29 Ocak 2010 Cuma
17 Ocak 2010 Pazar
içimdeki v aşkı bambaşkaymış
Dün kuzenim yıllar öncesinden kalma kitaplarımı karıştırırken içlerinden birinin arasından lise hazırlıkta (1999) yazdığım şu paragraf çıktı. Eee insan yedisinde neyse yetmişinde de odur. Okulumuz hakkında yazmışım. Belli ki alıştırmanın sorduğu sorulara verilen cevapların birleştirilmesinden oluşmuş bir paragraf, bütünlük yok.
Aynen yazdığım gibi aktarıyorum. Çok güldüm ya;

"I think it's new. There are laboratuvary, library, classrooms, toilets, meal factory and manager's rooms. Our school is very boring. There isn't any poster in our school but we put up two beautiful poster to our class. I like them very much because I like science very much. I spend my all they in this school and I don't like being here. If I had a F/A 18 Hornet I would bomb here with Aim 120. "
Hiçbir zaman normal olamamışım :( İngilizcem de berbatmış, i go, you go, we go :(
(uçağa saygı)
Aynen yazdığım gibi aktarıyorum. Çok güldüm ya;

"I think it's new. There are laboratuvary, library, classrooms, toilets, meal factory and manager's rooms. Our school is very boring. There isn't any poster in our school but we put up two beautiful poster to our class. I like them very much because I like science very much. I spend my all they in this school and I don't like being here. If I had a F/A 18 Hornet I would bomb here with Aim 120. "
Hiçbir zaman normal olamamışım :( İngilizcem de berbatmış, i go, you go, we go :(
(uçağa saygı)
12 Ocak 2010 Salı
domuz gribi diye bir şey yoktur ama olabilir de
Bazı insanlar olanların farkındaydı. Ben de kendi çapımda insanlara anlatmaya çalıştım ama şimdi gerçekler iyice ayyuka çıktı. Meğer domuz gribi diye bişey yokmuş ama olabilirmiş de. Efenim olay şu, evet bu grip virüsü var ama diğer grip virüsleri ne kadar tehlikeliyse o kadar tehlikeli. Bu ölümler aslında her yıl vardı ama bizim haberimiz yoktu.
Hadi bana inanmıyosun;
"Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Akdur, ''gerçekçi olmayan salgın paniklerinin dünyaya ve insanlığa çok pahalıya mal olduğunu'' ifade ederek, ''Kuş gribi dünyaya 2.2 trilyon dolara mal oldu, domuz gribinin ise 4.4 trilyon dolara mal olacağı hesaplanıyor. Bu paniklerden bazı ülke ve firmalar büyük rantlar elde ederken diğer bir kısmı da büyük zarar görüyor'' dedi."
link link link
Şu yorum süpermiş yalnız:
"Rant mant,adamlar bize igneyi vurdu.."
Eee, yaptırmasaydınız arkadaşlar :)
Eski filmleri boşuna sevmiyorum ben. Buyrun yine gülelim ağlanacak halimize:
Hadi bana inanmıyosun;
"Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Akdur, ''gerçekçi olmayan salgın paniklerinin dünyaya ve insanlığa çok pahalıya mal olduğunu'' ifade ederek, ''Kuş gribi dünyaya 2.2 trilyon dolara mal oldu, domuz gribinin ise 4.4 trilyon dolara mal olacağı hesaplanıyor. Bu paniklerden bazı ülke ve firmalar büyük rantlar elde ederken diğer bir kısmı da büyük zarar görüyor'' dedi."
link link link
Şu yorum süpermiş yalnız:
"Rant mant,adamlar bize igneyi vurdu.."
Eee, yaptırmasaydınız arkadaşlar :)
Eski filmleri boşuna sevmiyorum ben. Buyrun yine gülelim ağlanacak halimize:
7 Ocak 2010 Perşembe
mavi ekran
Bugünlerde çoğu zaman olduğum yerde durup ahanda tam Amelie'nin bu ifadesiyle bakıyorum etrafıma. "Sistem ciddi bir hatadan kurtarıldı" uyarısı alıyorum sonra da.En kısa zamanda Linux'a geçmem, ya da beynime ciddi bir format lazım. Bu sene kesinlikle tatil için bir yerlere gideceğim. Neresi olduğu önemli değil, sadece bu monotondan uzaklaşmam lazım bir şekilde.
Taşındıktan sonra iki otobüs değiştiriyor olmam bayağı bir riskli olmaya başladı mesela. "Çarşıya mı gidiyordum, okula mı, yoksa staja mı" diye saniyelerce düşünüyorum otobüste. Halkevi durağını geçince "Aha!! burada inecektim" diye panikle ayağa kalkıp "Ah yoo, okula gidiyordum..." diye düşünüp tekrar oturuyorum yerime.
Biri özellikle de bu aralar ha
yatımı kameraya alıyor olsaydı eminim izlerken çok eğlenirdi. Evet komşunun ayakkabısına yapıştırıcı döken de bendim, ama işte, hiç komşumuz yok bizim:(Bir de bir de, köpek aldık bir tane, ilerleyen günlerde fotoğrafını bırakırım. Çok çok şeker bir rotvaydır; "Balım":) Korkmadığım ve hatta kafasını okşadığım ilk ve tek köpek. Böyle, çizgi filmlerden çıkmış gibi ablası... Okuldan eve dönerken onu görücem diye acayip sevindirik oluyorum.
Ha bu arada, teskereye son on üç gün, mutluluktan içim kıpraşıyor düşündükçe, "Ei valla nar da var":)
1 Ocak 2010 Cuma
back down to earth, earth?
İçimden yeni yıl yazısı yazmak gelmiyor hiç. Yani 2010 falan diyorlar ama biz yine başa döndük, iyi mi :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)