kısa film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kısa film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mart 2010 Salı

the black hole

Dahice bir şey ya;

Linkini de ekleyelim unutmadan;)

http://www.youtube.com/watch?v=P5_Msrdg3Hk

15 Eylül 2009 Salı

floaters

Yani göz önünde uçuşan eciş bücüş iplik, nokta benzeri aslında var olmayan şeyler. Benimkiler henüz sağ gözümde iki taneler. Özellikle de bir şeyler okumaya çalışırken gözümün önünden kayarak sinirlerimi bozuyorlar.

Araştırdığıma göre aslen saydam olan bu tuhaf şekiller, açık renge bakınca matlaşıyorlarmış. Ne sebeple olduğu hakkında çeşitli rivayetler olup, yine bu rivayetlerden anladığım kadarıyla eğer kendisine ani ışık çakması tarzı bir durum eşlik etmiyorsa tıbbın çok da ciddiye aldığı bir problem değil muşvolan (bu rahatsızlığın tıptaki ismi). Öyle de işte, insan istemeden de olsa ciddiye alıyor; ya inat edip kendisini umursamadan her ne yapıyorsam ona odaklanmaya çalışıyorum ya da yüzdüğü her anı takip etmeye çalışıyorum. Yalnız gözlerinizi çevirdiğiniz yöne gelerek işinizi zorlaştırdıklarını da unutmamak lazım.

Yakın zamanda da Bugs Bunny'nin onu ciddiye almayan çocuklara bir çeşit laneti olduğunu düşünmeye başladım. Aaa, tavşan humması hastalığını unutmuş olamazsınız:

Evet, gözlerinizin önünde uçuşan renkli noktalar görmeye başlayacaksınız. Şimdi de yüzüyor olmalılar...

Doktor Sağbırakmayan!! Doktor Sağbırakmayan!! :))

Bu da konu üzerine çekilmiş hoş bir kısa film:



Lütfen unutmayın; internette okuduğunuz her bilgi doğru olmayabilir. Bu bilgiler de şahsi görüşlerim olup doğru olmayabilir. Yarın öbür gün "ama Solar öyle dediydi:((" demeyin, sorumluluk kabul etmem. Burası giderek kalabalıklaşıyor galiba ya... Aynısı kaynımda var, çekme yapıyo, eveettt...

(buraya bakarlar)

8 Temmuz 2009 Çarşamba

vincent

Vincent'ı seslendiren adamın sesi bana hiç yabancı gelmiyor. Tonlamalara dikkat ederseniz siz de Edward Scissorhands'teki mucit (Vincent Price) olabileceğini düşünürsünüz muhtemelen (benzemek istediği adamı anlatmak için film yapıp filmi yine ona seslendirtmek müthiş bir zevk olmalı).

Tim Burton benim için koca bir soru işareti olabiliyor bazen. Yani normalde insanlar "Bu filmdeki karakterle tamamen başka bir insanı anlattım ben o değilim yoksa..." diyerek işin içinden sıyrılıyorken bu adam öyle yapmıyor hiç. Ed Wood'daki yönetmende de onu görebiliyorsun, Vincent'taki çocukta da, ve bu kimseyi rahatsız etmiyor (Big Fish'te anlattığı baba da kendi babasıdır belki). Hatta ben "Dünyada böyle insanlar da varmış, bunlar gerçekmiş" diyerek mutlu oluyor, onu tanımadığım halde çok seviyorum.

Acaba tanışma şansımız olsa o da beni sever miydi ki, hımm, sanmam :)

Şans eseri henüz emoların çanta ve rozetlerine düşmemiş ve dilerim hiçbir zaman da düşmeyecek Vincent'ın günlüğümde olmasından mutluluk duyarak şuracığa bırakıyorum;

8 Nisan 2008 Salı

kısa bir film

Krzysztof Kieslowski'nin (itiraf ediyorum ki ben bu yönetmenin adını yazamıyorum, kopyala yapıştır sağolsun) kısa filmlerini ararken buraya nasıl geldim bilmiyorum ama, iyi ki gelmişim, siz de izleyince bana hak verirsiniz belki..

Dokuz Eylül Üniversitesi öğrencileri tarafından çekilmiş kısa bir film. Kabul ediyorum, sinemayla pek içli dışlı biri olmamamdan dolayı kolay etkilenebiliyorum; 'vav süper helal olsun adam yapmış' vs. gibi.. Daha güçlü bir etken ise, bu kısa filmin anlatmak istediği şeye ben de inanıyorum..

"Gülümse"
;