solar günlüg

we live in a beautiful world... yeah we do... yeah we do!

ki ben

yazan: solar

Hakikaten de tenhalaştı kahvaltılarımız ve hakikaten de bir bildiğim var da susuyor gibiyim. Şu sevimli insan canımı bundan daha çok acıtamaz sanıyordum, yanılmışım. Aslında derdimi anlatacak kadar işaret sıfatı biliyorum ama benim gözüm hep bağlaçlarda. Buranın tam bi günlük gibi olması da canımı sıkıyor. Kendimi daha fazla Serra'laştırmadan, iyi geceler canım günlüg.

aslında

yazan: solar

Bazen özlemin olmadığı bir dünya daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Bu çok sık olmuyor, genelde sevdiklerim uzaklara gidince, normal olarak. Bu aralar çok mantıklıyım kusura bakma günlüg, ama ben abimi özlüyorum. Mantıklı bir şekilde, kendime zarar vermeyerek özlüyorum. Öylesi de olur mu deme, sessizce özleyince, mutluymuş gibi yapınca çok süper oluyor.

Askerlik denen şeyi ben sevemedim. Bana içinde özlemin olmadığı şeylerle gelin.

Eee, şey, yani en azından, bundan sonra (mutlu bir gülümseme buradaydı).

charlie bit me remix:)

yazan: solar

viva la günlüg!!

yazan: solar

Size bugün biraz sevgiden bahsedeceğim. Evet, sevgi... Hangimize tanıdık gelmiyor ki...

Eheheh, bu üç noktaları falan ciddiye almadın işşallah:p Neyse kendimi ciddiyete davet ediyorum. Çok zorlarsanız biraz tuhaf bir insan olduğumu kabul edebilirim belki bilemiyorum. Yani benim için hiçbir şeyin ortası yok. Sevdiğim insanları yoğun ilgimle boğabiliyorum bazen. Çoğu zaman kendimi kontrol etmek zorunda kalıyorum ama sevgi bu ya, öyle kolay değil, çok yüce, en azından öyle olması gereken bir şey. Hatta bence onun yerini alabilecek tek duygu nefret olabilir ancak, unutmak ya da unutulmak değil.

Bi de, her zaman her şeyi sevemiyoruz neticede. Denk gelince elden kaçırmamak, kıymetini bilmek lazım. Şu pis dünyada güzel olan her şeyin kıymetini bilmek lazım; seviyor olmamın da seviliyor olmamın da, sünger bob misali gözlerimin içini parlatan heyecanlarımın da, bazen yorsa da hiç yanıltmadığı için hayatın da veeeeeee, günlüğümün de:)

Seni seviyorum la, şişşşt Günlüg!! Buraya arasıra bakıp yazdıklarımı okuyan sizleri de (gugıldan tesadüfen gelenleri değil ama:p ) ; göremesem de, bir gün oturup şöyle karşılıklı güzel bir kahve içemeyecek olsak da, orada bir arkadaş olarak varlığınızı hissediyor olmak çok güzel.

Nice yıllara, hep birlikte:)

(güneşe saygı)

veee tabii ki hayatımın Coldplay'i...



"...but that was when I ruled the world."

yeni başlayanlar için toplu monolog

yazan: solar

Ders: kepesese
Konu: toplu monolog
Bela okumaya kıyamadığımız zoolog: Piaget
Kişiler: İşlem öncesi dönemde takılı kalan iki öğretmen adayı

evrak

yazan: solar

"Evrak" zaten çoğul bir kelimeymiş. Yani biz "Evraklarınızı alabilir miyim?" diye sorduğumuzda "Kağıtlarlarınızı alabilir miyim?" demiş bulunuyormuşuz istemeden.

evrak:

1 . Kâğıt yaprakları, kitap sayfaları.
2 . Resmî kurumlarda işlem gören belgeler:
"Mektupçu evrak okur, cevap yazar, muhabere işlerini idare ederdi."- S. Ayverdi.
3 . Yazılmış kitaplar, mektuplar veya yazılar.
tdk

Evet, "ÖSS sınavı" demek gibi bu da ölümcül olmayan bir hata ama yine de düzeltmek istedim. Neticede "KPSS"yi bizim gibi değil de olması gerektiği gibi "kepesese" olarak telaffuz eden yedi yaşında mükemmel Türkçe konuşan bir kuzene sahibim.

Bir zamanlar ben de "pek de" yerine "pekte" yazardım işte, nereden nereye...

Bişi değil dünya.

"Bişi" mi? Çıt çıt çıt...

niye gittim

yazan: solar

Şimdi pek çaktırmadım ama epeydir yoktum. Ha, bunun yazma yeteneğim üzerindeki olumsuz etkileri üzerinde ayrıca durucam zaten. Döncem ben sana. Ehe, neyse. Asıl konumuza gelelim.

Biz böyle acayip huzurlu yemyeşil ve mutlu bi sitede oturuyorduk. Etrafta şen kahkahalar atan şen çocuklar vardı. Böhühüh... Kendi evimize taşındık şimdi. Acayip dağbaşında bi yer. İnternet buraya nasıl ulaşabiliyor hayret ediyorum hatta. Türk Telekom'u tebrik etmem lazım, bunca yıl "link ışığı yanıyor!!!" diye böğürüp bildiğim tüm sabır cümlelerini içimden geçirken cidden haksızlık etmişim. Ne diyor belediye, çalışınca oluyore.

Arkamızdaki mezarlık sayesinde yaşamın ne kadar fani olduğunu, etrafımdaki sessizlik nedeniyle de televizyondan gelen çatur çutur seslerin aslında ne kadar korkunç olduğunu anladım. Köpekleri saymıyorum, bugün sayelerinde derse geç kaldım. Sibirya kurdundan tut, Alman kurduna kadar, köpek diye nitelendiremeyeceğim hayvanlarla dolu etrafım. Pek sevimli değil. Canım çok fazla sıkılıyor aslında ve bu büyük oranda KPSS'ye istediğim gibi hazırlanamamamla alakalı. Bu sınavı ciddiye alan tek yaratık benim şu anda, bizimkiler neye güveniyor bilmiyorum. Galiba bana. Ben kendime güveniyor muyum, hayır. Yeterince delilim yok şu an için. Çok umutsuzum. Hayat berbat.

Şimdi bu odayı boşaltmam lazım, oda değişikliği yapıyoruz malum... Dua et günlüg, bişeyler daha iyi gitsin. Bişeyler işte, ben bu çatı katına ısınayım, insanlar yağmurun pıt pıtına "aa negzel..." derken ben de "bence deee" diye atlayayım hemen.

Okula hiç gitmek istemememi saymıyorum bile. Nefret ne demekmiş bu sene öğrendim. Yazmayacaktım işte ya. Benim için işler iyi gitmiyor, umarım düzelir. İnternet bağlantım kopmazsa ya da bir sabah bir Alman kurdu tarafından hurharca katledilmezsem buralardayım yine.

Öptüm canlar.

düzeltme: Ayrıca domuz gribiyim sanırım ya. İyileşemedim bi türlü...