22 Ocak 2009 Perşembe

rezene-anason: karışık bir hayal

00: 42.

Dersaneye gittiğim zamanlarda rehber hocamızın ağzından düşmeyen bişey vardı, koridorda karşılaştığımızda, fırsat bulduğunda da sınıfa gelip bol bol hatırlatırdı (unutmak zaten mümkün değildi de o farkında değildi işte): "Önce bir hedefiniz olsun arkadaşlar, kendinizi bir konumda hayal edin ve ona ulaşmak için çabalayın"..

Gereksiz bir dolu hayale kapılıp peşinden sürüklenme yetisine doğduğum günden beri sahip olan su katılmamış 'hayalperest' ben, bu konuda hiçbir hayal kuramıyordum; küçüklüğümdeki "Büyüyünce astronot olucam ben" romantizmini saymazsak..

Yok, gerçekten, hayata dair, "Kendimi ileride şurada görmek isterim" diye hiçbir hırs yok içimde, öyle uysal ki içim bu konuda, sesi soluğu çıkmıyor valla, 'bir lokma bir hırka' derler ya benimkisi de o hesap.

Yine de sırf rehber hocamın tavsiyesidir diye yabana atmadım, dedim ki benim de bi hedefim olsun, ÖSS neticede, koskocaman üç harfli bi sınav.. Bir günümü ciddi ciddi bunun için ayırdım, çalışma lambamdaki ışık sayesinde fark edebildiğim bir toz zerreciğinin süzülüşünü izleyerek bulunduğum düzlemi hayallerimle terk edecek potansiyelim varken, kendimi nerede görmek isterim diye saatlerce düşündüm.. O anlarımda da elimde Doğadan'ın üretimi poşet çaylardan biriyle dolu bir bardak vardı..

Eureka!

Dedim ki, "Eczacılık okuycam sonra da Doğadan'da çalışıcam, ilk icraatim de Rezene-Anason karışımı bi çay yapmak olucak" (bilhassa çocukları daha ilk yudumda mayıştıran legal bi rakı sentezi; o an aklıma kuzenim gelmişti yalan değil)..

Bugün markette rafta duran Rezene çayına baktım boynumu büküp, içindekiler kısmında şunlar yazılıydı: Rezene-Anason.

Gülümseyerek aldım, tıpkı bilinçli bir tüketici gibi üzerindeki yazıları okudum, eğer daha önceden rezenede anason olduğunu fark etseydim bu bölümde de okuyamazdım, playlistimin favorisi "tamirci çırağı" olurdu..

Ha, bence daha iyi olurdu o ayrı, çalışırken -taş devrindeki fırankeyştayn gibi- kulaklarımdan duman çıkaran kafamı zorla çalıştırmak zorunda olmazdım. Ne zor bir bilsen, bu kafayla serilerin yakınsaklık yarıçaplarını hesaplamak zorunda olmak..

Son iki saattir kendimi nedensiz bir şekilde berbat hissediyorum mesela, biraz da bu ruh halimi dağıtayım diye yazdım bunları. Zeki bir insan olsam, ruhumun şu an suyunu sıktığın çamaşır gibi sıkılmasının nedenini bulup rahatlardım ama bulamıyorum işte.. Onun yerine defalardır "Trouble" diyoruz, Chrisciğim ve ben.

-Hamdi Bey'e teklifi için teşekkür ediyorum ama yokum.. 42, Acun Bey siz açar mısınız?

Hiç yorum yok: