İki yıl beklemiş biri için 5 ay inanılmaz kısa bir süre gibi geliyor, ama ne bileyim ya. Bazen gerçekten de diyorum ki "demek ki böyle olması gerekiyordu". "Gerçekten" de, yani ağız alışkanlığı hep deriz ya "kader, kısmet, nasip, hayırlısı", ama gerçek düşüncemiz öyle değildir, hafiften bir 'isyeaaaaann'dır, o yüzden dedim gerçekten diye.
Ne diyordum, dur şu Halil Sezai bitsin de bi... Pıt. Bitti galiba. Heh. Yani bazı şeyler bizim kontrolümüzün dışında kalıyor. Belki her zaman kendi tercihlerimizi yaşasaydık çok daha fena şeyler olurdu. Cidden merak ediyorum ya. Hani bazı kitaplarda kendini kahramanın yerine koyup hikayeyi o şekilde ilerletebiliyorsun ya, onun gibi kendi tercihlerimizin de sonunu bilebilseydik keşke. Belki o zaman "iyi ki" diyebilirdim hep, de işte, dedim ya büyüyorum diye.
İyi ki be... İyi ki atanmışım. Benim yerimde olmak isteyen o kadar çok kişi vardır ki şu an. Derdimi "dert" zannetsem, onlara haksızlık. Tamam, parayla saadet olmaz ama, o kadar basit değil işte hayat. Ne bileyim, en somut örnek, param olmasaydı arkadaşlarımla tatil planı yapamazdım, yolda bi araba görüp "lan ikinci eli ne kadardır ki acep:/" diye düşünemezdim, rengini beğendiğim bir eteği iki kere düşünmeden alamazdım, canım sıkıldığında birilerini yanıma katıp sağa sola bu kadar rahat gidemezdim, sevdiklerime hediye alıp onlara yemek ısmarlayamazdım. Yok arkadaşım, parasız olmuyor işte tüm bunlar. İnsanlar boşuna işsizim diye bunalıma girmiyor yani. Dışarıdan bakanların lüksü onları "anlayamamak", "bu kadar büyütülecek ne var ki" diyebilmek.
Neyse işte. Kendime söz verdim. Artık mutsuz olmak için bahane aramayacağım. Defalarca yaşadım, biliyorum. Dibe battığında kimse elinden tutup çıkaramıyor oradan. Çıkarmıyor değil bak, "çıkaramıyor". O kadar şartlanmış oluyorsun ki mutsuzluğa, karakterine yapışıp kalıyor. Sonra günler geçiyor, zaman akıyor, ama sen durmuş oluyorsun. Hem yaşlanıyorsun, hem duruyorsun. Hiçbir şey olmuyor, duruyorsun. Mantıklı olan da o zaten di mi :) Durunca, durmuş olursun.
Durmayacaksın o zaman hayat akıp giderken. Uyum sağlayacaksın tüm kıvrımlarına. Bir kahramanın gelip seni kurtarmasını beklemeden. "I'm the hero of the story don't need to be saved" diyebilerek...
"Hayatta önemli olan iyi bir ele sahip olmak değil, kötü eli iyi oynayabilmektir" diye de bi laf vardı. Alakasız oldu da, neyse :))
Sahip olduklarının kıymetini bil gitsin işte. Geri kalan her şey için, fazlasıyla, "kısfmet".
4 yorum:
"dibe doğru sürüklenirken durdurmayı başarabiliyorum artık bu süreci. "
Bundan sonra sana karada ölüm yok o zaman kardeşim :)
Şakası bir yana, bu hayatın kilit noktalarından biri bence.
ama daha bunun havası var, suyu var :p
çabalıyorum en azından ya. bu da değerlidir bence. ne demiş özdemir asaf:
"yaşamak için bırakılmış bir yön baktım, yoktu:
ben direnmek için elimden geleni yaptım."
"kurumlar arası geçiş" ile başlayıp uzun cümleler kurardım ama üşendim nedense. linkte verilen şarkıların bitmesini bekledim, bitmedi. 657 sayılı kanun altında sana mutluluklar diliyorum.
sahi, atanmak konusunda kendi rekorumu kırmaya az kaldı. saymaya üşendim. iyi ki 6 parmaklı doğmamışım. tabi, 1 sene daha beklemem, çünkü 5 parmağım var. normal memur olursam, "aylak" ön adımı herhangi bir öğretmene hediye etmeyi düşünüyorum.
sahi, başka hangi meslek grubu 4 kümede toplanır? sözleşmeliler, ücretliler, kadrolular, aylaklar..
nerelerdesiniz sayın abaküs :)
dört beş atama dönemi sadece istatistik yapabilmiş biri olarak bu ağustosta ciddi alım bekliyorum branşlardan. bence olacak.
dualarımız senin için örtmenim, güzel haberlerini bekliyoruz.
Yorum Gönder