköğretim 5, 2 ile sadeleştirme)

-Kimse sana 'bi baltaya sap ol artık' demese de, hatta 'on sene uzat okulu ama yeter ki sağlığından olma' diyen dünya tatlısı bir annen, 'boşver kardeşim hayatını yaşa' diyen altın kalpli bir kardeşin bile varken, günün büyük bir bölümünü 'asalak gibi yaşıyorum' psikolojisiyle geçirebiliyorsun, bu sınav dönemleri üzerindeki stres ve baskıyı 'n elemanıdır R artı' ile çarpıyor..

-"-Beni nasıl isterdin? +Tek parça." diyen şarkıya saatlerce takılabiliyorsun..

-Sırf ders bırakmayayım diye karakterin değişiyor; huysuz, çok kahve içen, uykusuz, sinirleri bozuk, asabi, kalp kıran, iğrenç bir insan olup çıkıyorsun..

-'Hemen okuyacağım' diye aldığın kitapları aylarca okuyamamanın ağırlığı altında ezilip kalıyorsun..

Kısacası, gözünü seveyim, çok dikkat et o yuvarlakları karalarken, madem karalayacak kadar gözün kararmış; bari dışına taşırma.. Çünkü stres insanı öldürmüyor ama süründürüyor bu ülkede.

Yeni yıldan en büyük beklentim bu yüzden çabuk geçmesi; bence de merhaba 2009, ama mümkünse ben fazla kalmıycam!

(emeğe saygı; 1, 2)

25 Ekim 2008 Cumartesi

ben buna gülüyorum ya

Aferin iyi düşünmüşsünüz, Blogger'ı engellediniz ya, şimdi birçok problemimiz kendiliğinden çözülecek..

Yalnız iki noktaya dikkat çekmek istiyorum;

-Halen bloglarımıza türlü taklalar atarak erişebiliyoruz; bence tek tek peşimize düşüp sorguya almalısınız hepimizi, 'amacınız ne sizin lan?' diye..

-iGoogle(ve tahminimce diğer rss takip aparatları da dahil buna)'dan benim gibi şansını zorlayıp yazı yazan blogger'ları halen okuyabiliyorum; bence bütün rss'leri de engelleyin karşımıza şu güzide uyarı cümleciği çıksın: "Bu rss'e de erişimi engelledik:p"

Zaten tansiyonum bir inip bir çıkıyor, bir de siz üzerine tuz biber oldunuz..