çok pis dünyayı kurtarırım he etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çok pis dünyayı kurtarırım he etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ağustos 2012 Çarşamba

kısfmet

Büyüyor insan herhalde. Ne bileyim, dibe doğru sürüklenirken durdurmayı başarabiliyorum artık bu süreci. Öğrenim özrünü kaldırmışlar, Türkçesi: "uzun bir süre daha ailemden, köklerimden uzakta olacağım". Üzerine de bakanlık çıktı ihtiyaç listesi yayınladı, ilk mat ikinci sırada. Türkçesi: "Ağustosta bizim branştan ciddi bir alım olacak ve ben 5 ay daha bekleseydim en kötü ihtimalle hafta sonları evime gelebileceğim uzaklıkta bir okula atanabilecektim".

İki yıl beklemiş biri için 5 ay inanılmaz kısa bir süre gibi geliyor, ama ne bileyim ya. Bazen gerçekten de diyorum ki "demek ki böyle olması gerekiyordu". "Gerçekten" de, yani ağız alışkanlığı hep deriz ya "kader, kısmet, nasip, hayırlısı", ama gerçek düşüncemiz öyle değildir, hafiften bir 'isyeaaaaann'dır, o yüzden dedim gerçekten diye.

Ne diyordum, dur şu Halil Sezai bitsin de bi... Pıt. Bitti galiba. Heh. Yani bazı şeyler bizim kontrolümüzün dışında kalıyor. Belki her zaman kendi tercihlerimizi yaşasaydık çok daha fena şeyler olurdu. Cidden merak ediyorum ya. Hani bazı kitaplarda kendini kahramanın yerine koyup hikayeyi o şekilde ilerletebiliyorsun ya, onun gibi kendi tercihlerimizin de sonunu bilebilseydik keşke. Belki o zaman "iyi ki" diyebilirdim hep, de işte, dedim ya büyüyorum diye.

İyi ki be... İyi ki atanmışım. Benim yerimde olmak isteyen o kadar çok kişi vardır ki şu an. Derdimi "dert" zannetsem, onlara haksızlık. Tamam, parayla saadet olmaz ama, o kadar basit değil işte hayat. Ne bileyim, en somut örnek, param olmasaydı arkadaşlarımla tatil planı yapamazdım, yolda bi araba görüp "lan ikinci eli ne kadardır ki acep:/" diye düşünemezdim, rengini beğendiğim bir eteği iki kere düşünmeden alamazdım, canım sıkıldığında birilerini yanıma katıp sağa sola bu kadar rahat gidemezdim, sevdiklerime hediye alıp onlara yemek ısmarlayamazdım. Yok arkadaşım, parasız olmuyor işte tüm bunlar. İnsanlar boşuna işsizim diye bunalıma girmiyor yani. Dışarıdan bakanların lüksü onları "anlayamamak", "bu kadar büyütülecek ne var ki" diyebilmek.

Neyse işte. Kendime söz verdim. Artık mutsuz olmak için bahane aramayacağım. Defalarca yaşadım, biliyorum. Dibe battığında kimse elinden tutup çıkaramıyor oradan. Çıkarmıyor değil bak, "çıkaramıyor". O kadar şartlanmış oluyorsun ki mutsuzluğa, karakterine yapışıp kalıyor. Sonra günler geçiyor, zaman akıyor, ama sen durmuş oluyorsun. Hem yaşlanıyorsun, hem duruyorsun. Hiçbir şey olmuyor, duruyorsun. Mantıklı olan da o zaten di mi :) Durunca, durmuş olursun.

Durmayacaksın o zaman hayat akıp giderken. Uyum sağlayacaksın tüm kıvrımlarına. Bir kahramanın gelip seni kurtarmasını beklemeden. "I'm the hero of the story don't need to be saved" diyebilerek...


"Hayatta önemli olan iyi bir ele sahip olmak değil, kötü eli iyi oynayabilmektir" diye de bi laf vardı. Alakasız oldu da, neyse :))

Sahip olduklarının kıymetini bil gitsin işte. Geri kalan her şey için, fazlasıyla, "kısfmet".

31 Aralık 2011 Cumartesi

2012 geyikleri

2012'de Marduk falan gelir mi bilmiyorum. Aslında Marduk'a gelinceye kadar daha pek çok şey olabilir. Hemen bir göz gezdirelim:

-2012'de Dünya dev bir gök taşıyla çarpışabilir: Evet, yapılan bilimsel araştırmalar gösteriyor ki, absürt olan Dünya'nın dev bir gök taşıyla çarpışması değil, çarpışmaması. Üstelik "Deep Impact" gibi felaket filmlerinin senaryoları bizi yıllarca uyutmuş. Dünya Konseyi'nin herhangi bir patlayıcıyla bir gök taşının parçalayabilme olasılığı çok düşük (bir kum yığınına demir bir bilye attığınızı hayal edin), "velev ki" karşımıza çıkan gök taşı parçalanabilir cinsten bi şey olsun, parçalarının düşeceği koordinatları, "ee, şöyle okyanus tarafları olsun, balıklar foklar falan ölsün" vs diye belirlemeleri imkansıza yakın. Dünyayı kurtarayım derken durumun vehametini daha fazla arttırmış olabilirsiniz.

-2012'de diğer galaksilerde kısa süreli bir patlama gerçekleşebilir: Nötron yıldızları ya da karadelikler... Diğer galaksilerde her 100 milyon yılda bir böyle etrafa ölümcül gama ışınları yollayan bir patlama gerçekleşiyor (Aslında Tom Cruise'lu süper klişe bi senaryo yazılır bundan, adamın kanında doğuştan anti-gama maddesi varmış, onu tüm insanlara enjekte ediyorlarmış falan). Peki bu patlamalardan herhangi bir galakside en son ne zaman gerçekleşti, ya da ne zaman gerçekleşecek ve ışınları Dünya'ya çarpacak? Bilmem ki. Kimse bilmeeezz kiiimseğğ biiğğllmezzz...

-2012'de yolda yürürken başınıza saksı düşebilir: Yapılan araştırmalar gösteriyo... Yok yok. bu konuda henüz bir araştırma yapılmış olabileceğini sanmıyorum, ama bir şair vardı. İsmini hatırlamıyorum. Ölümden çok korkarmış, bu yüzden yürümek için yolun ortasını tercih edermiş. Güzel bir önlem bence. 2012'de başımıza saksı da düşebilir.

-2012'de trafikte alkollü ya da uykulu bir sürücüye denk gelebilirsiniz: Bunun için araştırma sonucuna gerek yok sanırım, di mi? Her gün karşılaştığımız bir şey. Umarım 2012'de karşılaşmayız, sonuçları en az bir gök taşı çarpışması kadar vahim olabilir. Üstelik hayatta kalma olasılığınız çok daha düşük.

Bu yazıdan ne anladık gençler? Özetleyelim:

"2012'de bireysel ya da topluca ölebiliriz."

Hımm.... Pek şaşırtıcı bir sonuç değil.

Madalyonun diğer yüzünü çevirelim o zaman:

-2012'de tüm Dünya'yı barış sevgi ve kardeşlik gibi pozitif duygular sarabilir: Ancak bu ilk başta bahsettiğimiz durumun gerçekleşme ihtimaliyle hemen hemen aynı. Başka türlü insanları anlamsız kavga ve savaşlardan alıkoyabilecek bir şey aklıma gelmiyor şimdilik.

-2012'de tükenen tüm kaynakları geri dönüştürebiliriz: Ehehe, bak şimdi böyle yazınca bana da mantıksız geldi :) Geçiyorum.

-2012'de yolda yürürken hayatınızın aşkıyla karşılaşabilirsiniz: Bunun için de araştırma sonucuna gerek yok galiba :/ Ender rastlansa da (20 yılda bir falan) olası gibi duruyor.

-2012'de trafikte size yol verebilecek kadar kibar bir sürücüye denk gelebilirsiniz: Ahahahaha, neyse.

Bu yazıdan ne anladık gençler? Özetleyelim:

"2012'de bireysel ya da topluca şaşırabiliriz"

Hımm... Diğer felaket senaryoları daha heyecan verici gibi duruyor, ama insanlar çoğu zaman heyecan verici şeyler yaşamaktansa bunları bir ihtimal olarak akıllarında tutup huzurlu zamanlar geçirmeyi tercih eder.

Bu vesilelerle yeni yılınızı kutlar, yeni yılın sizlere...

Yok yok, şey diyecektim, şu şarkı, 2012, Dünya, blow!


1 Eylül 2010 Çarşamba

bu ne be

Özellikle referandum ve seçimler yaklaşırken insan daha da bir gitmek istiyor bu ülkeden. Etrafta gördüğüm evet/hayır içerikli tüm afişlerden, bas bas bağıran seçim arabalarından, reklam panolarından (billboard), gazete sayfalarından çok sıkıldım artık. Haberleri açmak istemiyor insan ya. En kavgalı evliliklerde bile insanlar bu kadar geçimsiz olamaz bence. İki dakka bi sakin olun, biz karar verelim ne diyeceğimize.

Referandum iki seçenekli, istediğinizi seçmekte özgürsünüz ama "Hayır" diyenin aklından şüphe ediyorlarmış bir de. Bu bana Türk ailesinin çocuğuna verdiği özgürlüğü(!) hatırlatıyor;

-istediğin mesleği seçebilirsin, ama avukatlık çok rerörö.
-istediğin kişiyle evlenebilirsin, ama bu erkek/kız çok rerörö.
-istediğin gibi dışarı çıkabilirsin, ama eve geç saatte gelirsen rerörö.
...

Bir de yeni bir moda çıktı. "Sanatçılar referanduma ne diyor?" diye. Bana ne kardeşim kim ne diyorsa desin. Hani demokrasilerde gizli oy, açık sayım falandı?

26 Mart 2010 Cuma

senin ellerinde

Ahmet Şerif İzgören'in yaklaşık bir saatlik seminerinden bir parça, ama bence tamamını izleyin, sonundaki hikayeye bayıldığım için bu kısmını bırakıyorum ben;

17 Ocak 2010 Pazar

içimdeki v aşkı bambaşkaymış

Dün kuzenim yıllar öncesinden kalma kitaplarımı karıştırırken içlerinden birinin arasından lise hazırlıkta (1999) yazdığım şu paragraf çıktı. Eee insan yedisinde neyse yetmişinde de odur. Okulumuz hakkında yazmışım. Belli ki alıştırmanın sorduğu sorulara verilen cevapların birleştirilmesinden oluşmuş bir paragraf, bütünlük yok.

Aynen yazdığım gibi aktarıyorum. Çok güldüm ya;

"I think it's new. There are laboratuvary, library, classrooms, toilets, meal factory and manager's rooms. Our school is very boring. There isn't any poster in our school but we put up two beautiful poster to our class. I like them very much because I like science very much. I spend my all they in this school and I don't like being here. If I had a F/A 18 Hornet I would bomb here with Aim 120. "

Hiçbir zaman normal olamamışım :( İngilizcem de berbatmış, i go, you go, we go :(

(uçağa saygı)

15 Aralık 2009 Salı

ben aptal mıyım

Arkadaş: Yılbaşı hangi gün?
Ben: 1 Ocakta...

Yok sonra da bu kafayla "Biliyorum korkuyordunuz. Deprem, domuz gribi, terör... Korku her yanınızı sarmıştı, sonra gittiniz Adam Sutler'a sığındınız... Ama kelimeler... Onlar her zaman güçlerini koruyacaklar..." falan diyerek dünyayı kurtarmaya çalışıyorum. V for Vendetta'yı bilelim, öğrenelim. Öğrenelim şaşıralım...

25 Nisan 2009 Cumartesi

bana kim inanır

Küresel ısınma senaryolarını okuyordum, pek keyifli değiller. Bir şeyler yapmak gerektiğini bas bas bağırıyor doğa ana.

Bakalım ben de deli olup bir kuyuya taş atacağım bu konuyla alakalı, 41. akıllıya dair umutlarımı koruyorum. Çok iyimserim bence. Ağaç mı eksek.. Neyse, en azından bettaların türü ben balık almadığım sürece tehdit altında sayılmaz.

Yalnız, durumda bir samimiyetsizlik var cidden. Elimde kahve, kulağımda romyo romyo, dünyayı kurtaracağımı sanıyorum. Nasıl diyor Handecim; "hııaağğ hııığğ..."

İnsanın kendine olan samimiyetini yitirmesi kadar, inancını yitirmesi kadar, bundan daha güzel bişey yok bu dünyadaaaa, laaalaaa...

Durumu netleştirdiğimde gününü ve saatini yazıcam buraya, okuyup da gelmeyeni döverim ulen.


p.s:Tankla topla falan beklerim, uçakla, ağır sanayi hamlenizle falan.