31 Aralık 2011 Cumartesi

2012 geyikleri

2012'de Marduk falan gelir mi bilmiyorum. Aslında Marduk'a gelinceye kadar daha pek çok şey olabilir. Hemen bir göz gezdirelim:

-2012'de Dünya dev bir gök taşıyla çarpışabilir: Evet, yapılan bilimsel araştırmalar gösteriyor ki, absürt olan Dünya'nın dev bir gök taşıyla çarpışması değil, çarpışmaması. Üstelik "Deep Impact" gibi felaket filmlerinin senaryoları bizi yıllarca uyutmuş. Dünya Konseyi'nin herhangi bir patlayıcıyla bir gök taşının parçalayabilme olasılığı çok düşük (bir kum yığınına demir bir bilye attığınızı hayal edin), "velev ki" karşımıza çıkan gök taşı parçalanabilir cinsten bi şey olsun, parçalarının düşeceği koordinatları, "ee, şöyle okyanus tarafları olsun, balıklar foklar falan ölsün" vs diye belirlemeleri imkansıza yakın. Dünyayı kurtarayım derken durumun vehametini daha fazla arttırmış olabilirsiniz.

-2012'de diğer galaksilerde kısa süreli bir patlama gerçekleşebilir: Nötron yıldızları ya da karadelikler... Diğer galaksilerde her 100 milyon yılda bir böyle etrafa ölümcül gama ışınları yollayan bir patlama gerçekleşiyor (Aslında Tom Cruise'lu süper klişe bi senaryo yazılır bundan, adamın kanında doğuştan anti-gama maddesi varmış, onu tüm insanlara enjekte ediyorlarmış falan). Peki bu patlamalardan herhangi bir galakside en son ne zaman gerçekleşti, ya da ne zaman gerçekleşecek ve ışınları Dünya'ya çarpacak? Bilmem ki. Kimse bilmeeezz kiiimseğğ biiğğllmezzz...

-2012'de yolda yürürken başınıza saksı düşebilir: Yapılan araştırmalar gösteriyo... Yok yok. bu konuda henüz bir araştırma yapılmış olabileceğini sanmıyorum, ama bir şair vardı. İsmini hatırlamıyorum. Ölümden çok korkarmış, bu yüzden yürümek için yolun ortasını tercih edermiş. Güzel bir önlem bence. 2012'de başımıza saksı da düşebilir.

-2012'de trafikte alkollü ya da uykulu bir sürücüye denk gelebilirsiniz: Bunun için araştırma sonucuna gerek yok sanırım, di mi? Her gün karşılaştığımız bir şey. Umarım 2012'de karşılaşmayız, sonuçları en az bir gök taşı çarpışması kadar vahim olabilir. Üstelik hayatta kalma olasılığınız çok daha düşük.

Bu yazıdan ne anladık gençler? Özetleyelim:

"2012'de bireysel ya da topluca ölebiliriz."

Hımm.... Pek şaşırtıcı bir sonuç değil.

Madalyonun diğer yüzünü çevirelim o zaman:

-2012'de tüm Dünya'yı barış sevgi ve kardeşlik gibi pozitif duygular sarabilir: Ancak bu ilk başta bahsettiğimiz durumun gerçekleşme ihtimaliyle hemen hemen aynı. Başka türlü insanları anlamsız kavga ve savaşlardan alıkoyabilecek bir şey aklıma gelmiyor şimdilik.

-2012'de tükenen tüm kaynakları geri dönüştürebiliriz: Ehehe, bak şimdi böyle yazınca bana da mantıksız geldi :) Geçiyorum.

-2012'de yolda yürürken hayatınızın aşkıyla karşılaşabilirsiniz: Bunun için de araştırma sonucuna gerek yok galiba :/ Ender rastlansa da (20 yılda bir falan) olası gibi duruyor.

-2012'de trafikte size yol verebilecek kadar kibar bir sürücüye denk gelebilirsiniz: Ahahahaha, neyse.

Bu yazıdan ne anladık gençler? Özetleyelim:

"2012'de bireysel ya da topluca şaşırabiliriz"

Hımm... Diğer felaket senaryoları daha heyecan verici gibi duruyor, ama insanlar çoğu zaman heyecan verici şeyler yaşamaktansa bunları bir ihtimal olarak akıllarında tutup huzurlu zamanlar geçirmeyi tercih eder.

Bu vesilelerle yeni yılınızı kutlar, yeni yılın sizlere...

Yok yok, şey diyecektim, şu şarkı, 2012, Dünya, blow!


12 Ekim 2011 Çarşamba

chopin

Bu zamana kadar neden hiç dinlemedim bilmiyorum ama, Chopin'in Noktürnleri (böyle mi yazılıyor bu :s noc-tur-ne evet öyle) dinlemeye değermiş epeyce. Favorim op 27;



Ha tabii bir de, merhaba bu arada :)

10 Eylül 2011 Cumartesi

gelebilecek en güzel spam

Az evvel posta kutuma "yorum" adı altında ulaştı:

"how many time i do not do what i want to do but do what i dont want to do"

Solar Günlüg prensip olarak istenmeyen (spam) yorumları yayımlamaz. Okuyucusunun kıymetli gözlerini bu tür yorumlarla daha da fazla yormaz, ama sayın okuyucu, bence bu istenmeyen değil, bilakis gayet de istenen bir yorum.

Süper bir bakış açısı, ve hatta, hepimizin hayatının ufak bir özeti sanki beyler!

30 Ağustos 2011 Salı

dön dünya dönn, e bize dön biraz??

-------bu bir kutlama mesajıdır-------------

Bayramlarınız kutlu olsun sevgili gençlik. Daha nice bayramlarda dünya sizler için de dönsün inşallah. Sevgiler.


--------------and the end of kutlama mesajı------------

12 Ağustos 2011 Cuma

üşeniyorum :/

Eski kahverengi şablon yine yamuldu geçenlerde. Sanırım resimleri upload ettiğim adreste bir sorun olmuşmuş. Düzeltmeye üşendiğim için bu hazır şablonu bıraktım ben de.

E-posta adresini yazdığım resmin de boyutu büyük kaçmış biraz.

Onu düzeltmeye de üşendim.

Sıradaki link de kitabın tamamını okumaya üşenip google'a "martin eden kitap özeti" yazacak, buraya gelecek ve hayal kırıklığına uğrayacak liseliler için gelsin:


Kitabın resmini bırakmaya üşeniyorum şimdi. Google'da sürüyle var zaten. Ödeve eklemeyi unutmayın!

9 Haziran 2011 Perşembe

19 Mayıs 2011 Perşembe

uefalalalaa

Öncelikle 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor bayramımız kutlu ve mutlu olsun:)

Sonralıkla da, ben daha ortaokuldaydım galiba. "Uydu" daha yeni yeni evlere girer olmuştu.

Reklam kanalı vardı bir tane aldığımız uydunun, sürekli uzaya uydu fırlatılışlarını gösteriyordu. Grafikleriydi, geri sayımıydı derken, bir de bu çalışmaları yapan abileri gösterirken arka plana bıraktıkları süper müzikler oluyordu.

Bir tanesi de çocukluğuma damgasını vurmuş "uefalalalala"ydı. Aslında arama çabalarından da vazgeçmiştim, geçenlerde abim "bende var o şarkı" diyene kadar... Şarkının ismini hatırlamayınca arkadaşına telefon açtı (o da telefon melodisi olarak kullanıyormuş). Arkadaşı ismini "the rapsody" olarak söyleyince yine gugıldan bulamadım.

Az önce abim müzik dinlerken random'dan çıkmış şarkı:) Sanki hiç unutamadığın eski bir dostu görmüş gibi sevindim. İsmi "Prince Igor"muş. Rusçaymış.

Sözleri de şöyle:

uletaj na kryl'jach vetra
ty v kraj rodnoj, rodnaja pesnja nasha
tuda gde my tebja svobodno peli
gde bylo tak privol'no nam s toboju

Evet, pek de bişi anlaşılmıyor. Aşağıda İngilizce alt yazısı var...



Anladığım kadarıyla bunun orijinal bir versiyonu da var, ama bulamadım. Bulabilirsem gugıla "uefalalala" yazıp gelecek 90s gençliği adına güncellerim bu yazıyı.

Bi yerlerden Emel Sayın sesi geliyor sanki:S

Ahanda buldum. Alexander Borodin eseri, yarım kalmış...

18 Nisan 2011 Pazartesi

geri zekalı

Şimdi durup dururken bu hikaye niye aklıma geldi bilmiyorum ama elbet bir nedeni vardır.

Geçen sene okula giderken otobüste bir kızla tartışmıştık. Eee, daha doğrusu o benle tartışmıştı, ben pek bir karşılık verememiştim. Nedeni de ayakta kalan teyzeydi.

Gayet saygılı bir genç olarak dört sene boyu, hiçbir zaman yer vermemezlik etmedim büyüklerime. O gün şeytan dürttü herhalde "bırak yanındaki kız kalksın bu defa da" diye... Şans bu ya, duyarlı bir abla arkamda ayakta duruyormuş ben bunları düşünürken. Hemen laf saymaya başladı. Yanımdaki kız cevap vermeyince, kabak benim başıma patladı haliyle. Neyse işte, olaylar bir süre geliştikten sonra kız hıncını alamadı ki belli belirsiz "geri zekalı" dedi tartışmanın sonunda.

Duydum. Şimdi zannediyorsun ki ben de küfrettim? Yok, onun yerine kıza okula gidene kadar mavi ekran verdirecek şu cümleyi kurdum:

"Bilim adamları bile zeka olgusuna kuşkuyla yaklaşıyorken, siz benim zeka seviyeme nasıl karar verebiliyorsunuz ki?"

Şimdi düşünüyorum da, öyle çok ciddi araştırma yapmaya gerek yokmuş aslında. Kız bakar bakmaz anlamış durumu ne güzel, daha ne tantanasını yapıyorsun?

22 Şubat 2011 Salı

anadolu: "gökyüzü ağlamazsa yeryüzü gülmez"

Her şey gün geçtikçe daha kötüye gidiyor, ve ne yazık ki olan bitene karşı yapabileceğimiz hiçbir şey yok. Lidyalılar işin bu noktalara varabileceğini tahmin etseydi, bence parayı icat etmezlerdi.

Gerçi başkası bulurdu yine.

Of be günlüg, denize fırlattığın bir deniz yıldızı için çok şey değişmesinin bile hiçbir anlam ifade etmediği bir zamandayız. Hiç değilse daha fazla çocuk doğurmasa insanlar:(

27 Ocak 2011 Perşembe

bu bir, anası iki :))

Ben de diyordum ki, bir şey eksik bu reklamda... Buyrun efenim, Renault reklamındaki baba hagaden de Türk olursa;

5 Ocak 2011 Çarşamba

turşu suyu

Ne zaman televizyonda görsem takılıyorum Neşeli Günler'e. Her defasında da sanki ilk defa izliyor gibi izliyorum. Halbuki repliklerini bile ezberledim artık:)

-En iyi cilet budur!
-A aa üstüme iyilik sağlık...
-Baba acaba midemde kurt mu var? Kurt bu kadar yemez oğlum, senin midende olsa olsa fil olur.
:)

En güzelini en sona saklamışlar ama;

"Sahi, biz niye ayrıldık?"

"Hatırlamıyor musun, turşu suyu yüzünden..."

Çok uykum geldi, filmin linkini aramaya üşendim şimdi, özlemişseniz siz de, bakarsınız nasılsa:/ İyi geceler günlüg, en iyi turşu suyu limondan olur unutma bu arada...