"esas trajedi buydu. bir adamın kötü olmaya cesaret etmesi değil, milyonlarca insanın iyi olmaya cesaret edememesiydi. "
-john fowles/ büyücü
........................................................spoiler.......................................................
onlarca yıldır kendimizi kandırıyoruz. artık hiçbirimiz iyi değiliz. aramızdaki husumetin sebebi siyasi fikir ayrılıkları günlük bıdıbıdılar ya da birbirimizi çekememezlik filan değil. esas gözden kaçırdığımız, çok net bir şey.
artık çok azımız iyi.
büyük bir kısmımız kötü.
savaş da, bu ikisi arasında: iyiler ve kötüler.
bu çok normal geliyor bana. esas garip olan şey, halen içimizdeki kötüleri aklama çabamız. biz misafirperveriz, biz duygusalız, biz şöyle vefalıyız, biz şöyle birbirimize bağlıyız, akraba severiz, komşu severiz, biz biz biz...
biz ancak ikiyüzlüyüz.
arkasından dünyanın lafını saydırdığımız insanın gider çayını içer, yüzüne gülümseriz. sırf yalnız kalmamak için. sırf işimiz düştüğünde kapısını çalabilelim diye. biz borç ister, sonra da ödememek için türlü taklalar atarız. biz daha az çalışmak için işi hep başkalarının üzerine yıkarız. sesini çıkarmayan iyi insanları "enayi" diye yaftalarız. arkasından güleriz. biz çok kurnazız. telefonda insanları dolandırmaktan zerre çekinmeyiz. buna şahit olanlar da kötülüğü yapanı değil, gözü açık davranamayan saf ve temiz insanları suçlar. biz iki üç yaşında kızlara, el kadar bebeklere bakıp şehvani duygular besleyebilecek kadar insanlıktan nasiplenememişleriz. hatta yaptığımız vahşiliği "ne yapayım kadınlara gidecek param yoktu" diye savunacak kadar utanmaz arlanmazız, ama haşaa, hepimiz müslümanız. parkta el ele dolaşan gençlere dünyayı dar ederiz. mini etek giyen kadına dünyanın arsızlığını yapmayı kendimize hak görürüz. kızlarla erkeklerin yan yana okuması, birbirinin sesini duyması, birbirine dokunması bizce dünyanın en kötü yanı. biz her gün gözümüzün önünde yitip giden gencecik canlara artık okuyacak iki üç saniyemizi bile ayıramayız. trafikte saniye sabretmez, insanlara saygısızlık yapar, her türlü kul hakkı yer ama hiçbir cumayı kaçırmayız. başkasının emeğini çalıp bir yerlere gelmeyi doğal karşılayacak kadar utanmaz, oruç tutmayana dayak atacak kadar dindarız çok şükür. tembelliği, sorumsuzluğu yüceltip, çalışmayı sorumluluk sahibi olmayı yerin dibine geçirenleriz. çocuklarımızı doğurup doğurup ellerine bir parça ekmek yanında da tablet telefon verip susturanlarız. sonra "çocuğum niye böyle oldu" diye gidip öğretmenlerine hesap soranlarız. biz çalışmadan geçirdiğimiz dakikaları yanımıza kar sayanlarız. kitap okuyan entel danteldir, resmi gazeteye inanmayanlar başımızın tacıdır. her türlü kötülüğü bilgelikten, her türlü iyiliği cehaletten bekleyenleriz.
biz az çok böyle olduk.
bu kadar kötülüğü cehennem bile kusar atar.
........................................................spoiler.......................................................
bu distopik film fragmanının ardından gündelik iyilik dolu yaşamlarımıza devam edebiliriz.
kelebekler, çiçekler falan filan feşmekan.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder