22 Şubat 2010 Pazartesi

audi a3 vs sevgili

-Bir audi a3 sizi asla yarı yolda bırakmaz; sevgili dediğiniz ise bugün var, yarın yoktur.

-Bir audi a3 trip atmaz, çalışmıyorsa benzini yoktur ya da arızalıdır, sevgili ise hiçbir sorun yokken saatlerce kafa ütüleyebilir, "n'oldu ki ya şimdi:S" diye bir hafta düşünürsünüz.

-Bir audi a3'ün doğum gününü hatırlamak zorunda değilsinizdir; üretildiği günü bir yılın en mühim günü sanmak gibi bir gaflete düşmez o, gayet sıradan bir gün olduğunu bilir.

-Bir audi a3 KPSS'yi kazanmanız için güzel bir nedendir, ancak sevgili bu zorlu süreçte vakit kaybından başka da bir şey değildir.

-Bir audi a3 sıkıntılarınızın tümünü sadece yarım saatte giderebilir, sevgilininse kendisi başlı başına bir sıkıntıdır.

-Audi dendiğinde akla gelenler "trance energy", "hız" ve "boğaziçi köprüsü" iken, sevgili denince akla "the drugs don't work" gelir, ülkenin en güzel köşesi bile bir anlam ifade etmez.

-Audi'nin evrensel ve herkes için geçerli bir estetiği vardır, baktığınızda içinizi açar, sevgili ise çoğu zaman kendine has bir estetiğe bile sahip değildir.

-Audi yakışıklı olmasına rağmen yanına pijamayla geldiğinizde bile başka araba sahiplerini gözü görmez, sevgili siz başınızı kaşıyacak vakit bulamazken bile güzel ve bakımlı olabilmenizi ister, aksi takdirde ilgisi anında başkalarına kayar.

-Audiniz varsa yoldan geçerken "aaa audi'ye bak lan!!!" derler, oysa sevgilinizle yolda yürürken kimse "aa sevgilisine bak lan!!!" demez.

Bu da benim 'audi a3 manifestom'dur; İnsanları tanıdıkça Audi'leri daha çok seviyorum:))))))))))))))

İşte bu gerçek hayatta çok işine yarayacak, insanlarda mutluluğu bulamayanların.

16 Şubat 2010 Salı

fairytale

Hatırladınız bu şarkıyı değil mi? Eurovision'da böyle benim boylarımda -Allah sahibine bağışlasın- gayet bebek yüzlü bir delikanlı elinde kemanıyla söylüyordu. Birinci oldu hatta...



Heh, işte. Bu şarkıya Pavlov'un köpeği gibi koşullandım ben. Ne zaman duysam derse giresim geliyor. Çünkü staja gittiğim okulda teneffüs zili olarak kullanıyorlardı...

Bakalım bu dönemki okulda ne çalacak, viva la vida çalsın, aha buraya da yazıyorum; bırak üç saati, ben öyle güzel bi okuldan hiç çıkmam!

Sonra da haliyle evden çıkmam!

3 Şubat 2010 Çarşamba

hı hı, ha ha

Ataması yapılmayan öğretmenleri duydunuz mu?

http://www.ayop.biz/

Bulaşıkları aslında bir sonraki yıkama için bırakmıştım, makine dolduğu için... Sonra radyoda Nil çıktı; 'Seviyorum Sevmiyorum'. "Aslında Nil de tıpkı futbol gibi, toplumların afyonudur Solarcım;)" diye düşünüp kalan bulaşıkları elde yıkamaya karar verdim. Bir süreliğine KPSS için endişelenmemeyi...

Daha yazının başında kendi kendime "kime neyi niye anlatıyorsun" şeklinde sorular sormaya başlayınca yazdığından da bir keyif alamıyorsun, ama yazmam lazım: "Bugünlerde çok tatsız şeyler yaşıyoruz bence ve daha bu başlangıç".

Dersanede ücretli öğretmenlik yapanlarla konuşuyorum. Geleceğimi görüyorum belki. Yazması bile tatsız geliyor şu an. İnan, hiç hoş bir şey değil dört sene sinir stres içinde epeyce saç döktükten sonra bir o kadar daha çabalayıp eline geçenin koca bir "hiç" olması. "Hiçbir sosyal güvencemiz yok." diyorlar, "Sendikaya üye olma hakkımız yok." diyorlar. "Ne öğretmenler ne de öğrenciler bizi ciddiye almıyorlar." diyorlar. Sözleşmeliler var bir de, sezonluk futbolcu gibi ya... Birileri çıkıp "tüm öğretmenleri kademeli olarak sözleşmeli yapmayı düşünüyorlar" diyor. Bir forumdan 30 yaşında bir coğrafya öğretmeninin atanamadığı için intihar etmek istediğini okuyorum. Ajitasyon yapıyor olsa bile, bence bunu yapması bile bir hayli düşündürücü.

Şimdi siz de haklı yere şikayet edeceğine git KPSS'ye çalış diyeceksiniz de, ben de öyle yapıyordum aslında. Çay almak için odadan çıkınca bir milletvekilinin Meclis'teki konuşmasına denk geldim. Belki de benim söyleyeceğim şeyleri söylüyordu. Neyin peşinde olduğunu bilmiyorum, ama işte, öğretmenlerin bugünkü halini anlatırken benim söylemek istediklerimi onların da anlayacağı bir dille söylüyordu: "Kul hakkı yiyorsunuz."

-----------------alla alla?? flashback'i (Gaziantep 2002)------------------------

"Yahu, bir sürü bölüm öğretmenimiz boşta geziyor. Resim öğretmeni matematiğe, müzik öğretmeni beden dersine giriyor. Niye? Öğretmen ihtiyacı var. Ama bakın ki işe, bunlar bir de sınavla öğretmen alıyor. O zaman niye okutuyorsun bu öğrencileri, yazık değil mi? Öğretmen almıyorum de, bu evlatlarım okumasın boşuna. Ama biz iktidar olunca, inşallah boşta öğretmen adayı olmayacak..."
-----------------alla alla?? flashback'i (Gaziantep 2002)------------------------

İnşallah;)