Dahice bir şey ya;
Linkini de ekleyelim unutmadan;)
http://www.youtube.com/watch?v=P5_Msrdg3Hk
30 Mart 2010 Salı
29 Mart 2010 Pazartesi
ateşle yaklaşma
Uzun uzun yazıyordum bugünlerdeki durumu anlatmak için, anayasa değişikliği vs vs, sonra bir şeyler okudum ve bütün sinirim stresim geçti:
Bu
Bir de şu
Bir keresinde de Başbakan konuşurken yanlış yerde alkışlamışlardı, ona da çok gülmüştüm.
Heh, şurada.
Aslında yazacak çok şey var da işte, benim vatandaşım belki anlamayabilir ;)
Bu
Bir de şu
Bir keresinde de Başbakan konuşurken yanlış yerde alkışlamışlardı, ona da çok gülmüştüm.
Heh, şurada.
Aslında yazacak çok şey var da işte, benim vatandaşım belki anlamayabilir ;)
26 Mart 2010 Cuma
senin ellerinde
Ahmet Şerif İzgören'in yaklaşık bir saatlik seminerinden bir parça, ama bence tamamını izleyin, sonundaki hikayeye bayıldığım için bu kısmını bırakıyorum ben;
24 Mart 2010 Çarşamba
istatistik
Yapılan araştırmalara göre yaşayan her insan hayatının bir döneminde en az bir defa etrafındaki kalabalığa bakıp "İyi ama neden ben?" diye ne idüğü belirsiz bir soru sormuştur.Yine yapılan bir araştırmaya göre bu soruyu sesli soranlara, insanların yüzde doksan dokuz nokta dokuzu şu güfteden esinlenerek cevab vermiştir:
"Beterin beteri var haline şükret dostum" ;)
Bazen "Bütün bunlar neden oluyor ki, hani böyle oluyor ya, acaba iyi mi oluyor yoksa kötü mü oluyor..." diye düşündüğünüz oluyor mu?
İlla bir seçim yapmam gerekecekse -tıpkı bugüne kadar olduğu gibi- bunu başkaları benim yerime yapsa olmaz mı?
Bu kadar soru sormam normal mi?
(kaynak)
18 Mart 2010 Perşembe
alice in wonderland
Ya şimdi ben ne desem boş. Elbette, tabii ki, yani, izleyin. Her ne kadar dublajla izlemek zorunda kalsam da film müthiş olduğu için bir şey demiyorum, yoksa tek derdi daha çok para kazanmak olan bu salak zihniyete çok şey derdim. Çocuk filmi değil bu arkadaşlar. Hayır, arkamdaki veletler film boyu konuştular da ondan söylüyorum. Ben de onların yaşında olsam ben de izleyemezdim, ama bu her kırk dakikada bir dönüp "Şiiişt, sessiz olun" demeyeceğim anlamına gelmemeli. Kıytırıktan da olsa eğitimciyiz neticede.Bittiğinde bir daha izlemek istedim, hatta Alice olmak istedim ve sonsuza dek Harikalar Diyarı'nda mutlu yaşamak...
Yok ben kitabı okuduğumda aynı şeyleri hissetmemiştim.
Tim Burton'ı bu yüzden sımsıkı kucaklamak istiyorum işte. İyi ki var.
Ne demek istediğimi anlatamadığım berbat bir yazı oldu ama bir ara toparlarım artık zaman bulursam. Kendinize iyi bakın, Alice'ler ve kendini Alice hissedenler. Ben başka Alice'im.
10 Mart 2010 Çarşamba
okumadan öğrenmek
Süper olurdu değil mi? Hani Matrix'deki gibi. Bana şu bilgiyi yükle diyeceksin birine, gözlerin kırpışıcak, sonra, aa!
Aslında artık çok da bilimkurgu değil bu. Yapılan bir deneyi anlatayım bakın:
Bir grup fareyi labirente buyur ediyorlar. Tabii bir yerine peynir bırakıp, illa ki:) Fareler uzun bir zamanın ardından peyniri buluyor. Birkaç denemenin ardından her defasında daha kısa sürede peyniri bulabildikleri için, bunların yolu "öğrenmiş" olduğunu kabul edebiliyoruz.
Birinci gruptaki farelerin beynini daha önce labirente hiç girmemiş ikinci grup farelerle karşılaştırınca, beyinlerinde daha önce var olmayan bir sıvının oluştuğu fark ediliyor.
Şimdi sıkı durun; bu sıvı, daha önce hiç labirente girmemiş ikinci gruptaki farelerin beyinlerine enjekte edildiğinde, tıpkı daha önce peynire giden yolu öğrenmiş fareler gibi, çok kısa sürede peyniri buluyorlar!
Şaşırdın...... Ben de şaşırdım valla :P
Hımm, öncelikle öğrenmek istediğim şey Anayasa tarihi, KPSS'yi kazanayım da bu öğrendiklerim bi işe yarasın diye :(
Sana zahmet yükleyiver Tank!
Aslında artık çok da bilimkurgu değil bu. Yapılan bir deneyi anlatayım bakın:
Bir grup fareyi labirente buyur ediyorlar. Tabii bir yerine peynir bırakıp, illa ki:) Fareler uzun bir zamanın ardından peyniri buluyor. Birkaç denemenin ardından her defasında daha kısa sürede peyniri bulabildikleri için, bunların yolu "öğrenmiş" olduğunu kabul edebiliyoruz.
Birinci gruptaki farelerin beynini daha önce labirente hiç girmemiş ikinci grup farelerle karşılaştırınca, beyinlerinde daha önce var olmayan bir sıvının oluştuğu fark ediliyor.
Şimdi sıkı durun; bu sıvı, daha önce hiç labirente girmemiş ikinci gruptaki farelerin beyinlerine enjekte edildiğinde, tıpkı daha önce peynire giden yolu öğrenmiş fareler gibi, çok kısa sürede peyniri buluyorlar!
Şaşırdın...... Ben de şaşırdım valla :P
Hımm, öncelikle öğrenmek istediğim şey Anayasa tarihi, KPSS'yi kazanayım da bu öğrendiklerim bi işe yarasın diye :(
Sana zahmet yükleyiver Tank!
7 Mart 2010 Pazar
hafıza
Öğrencisini hatırlamayan öğretmen olur, çok normal, ama öğretmenini hatırlamayan öğrenci olur mu ya! Ben kısaca buyum işte.
Bugün dersanede deneme sınavı vardı. Önümdeki adam dönüp "sınav kaç dakika sürüyor" diye sordu, cevap verdim. Sonra yine dönüp "Siz uğur dersanesindeydiniz değil mi?" dedi...
Çok şaşırdım ama ya, adam altı sene önce gittiğim dersaneden bahsederek anlatıyor "senin döneminde şu şu hocalar vardı" falan, ben de boş boş bakıyorum halen, "ne öğretmeniydi lan:S" diye... Bölümümü sordu, söyledim, konuştu(k) bayağa ama ben ne öğretmeni olduğunu hatırlamaya çalışmakla meşguldüm. Sonra imza kağıdında ismini gördüm. Hatırladım mı? Hayır:) Sonra yazısını görünce soruların üzerine yazdığı 2P, 3P ve pascal canlandı gözümde. Su cendereleri, eğik düzlem, makaralar, palangalar, mc delta t...
Fizik!
İnsan bir dersten nefret etmeye görsün, hakkında ne varsa işe yaramaz, unutuveriyor demek, ya da kabul edeyim ki berbat bir hafızam var :( Yok bi de beni cool falan sanmıştır kesin, öyle kafa sallayıp konuşmayınca. Bir şey söyleyip de pot kırmaktan korktum halbuki:)
Adamdaki de ne hafızaymış arkadaş ya, bir an "biraz kilo vermişsin sen" diyecek diye korktum:S O zamanlar nereden baksan 55 kilo falandım yani...
Bugün dersanede deneme sınavı vardı. Önümdeki adam dönüp "sınav kaç dakika sürüyor" diye sordu, cevap verdim. Sonra yine dönüp "Siz uğur dersanesindeydiniz değil mi?" dedi...
Çok şaşırdım ama ya, adam altı sene önce gittiğim dersaneden bahsederek anlatıyor "senin döneminde şu şu hocalar vardı" falan, ben de boş boş bakıyorum halen, "ne öğretmeniydi lan:S" diye... Bölümümü sordu, söyledim, konuştu(k) bayağa ama ben ne öğretmeni olduğunu hatırlamaya çalışmakla meşguldüm. Sonra imza kağıdında ismini gördüm. Hatırladım mı? Hayır:) Sonra yazısını görünce soruların üzerine yazdığı 2P, 3P ve pascal canlandı gözümde. Su cendereleri, eğik düzlem, makaralar, palangalar, mc delta t...
Fizik!
İnsan bir dersten nefret etmeye görsün, hakkında ne varsa işe yaramaz, unutuveriyor demek, ya da kabul edeyim ki berbat bir hafızam var :( Yok bi de beni cool falan sanmıştır kesin, öyle kafa sallayıp konuşmayınca. Bir şey söyleyip de pot kırmaktan korktum halbuki:)
Adamdaki de ne hafızaymış arkadaş ya, bir an "biraz kilo vermişsin sen" diyecek diye korktum:S O zamanlar nereden baksan 55 kilo falandım yani...
4 Mart 2010 Perşembe
up! & g force
Bir tam günüm gitti bu filmleri izleyeceğim diye ama buna değdi doğrusu. Bir süreliğine tüm her şeyden uzaklaştım.UP!
Pixar yine yapmış arkadaşlar.
Ölü Gelin, Wall E ve daha nice animasyonda ağlamayı başarmış bir bünye olarak t
abii ki bunda da, daha başında ağladım. Sanırım ilk on dakikası epeyce ortalıkta dolanmış bu filmin, ama bence kesinlikle devamını da izlemek lazım. Bazen hani şuraya gitsek, şöyle yapsak diye hayaller kuruyoruz ya uzun uzun, aslında bu hayallerin özünde bir tek şeyi bulmak oluyor ki o da sevgi.G Force ise "keyifli bir film".
Çocuklara yönelik denilebilir daha çok, ben de izlerken acayip eğlendim o ayrı :P Böyle, bildiğin ajan filmi, ama ajanlar hamster işte:) Filmin başından sonuna kadar heyecan içinde izliyorsun haliyle.

Bu filmlerin en güzel yanı mutlu sonla bitmeleri aslında. Up için aynı şeyi söyleyemeyeceğim ama G Force kesinlikle mutlu bitiyor, dünya kurtuluyor, dostluk ve sevgi kazanıyor falan.
Ne güzel olurdu ya, dünya da keyifli bir animasyon olsaydı ve sonunda insanlık, sevgi ve huzur kazansaydı hep:(
Olur mu be günlüg? Bir gün cidden de iyiler kazanır mı dersin?
(emeğe saygı: 1, 2, 3)
bandura
Model alarak da öğrendiğimizi söylemiş bir insan Bandura. 'Sosyal Öğrenme'nin kurucusu yani. Koca ömürlerinde birkaç sayfa bir şey okumayıp çocuğuna "Git odana, kitap oku!!" diyen anne babaların yaptıklarının saçmalığından bahsediyor yani...Bu kısımları pek bir işinize yarayacak değil de, devamı hoş, (hani şu Pavlov'un Köpeği deneyini yapan ve davranışların sadece koşullanma yoluyla öğrenildiğini iddia eden) davranışçı psikologlara çok sağlam bir ayar vermiş:
"Düşüncelerin davranışlar üzerinde etkili olmadığını iddia ederek, insanların düşüncelerini kendi düşünceleri doğrultusunda değiştirebilmek için tüm zamanlarını konuşmalara, makalelere ve kitaplara adayan radikalleri görmek oldukça eğlenceli."
Zeka dediğin böyle bir şey işte:))) Her zaman daha iyisi vardır. Bilişsel öğrenmecilerin vermiş olduğu ayarları da önümüzdeki derslerde işleyeceğiz gençler.
Hayatımdan bir süreliğine çıkardığım film izleme olayına geri döndüm bu arada. Pixar'la, animasyonlarla, yorumlarımla gelicem!!!!
Bir de "%100 düşünce gücü"nü okuyup durağa gittiği an bineceği otobüsü getirebilen var mı ya? Daha zeki insanlar bilirler... Boşuna "Bir gün bir kitap okuyacağım ve bütün hayatım değişecek;)" diye kafa patlatmayayım yani :(
Tamam ya, gittim işte. Kib. Çok öpt. Bye.
(emeye saygı)
(Şablonun içler acısı halini fark ettim, kısa zamanda ilgileneceğim inşallah, durup dururken niye bozulur ki bunlar anlamıyorum :S )
yine beeen: Uğraştım bayağı da, logodaki "yoghurt"u "solar" yapamamam dışında bi problem yok sanırım. Neyse ya olduğu kadar artık şekerler. İdare ediverin.
ki onu da düzelttim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)