kafa karşıklığı olmasın diye hep küçük harflerle yazıyorum günlüg'üme. yaş otuz olunca malum, sadeleşmeye ihtiyaç duyuyor insan.
saçmasapan başlığımda da belirttiğim gibi, yaş otuz iken ergenlikte "hüzünlü" olan şarkılar bu yaşta "huzurlu" kademesine terfi ediyor. yanında kahve opsiyonel.
bir oyun olsam, 30'umda "save" alır, allah'a iyi bir kul olmayı başarana kadar defalarca o yaştan tekrar başlardım. çünkü önceliklerini biliyor ve insanları artık tanımış oluyorsun, kendini tanımış oluyorsun. "ne kendine, ne de bir başkasına haddinden fazla anlam yükleme" öğüdü artık geçerliliğini kazanmış oluyor. kendine "doğadaki herhangi bir zerreden daha değerli olmadığının farkındayım" diyorsun, e diğer insanların daa... aaa, yooo, aile başka. aile farklı. sana her şeyini verenlere, her nazını kaprisini "ama beni anlamıyooosunuzz" deliliğini çekip, kızılcık şerbeti içip, halen üzümlü güllü ramazan şerbeti içmişçesine gülümseyenlere başka... onlar başka. bu yaştan sonra da onların kıymetini bilmezse, zaten gözüme gözükmesin bu kendini "alice" zannedip hayal dünyasından hayat dünyasına ışınlanan hatun.
ailenin kıymeti bil!
işte üç beş, ne biriktirdiysen atıyorsun değerlerini bilmek için kalbine. değerli. diğerleriyle ilişkiler daha resmi. öyle de olması gerekiyor. çünkü anlaşamadığın her insan, daha çok taviz demek hayatından. iyisini kötüsünü demiyorum. kötü de olsan, iyi de olsan, çok zorlamamak lazım. herkes kendi halkasında ne biriktirdiyse işte. etkiliyorsun. yaptığın iş, birçok insanı etkiliyor. ne yapıyorsan "aferin" için değil, etkilediklerin için yapıyorsun. vakti değerli harca. çalışırken gerçekten bir etki bırak. bir fark yarat bulunduğun yerde. temizlik yaptıysan, bırak görenler sen söylemeden anlasın aradaki farkı ve bunun övgüsünü insandan değil, allah'tan dile.
işini düzgün yap!
doğa çok güzel, sen de gelsene. elinden geldiği kadar daha çok doğayla, daha az insanla vakit geçir. doğaya çıkamıyorsan, birkaç saat yalnız kal. düşün. insan kalabalığı düşünmeyi engeller. kalabalıklardan, doğaya... yere yediğini içtiğini atanı şikayet ettin bu yaşında dek. bu yaştan sonra o çöpü oradan alıp çöp kutusuna at. madem insan değişmiyor, sen tavrını değiştir. soluduğun oksijen, içtiğin su o güzel ağaçlar, kuşlar, kurbağalar, sivrisinekler, orman, göl tabiat olmazsa olmaz.
doğayı sev, insandan koru! :)
mutluluğunu ve huzurunu bir başkasına değil, kendine bağla. gücün kendinden gelsin. aha bak o enerji, nlp, evrene gönder gelsin saçmalıklarından bahsetmiyorum da, ama bak, yani gerçekten sen kendine yetmiyorsan başkasından hayır bekleme. kendinle huzurlu ve mutlu olamıyorsan bir başkasıyla zaten olamazsın. konunun muhatabı %80 kendinse, %20 başkaları. sen kendini başka hiç kimseye ihtiyaç duymadan tedavi edebiliyorsan başkalarına yardımın olur hatta.
kendine yet!
coldplay bozmuş, radiohead hiç değişmemiş. pet shop boys love etc.'de kalmış, halen leonard cohen çok huzurluymuş, hotel california da neredeymiş deme. müzik dinle. net.
müzik dinle!
hiçbir açıklamaya ihtiyaç duymadan... yapamayacağını çok iyi bildiğin bir şeyi başkasının hatrına yapma. evet diyebildiğin kadar "hayır" demeyi de bil. bugün eziyet olmazsa, yarın eziyet olur. o gün, ne sen, ne de hatrına bi şeyler yaptıkların mutlu olabilir.
"hayır" diyebil!
ne olursa olsun, içini nefret değil, bırak af ve sevgi doldursun. bunu kendin için yap, başka türlü zaten sen de huzurlu olamazsın.
"affetmeyi esas al. iyiyi ve güzeli emret, cahillerden yüz çevir."
(a'raf 199)
oku!
düşün!
yaz!
oku!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder