tutunamayanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tutunamayanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Kasım 2008 Pazartesi

yeni başlayanlar için kendinden nefret etmek

Son bir haftadır, hiç olmadığım kadar iyi hissediyordum kendimi. 'Balikım bile var daha n'olsun:)' diyordum, çocuklar gibi şendim, ama işte, biliyordum, bir kırılma anının geleceğini ve düşüşe geçeceğimi..

İşin kötü yanı da, ben düşüşe geçince dibe vururum. Çünkü hiçbir şeyin ortası yok benim için; iyi olmanın ya da kötü olmanın. Evet, nereden baksan saçmasapan bir yaşam tarzının içindeyim ki kendime bile itiraf edemiyorum bunu çoğu zaman. 'İyidir böyle' diyorum iyinin ne olduğunu bilmeden. Asya gibi 'Sevgi neydi?' dediğimde 'Emekti' diyemiyorum; 'Sevdiğin için kendinden vazgeçmekti' diyorum. Bundan daha fazlası olmalı diyorum, vazgeçiyorum. Ruhumdan katıyorum sevdiklerime ve bir zaman sonra tıpkı Mahmut gibi onları da zehirliyorum. Evet, damarlarımda dolanan şey her ne ise, içinde sevdiklerimi de zehirleyen bir şey olmalı. Bu yüzden Mahmut bu kadar kısa sürede öldü, uyandığımdan beri aynı, baş aşağı duruyor, hareket etmiyor, fanusa tık tıklamam, çevirmem, 'şaka yapıyorsun, üzüleyim diye böyle yapıyorsun, arkamı döndüğümde yüzeceksin yine' demelerim sonrasındaki hayal kırıklığım aynı. Buralar gitmiyor, yine, o gitti, yine, çok ağlıyorum çürüyor gözlerim, ama bişey değişmiyor, yine.

Alt tarafı 'balık' işte değil mi, anlatamıyorum ki, arçeliğin robotu boynunu bükürken bile gözlerim doluyor, 'robot' işte di mi, değil işte.

Mahmut yazıp aratınca iki yazı çıkıyordu mutluluğumu anlatan; birincisi bu, ikincisi de bu. Benim için mucizevi bir canlıydı, bana 'Hande Yener bile dinleten balik'tı, o balık değildi işte; 'balik'tı.

Gitmek neyi çözecek balik? Beni de götür işte, bırakma buralarda, ben kendimden daha fazla nefret etmeden. 'Bana bak salak, bir daha hiçbir şeyi bu kadar sevmeyeceksin'i kendime daha fazla demeden.. Uyan işte, yine baloncuklar çıkar.. Özür dilerim, seni de sevgimle boğduğum için, en azından sınavlarım bitene kadar bana katlandığın için, seni hiç unutmayacağım, belki de unutmamı isterdin kim bilir, aklımda bile yer almamak, seni düşünerek manevi varlığını da zehirlemememi isterdin ama ben yine yapamayacağım bunu, umarım benden nefret etmiyorsundur..

Mutlu muydum, al işte; berbat bir sabah, berbat bir gün ve işin kötü yanı artık kendime hiç acımıyorum: Bir daha bu eve içimdeki zehre bağışıklık kazanamamış başka bir canlı girmeyecek. Ben de en kısa zamanda Mahmut'un gittiği ebediyete intikal ederim umarım; iyi ki varsın değil işte, keşke hiç olmasaydım.

9 Temmuz 2008 Çarşamba

niye düştün sen?

Balkonda otururken apartmanın duvarına hızla bişey çarptı. Birilerinin yukarıdan bişeyler atma devri çoktan kapandığından ne ola ki diye aşağıya baktık:

A)Yarasa B)Başka bi kuş C)Süpermen D)Bize öyle geldi

Ben bildim, ben bildim! Doğru cevap Bursa. Nasıl korkuyordu yavrucuğum ya, kalbini ellerimde hissettim eve getirene kadar. Sonra su içirmeye çalıştım biraz, pek içmedi. Uzun bir süre iç kanama geçiriyor olabilme ihtimalini ve veterinerin bişeyler yapıp yapamayacağını tartıştıktan sonra uçabildiğini gördük, galiba iyi şimdi canımcığım:) Geçenlerde mutfakta gördüğüm karıncaya Muzaffer adını vermiştim, babamın aldığı haşere ilacından sonra vefat etti kendisi. Ben de bu kuşa Muzaffer adını verdim; fotoğraftaki şirin kuş.

Neden mi Muzaffer? Ne bileyim, o an aklıma ilk bu isim gelmişti, karıncadan sonra hayatımda tanıdığım ikinci Muzaffer olması da cabası.

18 Ocak 2008 Cuma

ben artık bişey yapamam

bu defa geç kaldınız nerelerdeydiniz bunca zamandır beklemekteydi gözlerim ışık söndü karanlıkta kaldınız ah affedin siz hep karanlıktınız sakın ha unuttuğumdan değil şimdi söylemek iyi geldi karanlıklar prensi sizi ben yanıltmak istemezdim ama yine yanıldınız istifa edecek değilim bir süre daha bekleyiniz ben ışıkları yaktıktan sonra gelip elektrikleri kesiniz bir deniz kenarında ay ışığına da hayır dersiniz tanıyorum sizi cevabını bildiğim sorular sormak istemem size ve diğerlerine diğerleri demişken diğerleri nasıllar selam söyleyin bir ara onları da beklerim ama siz daha çok geliniz kendinizi bu kadar özletmeyiniz öyle bakmayınız anlamadığımı sanmayınız gelmeseniz de olur mu demeliydim demeliyim anlayınız kelimeleri de getirmişsiniz tamam oraya bırakınız onlar dizilirler hangisi hangisinin yanında güzel duracağını nasıl da biliyor değil mi ah gülümsediniz canı çıksın ki bu kelimelerin sizin gülümsemenizi bu kadar ertelediler kelimeleri de boş verin onlar bir gülümseme olamazlar güneş mi demeliydim belki de şairin şiirinde de bahsi geçen kullanılmamış bir gökyüzü tırnak içine alamadım idare ediniz siz noktalamaları pek sevmezsiniz sevdiğiniz şeyleri de biliyorum onlar ne çok azlar ve ne yazık ki bende de yoklar suçunuza beni de ortak ettiniz hem de siz elinizdeki kılıcı miras bırakıp kaçıp kurtuldunuz yakıştı mı size demiyorum yakıştı tabii size her şey yakışır gitmek de kalmak da kalmak komiktir gitmekse trajik kalanların her nefes alışında canlarının çıkması da trajikomik hadi şimdi yine gidiniz bat dünya bat artık

"şu anda kendini yok etmeye çalışan bir dünyada yaşıyoruz, böyle bir durumda sadece gözlerini kapatıp görmezden gelirsin.."

25 Aralık 2007 Salı

bat dünya bat

"elbette çok şey beklediğimi biliyorum her zaman da bekledim her yeni tanıştığım insandan tanışır tanışmaz neler bekledim o daha adımı öğrenmeden ben onunla ilgili hayaller kurdum ümit etmeye başladım hemen ve o insan yanımdan bir dakika bile ayrılınca ben öyle yerlere varmıştım ki hayalimde bu ayrılmayı bir ihanet saydım gücendim hayır benimle başa çıkılmaz"
(Tutunamayanım Selimciğim Işık)

selimciğim ışık özür dilerim görmeden kelime yumağından kendimce seçtiklerimdi gerçek olma ihtimalin ve bir hayal kırıklığı bir insana yapabileceği en kötü şeyi yapar onu yeni bir hayale sürüklerken bunu bilirsin bildiğin halde önüne geçemezsin savunmanı hazırla dersin çöktüğün haline bakarsın kavuşturduğun kollarının arasında başın yanılırsın göz göre göre sıkıldım bir olricim bile yok benim yalanlar söyleselerdi bana neden yalan söylüyorlar şimdi ben desem ki sadece kelimeler bana gülerler beni sadece kelimelerle kaplı bir dünyaya hapsederler beni diğerleri gibi sandılar şimdi kelimelerle ihanet ediyorlar bana okuduklarım yazdıklarım hayatımdaki her zerre ihanet ediyor her an ve bir an mutluluğa yanılsamadır derim yine beklerim hayallerime verdiğim kalıcı rahatsızlıktan dolayı geleceğimden özür dilerim hayır benimle başa çıkılmaz

Beni uykumdan uyandırıp gecenin bi yarısı bana bunları yazdıran tüm tutunamayanlar, iyi ki yoksunuz efenim, daha beter olunuz. Bakınız otobüsü kaçırdım, derse geç kalacağım. c ya, bye, mucks.