hi hi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hi hi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ocak 2011 Perşembe

bu bir, anası iki :))

Ben de diyordum ki, bir şey eksik bu reklamda... Buyrun efenim, Renault reklamındaki baba hagaden de Türk olursa;

14 Aralık 2010 Salı

aşk olsun ales

İlk defa bir ÖSYM sınavına iştirak için can atıyorum. Çok eğleneceğiz gibi duruyor. Nihahaha.

(ALES, sözel testi, sonbahar 2009)

1 Mayıs 2010 Cumartesi

zaytung

Nedense her açtığımda akrep burcu çıkıyor Zaytung'un sağ tarafında, bugün çayı içerken püskürtüyordum sayesinde, çok yaşayın siz!

AKREP (24 Ekim - 22 Kasım)

Şehrin bunaltıcı havasından kaçma planlarınızı sonunda yürürlüğe koyacaksınız. Bu hafta gideceğiniz yerde baldan ırmaklar, mis kokulu yemişler, yedi iklimden kuşlar olacak. Orada artık sizin için ne bir korku, ne bir zulüm kalacak...


Dipnot: Astrolojiye inanmıyorum ama bi akrep burcu var :P
Nisan da bitti çok şükür. Mayıs'ı getiren Rabbim, bir an önce Ağustos'u da getirir di mi?

1 Mayıs yaşasın, kutlu olsun ve de... Yıllardır özlemle beklediğimiz 'biber gazı'sız, neşeli ve olaysız '1 Mayıs'ı bu akşam ekranlarda göreceğiz inşallah.

29 Mart 2010 Pazartesi

ateşle yaklaşma

Uzun uzun yazıyordum bugünlerdeki durumu anlatmak için, anayasa değişikliği vs vs, sonra bir şeyler okudum ve bütün sinirim stresim geçti:

Bu

Bir de şu

Bir keresinde de Başbakan konuşurken yanlış yerde alkışlamışlardı, ona da çok gülmüştüm.

Heh, şurada.

Aslında yazacak çok şey var da işte, benim vatandaşım belki anlamayabilir ;)

19 Ağustos 2009 Çarşamba

bir kpss kitabı ile yapılabilecekler

Bir KPSS kitabı, sınavda alacağı puana göre okullar arası seyahat edecek bir öğretmen adayının sahip olabileceği neredeyse en işe yarar şeydir.

Bir kere pratikte büyük değeri vardır.

1. Sıcaktan bunaldığınız günlerde "acık ceryan yapsın da rahatliyim" diye düşünürseniz, kapınızın çarpmaması için önüne bu kalın kitabı bırakabilirsiniz.

2. Sizi -gayet sakin ruh halinize rağmen- sinirlendirmeyi inat ve ısrarla başarabilmiş bireylerin kafasına darbetmek suretiyle ufak çaplı bir beyin sarsıntısı geçirmelerine sebep olabilirsiniz.

3. Kışa saklayıp, eğer halen soba yakan bir ev bulabilmiş şanslı bir insansanız "şunu da sobaya atıver de bi işe yarasın bari =)" diyerek mutlu olabilirsiniz.

4. Şayet 1.maddeye rağmen serinlemeyi başaramadıysanız kitabı sol elinize alarak sağ elinizle sayfaları çevirip hafif bir esinti elde edebilirsiniz (ayrıca bu kitabı günde 5 dakika, evet evet yanlış duymadınız sadece 5 dakika! elinizde tutarak inanılmaz çekici kol kaslarına sahip olabilirsiniz).

5."Neresinden başlasam bitmez bu kitap, en iyisi Battlefield oyniyim" diyerek mantıklı bir davranış geliştirebilir, olmadı, MMMMigros'ta kasiyer olup iki yakanızı zar zor bir araya getirerek de yine aynı hayat standardına ulaşabileceğinizi düşünüp rahatlayabilirsiniz.

6. Daha da önemlisi bir KPSS kitabı büyük psikolojik değere sahiptir. Onu yanınızda taşıdıkça tası tarağı toplayıp Avustralya'da mutlu bir hayat yaşama umutlarınızı yeniden gündeme getirebilirsiniz.

7. Bir KPSS kitabı doğması olası çocuğunuzu beklemeniz için çoğu zaman geçerli bir nedendir. "Anneee yine benim kitabımı almışsın!!" falan, sevimli olur neticede.

(emeğe saygı)

11 Haziran 2009 Perşembe

kahve vs.

Meşhur "kahve + altı=> kahvaltı" kaynaşmasını bilmeyen yoktur heralde, gerek lisede gerek dersanelerde çokça çalındı kulaklarımıza. Yalnız çok sık kullandığımız kelimelerin anlamlarını görmezden gelebiliyoruz bazen, kahvaltıdan sonra kahve içmek bu yüzden pek yaygın bir eylem değil, ama işte atalarımızın bir bildiği varmış zamanında. Kahveden önce kahvaltı yapma fikrinin güzelliğini kahvaltının ardından içtiğin kahveyle algılayabiliyorsun ancak.

Pek bir keyifli.

Hele bir de seneye bu vakitlerde üniversite denen kabusun biteceğini düşündükçe daha keyifli oluyor. Üç senedir dördüncü sınıf olmanın bir insanı nasıl mutlu edeceğini hayal ediyordum. "Acayip mutlu oluyosundur ya kesin bana olmaz" diyordum da oldu bana, acayip mutlu oluyormuşsun cidden de. Biliyorum hayatımdaki tüm sıkıntılar elemine olmayacak ama 'üniversiteli heyecanlı gençler' kitlesinden kurtulacağım en azından.

Yüksek lisans mı dedin? " :))))))))) " Sözü Pet Shop Boys'a bırakıyorum;

"Don't have to be
A big bucks Hollywood star

Don't have to drive
A super car to get far
Don't have to live
A life of power and wealth
Don't have to be

Beautiful but it helps";)


E dolayısıyla yüksek lisans denen zıkkımı bin türlü çileyle yapmaya, bu sü
reçte etrafımdaki insanların yapmacık saygı/sevgi gösterilerine de ihtiyacım yok. Para dersen hayatın amacı değil, sadece hayatını başkasına muhtaç olmadan yaşamanı sağlayacak bir araç.

Yani diyom ki;

"You need more

You need more

You need more
You need more
You need love..."

(İngilizce kısımların hepsi Pet Shop Boys'a ait: love etc. Son bir haftadır başka şarkı dinleyemiyorum da:) Klibi ayrıca güzel.)

(emeğe saygı)

3 Nisan 2009 Cuma

uçan kuzular kümesi

'Kümeleri nasıl anlatsam acaba?' diye tasalanma sakın. Kendine hayrı olmayan solar sana yardımcı(!) olacak.

-Çaylak öğretmenler için adım adım ders anlatma kılavuzu-

Kümeler

Kazanım 1: Tanımsız kümeleri tanımlar, sınıfa somut bir ördek getirebilir.
Kazanım 2: Boş kümeyi kavrar ve orjinalinden iyi kavırlar.

1.Öncelikle "tanımsız" olan bu kavramı "iyi tanımlanmış nesneler topluluğu" olarak giydir gitsin, "Örtmenim, eeeğğ, tanımsız kavram, onun içinde de iyi tanımlanmış nesneler var, çelişki değil mi bu?" diye soranı her nasılsa dünyada icat edilmedi henüz. Yetmiş milyonda bir ihtimal bir arızaya denk geldin hadi:

-Ben karizmamla varım ama aslına bakarsan bişey bilmemci yaklaşım: Dönüp "Değil" der, tahtaya bişeyler yazmaya devam edersin.

-Herkes beni sevsinci hümanist yaklaşıma göre çözüm(tercih sebebi): "İstersen bu soruna çıkışta beraber bakalım, arkadaşlarının zamanını çalmayalım" diyerek çıkışta kaçarsın ya da o zamana kadar öğrenciyi ikna edecek birkaç açıklama bulursun.

-Her şeyden şüphe eden septist yaklaşım: "Aslında bir küme yok" diyerek matrix muhabbetiyle konuyu örtbas edersin.

2."Uçan kuzular kümesi" gıcık boş kümeler konusu için süper bi örnektir, çok yaratıcıdır(!), kuzunun uçmadığını adı gibi bilen öğrenci "yok böyle bişiy??" diyerek zekasını herkeşlere gösterecektir, müsade edin de çocuğun kendine güveni gelsin azcık (nasılsa her konu kümeler gibi değildir daha çok acı çekecek garibim). Dört ayaklı veya iki ayaklı hayvanlar mümkünse işin içine girmesin. Ben bir ders boyu tavukların üç ayaklı olma ihtimaliyle ders kaynatan öğrenci biliyorum (bu hikayedeki..) , hatta bir ara garibim öğretmen tahtada tavukları dört ayaklı kabul edip hesabı buna göre bile yapmıştır, eee, matematikçide çok kolay atıyor şarteller ne de olsa...

3. Evet daha önce de belirttiğimiz gibi en bi boş kümelerden biri bu, ama sınıfınızdaki öğrencilerden illaki biri öss'nin pek sevdiği sazan öğrenci modelinden olduğundan bu kümeyi tahtada {0} ya da {üstü çızıklı sıfır} ile gösterecektir, bizim hedefimiz de ahanda bu kitledir, tahtaya çıkarıp "bakın arkadaşınız ne kadar da yanlış biliyor, hadi hep beraber gülelim ona ahah" deme salaklığı matematikçinin şanındandır. Sonra bu öğrenci 'Ben en çok matematikten, bi de solar hocadan tiskiniyom, resim beden müzik seviyom' derse çocukluğuna falan inmeye kalkmayın, itinayla bu olayı hatırlayın.

4. Bizzat ben, solar, bulanık mantık konulu -beyni klasik aristo mantığıyla işleyen doçentin önünde iddiaları ispatlamaya çalışırken ecel terleri döktüğüm- ödevimden sonra bulanık kümeler dışındaki bu kümelerin gerçekten de boş beleş kümeler olduğunu sayın matematikçilere saygılarımla arz ederim (küstahlığıma destek olacak ilgili bkz şuralarda bi yerde olacaktı da bulamadım:( ). Bunun farkında olun, bilgilerin doğruluğunu Allah'ın emriymiş gibi kabul etmeyin. Azıcık şüphe diyorum meğğğn...

5. Hem zaten 0 da doğal sayıydı değil mi? 'Çocuktur' diye her şeyi yediriyorsunuz iyi mi, analizle değil, vektör uzaylarıyla değil soyut matematikle gel bana...

6. Size kılavuz yazanda kabahat zaten, kendi başınızın çaresine bakın, hımpff.

not: Şartellerimin attığı bir ara yazıp kaydetmişim bu yazıyı, uzun zamandır şöyle uzun uzun bişiyler yazmayınca yayınlayayım dedim, taslak olarak kaydetme olayı güzelmiş canım okuyucu.

12 Şubat 2009 Perşembe

ben aptal bir kovboyum

Berşan buraya her uğradığında canı Tadım pizza istiyormuş, gönlüm el vermedi gönüllerimizin on numaralı mizahçısına bu kötülüğü yapmaya, ve de, yuuutubun açılmasının şerefine şuralara Uraganım'ın çok sevdiği şu şarkıyı bırakayım dedim:)

"Hey bebek! Sen evinde çatalı kaşığı olmamak ne demek biliyor musun ha? Fakir bi hayatım var:))"




şığım..

2 Şubat 2009 Pazartesi

çöp adam

"Sen dizime yattın, ben bir hikaye anlattım ve sen büyüdün..."


Diğerlerine de buradan bakabilirsiniz.. Bana böyle gomig şeylerin linklerini gönderen güzel insanlar, eyy hayatın sevimli yüzleri, sağolun var olun:)

22 Ocak 2009 Perşembe

rezene-anason: karışık bir hayal

00: 42.

Dersaneye gittiğim zamanlarda rehber hocamızın ağzından düşmeyen bişey vardı, koridorda karşılaştığımızda, fırsat bulduğunda da sınıfa gelip bol bol hatırlatırdı (unutmak zaten mümkün değildi de o farkında değildi işte): "Önce bir hedefiniz olsun arkadaşlar, kendinizi bir konumda hayal edin ve ona ulaşmak için çabalayın"..

Gereksiz bir dolu hayale kapılıp peşinden sürüklenme yetisine doğduğum günden beri sahip olan su katılmamış 'hayalperest' ben, bu konuda hiçbir hayal kuramıyordum; küçüklüğümdeki "Büyüyünce astronot olucam ben" romantizmini saymazsak..

Yok, gerçekten, hayata dair, "Kendimi ileride şurada görmek isterim" diye hiçbir hırs yok içimde, öyle uysal ki içim bu konuda, sesi soluğu çıkmıyor valla, 'bir lokma bir hırka' derler ya benimkisi de o hesap.

Yine de sırf rehber hocamın tavsiyesidir diye yabana atmadım, dedim ki benim de bi hedefim olsun, ÖSS neticede, koskocaman üç harfli bi sınav.. Bir günümü ciddi ciddi bunun için ayırdım, çalışma lambamdaki ışık sayesinde fark edebildiğim bir toz zerreciğinin süzülüşünü izleyerek bulunduğum düzlemi hayallerimle terk edecek potansiyelim varken, kendimi nerede görmek isterim diye saatlerce düşündüm.. O anlarımda da elimde Doğadan'ın üretimi poşet çaylardan biriyle dolu bir bardak vardı..

Eureka!

Dedim ki, "Eczacılık okuycam sonra da Doğadan'da çalışıcam, ilk icraatim de Rezene-Anason karışımı bi çay yapmak olucak" (bilhassa çocukları daha ilk yudumda mayıştıran legal bi rakı sentezi; o an aklıma kuzenim gelmişti yalan değil)..

Bugün markette rafta duran Rezene çayına baktım boynumu büküp, içindekiler kısmında şunlar yazılıydı: Rezene-Anason.

Gülümseyerek aldım, tıpkı bilinçli bir tüketici gibi üzerindeki yazıları okudum, eğer daha önceden rezenede anason olduğunu fark etseydim bu bölümde de okuyamazdım, playlistimin favorisi "tamirci çırağı" olurdu..

Ha, bence daha iyi olurdu o ayrı, çalışırken -taş devrindeki fırankeyştayn gibi- kulaklarımdan duman çıkaran kafamı zorla çalıştırmak zorunda olmazdım. Ne zor bir bilsen, bu kafayla serilerin yakınsaklık yarıçaplarını hesaplamak zorunda olmak..

Son iki saattir kendimi nedensiz bir şekilde berbat hissediyorum mesela, biraz da bu ruh halimi dağıtayım diye yazdım bunları. Zeki bir insan olsam, ruhumun şu an suyunu sıktığın çamaşır gibi sıkılmasının nedenini bulup rahatlardım ama bulamıyorum işte.. Onun yerine defalardır "Trouble" diyoruz, Chrisciğim ve ben.

-Hamdi Bey'e teklifi için teşekkür ediyorum ama yokum.. 42, Acun Bey siz açar mısınız?

19 Ocak 2009 Pazartesi

yok yeaa!

inflack bırakmıştı bloguna vakti zamanında, ben de bir bakayım dedim bu testlere..

Hangi şehirmişim diye bakayım dedim ilkin, sonuç benim açımdan çok şaşırtıcı yalnız, 'İstanbul'muşum.. Her şeyi daha basit hale getirmeye çalışırken halen fotoğraftaki kadar karışık yani..

"Siz tam anlamıyla bir “İstanbul”sunuz. Eğer İstanbul’da doğduysanız bu sizin için adeta bir şans demek, çünkü zaten başka bir şehirde mutlu olmazmışsınız gibi bir duruşunuz var. İstanbul hiç bir zaman öngörülemeyen karakterdedir, gizemli, cazibeli, büyüleyicidir, tıpkı sizin (benden bahsediyor:p) gibi. Hem geçmişinin izlerini taşır hem bugünü tüm realitesiyle yaşatır. Kim neyi görmek istiyorsa İstanbul’da onu görür. Tanımak, tanımlamak zaman alır. Tüm bunlar da size has özellikler değil mi?(kesinlikle!) Siz nereye giderseniz gidin denizinin kokusuyla, sokaklarının sesiyle, mavi rengiyle İstanbul sizi geri çağırır ve siz bu çağrıyı kulak ardı edemezsiniz.(ha bak o doğru..) Çünkü siz zaten "İstanbul"sunuz.(İzmit olmayayım?)"

Böyle daha tenha, ıssız bir şehir falan beklerken karşında yanıt olarak İstanbul'u görmek şaşırtıcı oluyor. Bikere ben o kadar karışık değilim ki.. Daha böyle, bi kenarda, sessiz sakin, ne bileyim Los Angeles, Paris falan mesela!

İstanbul'dan sevgilerle:)

(Bi de siz yapın ya, her testin sonunda İstanbul çıkıyor olmasın:p)

9 Ocak 2009 Cuma

per aspera ad astra

Bilmiyorum ki nasıl olacak bir daha analiz kitabının kapağını açmamak...

Sanırım solar krallığım henüz buna hazır değil, alıştıra alıştıra bırakmalıyım, eheh yaa, geçtim analizden canım günlüg! :))

Per aspera ad astra!

Öte yandan bugün prensesimin doğum gününü kutladık arkidişlerle. Yani bazı insanları öyle böyle değil, manyak gibi seviyorum ya..

Bir de belli ediyorum bunu herkesin içinde..

Ben hiç büyümiycem bence:)

Şimdi dinliyorum: Guns n' Roses'ın bi şarkısı var paradise city diye, dehşet bişey. 26. saniyeden sonra arka plandaki ses var ya "oh, won't you please take me home??" diye sayıklayan; işte bunu saatlerce dinleyebilirim.

Ben de hep bunu bilir bunu söylerim zaten, ev gibisi yok ya..

Böyle her telden, paramparça bi yazıymış gibi oldu ama idare et:)

Bi de, "kosünüs mü o??" :p

14 Aralık 2008 Pazar

şirinler uslu olursak gökkuşağını bile görebiliriz*

Yok öyle değil ki; "Eğer uslu bir çocuk olursanız belki bir gün siz de şirinleri görebilirsiniz." şeklinde olacak.

Bu neyse de hadi, Google'a "fridun düzağaç şarkı sözleri" ve "fridün düzagaç f.d" yazıp aratarak buraya ulaşan ikinci tekil şahıs, doğru dürüst "Feridun Düzağaç" yazabil, n'olur.. Bu yüce şahsiyet "Yalnızlığım sana emanet" gibi kutsal sayılabilecek bir cümle ve daha nicelerini kurmuş, solar demedi deme, çarpılırsın..

"Eti topkek kakaolu tarifi" arayan güzel insana ise bu sevdadan vazgeçmesini salık veririm, ben eti cin denedim, öyle hazır aldığın gibi olmuyor.. Çok uğraşmak istersen şayet ev doritosu yapabilirsin ama, hem de çam ağacı şeklinde, ehik.

"feysbuuk uyelıgı nasıl sılınır" diye sorana cevabım şüphesiz ki "üye olurken aklın neredeydi allasen?" şeklinde olacaktır.. Eheheh, solar feysbuuk'a da karşı:p

Derslere söyleyin de, başlamasınlar:( Okuldan nefret eden öğretmen olarak lanse edileceğim hep ama napim yaa:(

*Başlık da ilginç google aramalarından biri.

11 Kasım 2008 Salı

balık hafızası

Evet, var böyle bişi bence. Ders çalışmamak için balik Mahmut üzerinde çeşitli deneyler yapıyorum. Bu sabahkini sizlerle paylaşmak isterim..

Efenim, malum baliklar da biz omurgalılar gibi yaşamak için beslenmek zorundalar, haa, bu omurgasızların yaşamak için beslenmek zorunda olmadığı anlamına gelmemeli.. (Ben olsam okurken düşünürdüm de, o açıdan, empati yani.) Ehem, neyse, Mahmut'a yemi verir gibi yapıp (burada da araya girmem lazım; Mahmut balıkların günün büyük bir kısmını yüzerek geçirdiğinin farkında değil, birkaç dakika dolanıp dibe çöküyor tüm gün, sürekli bir uyuklama hali gözlemlediğim için çok daha öncesinde balikin depresif olduğuna kanaat getirmiştim) yani fanusa tırnaklarımla birkaç 'tık tık tık' yapıp balikin yüzeye çıkmasını sağladım. Balik yüzeye çıktı, ama o da ne, Pavlov'un köpeğinin kandırıldığı gibi kandırıldı o da, yem yok..

Üç saniye sonra..

Araştırmacı tekrar fanusa 'tık tık tık' yapar..

Balik tekrar yüzeye çıkar..

Buradan da anlaşılıyor ki; balıklar harbiden de balık hafızalı efenim.

Sonuç: Allah herkeşlere böyle hafıza nasip etsin, amin.

Demem o ki Hande Yener dinliyorum, Yola Devam diyor. Yok, diyeceğim bu değildi aslında da itiraf edip rahatlamak istedim.. 'Hande Yener mi dinliyorsunuz?? Sığ insansınız, bu ülke sizin gibiler yüzünden bu halde..' içerikli yorumları yayınlamama hakkım bu açıdan güzel bişi, teşekkürler Blogger.

Neyse, birkaç saat sonraki sınavım için çalışmam lazım şimdi, izninizle, byeess şekerler.. Yüreğineee güneş koy, yüreğineeee bulut koy, yüreğineeee yıldız koy, durmak yok yola devam..

1 Kasım 2008 Cumartesi

ich gehe in das kino*

Bak aklıma ne geldi, benim Haaacettepe Yüniversitesi (Direk Hacettepe deyince kızıyorlar 'Buna ne hacet?' derken ki hacet gibi okunmalı bu) yani Angara geçmişim var bir seneliğine. Kurtuluş, Beytepe, Baraka dışında aklımda Alamanca hatıralarım var bir de..

Ders çalışmamak için n'apsam diye düşünürken bu şarkı geldi aklıma, ezberlemeye çalışıyordum hazırlığı okurken, bildiğim ilk Almanca şarkı olacaktı. Allah'tan sonra Rammstein ile tanıştım da Almanca arabeske teğet geçtim:p Gerçi Rammstein da arabesk orası ayrı. Olsun ya, hem seviyorum arabeski ben. Bir Orhan Baba olsun, Ferdi Abi olsun, hep büyük insanlar.

Mesela bana sorsalar 'Sence bir Türk'ün Almanlara en büyük katkılarından biri nedir?' diye, bu şarkıyı söylerim hemen, kırk yıl kalsa bir Alman böyle bir müziğe böyle sözler yazıp 'çok geç artık..' demez bence, duygularını aldırmış gibi duruyorlar uzaktan bakınca, hımm, Rammstein hariç:p

Ben de kendi çapımda bir deneme yapıyorum, müzik alt yapısını yapabilecek olan varsa gramer hatalarını düzeltip sözleri kullanabilir, aslında hohşıtendouç öğretmişlerdi ama unuttum maalesef, ya da hiç öğrenemedim:p

du und ich**

er ist in meinem herzen
ich sagt ich liebe dich liebst du mich?
nein, nein er sagt,
dann was für machen?
dienen herzen sağolsun..(n'apayım hatırlayamadım..)

*Bu Almancayı henüz kıvıramamış zavallı öğrenciye hoca 'boş zamanlarında n'aparsın?' dediğinde öğrencinin verdiği default yanıttır: sinemaya giderim.

**sen ve ben
o benim kalbimde
seni seviyorum dedim sen de beni seviyor musun?
hayır, hayır dedi
öyleyse n'apalım,
senin canın sağolsun..

28 Ekim 2008 Salı

öyleyse böyle

Blogger'a engelleme delil yetersizliği nedeniyle (evet deliller toplanınca yine kapanabilir bloglarımız) kaldırılmış. Bu engellemelerdeki mantıksızlığı satır satır okutup moralinizi çökertmek yerine Penguen'in bu haftaki kapağını ve içinden bir kısmı sizlerle paylaşmak istiyorum:

"T.C.
Google Arama Motoru Genel Müdürlüğü
Arama Formu

1. Aramak istediğiniz sözcüğü yukarıdaki kutuya okunaklı olarak yazınız.
2. Bu sözcüğü bulmanız halinde ne amaçla kullanacağınızı ayrıntılı bir şekilde anlatınız.
3. Daha önce bu sözcüğü aradınız mı ya da ailenizde arayan var mı, belirtiniz.


Ad-Soyad :
T.C Kimlik No :
Adres : "

Burada.