23 Mayıs 2008 Cuma

e.t. phone home

Bu yazı daha evvel Yapay Zeka ve E.T. adlı filmleri izlemeyenlerin "Filmin bütün heyecanı kaçtı ki şimdi" demesine neden olabilir.

Steven Spielberg deyince, aklımda pek hoş anılar canlanmıyor benim.

Birinci nedeni ahanda bu filmdir; Artificial Intelligence.

Yapay zeka ile tasarlanmış, insanoğlu olmayan David'in, Pinokyo'nun öyküsünden esinlenerek mavi periye hiç bıkmadan "Lütfen beni gerçek çocuk yap.." diye sayıklaması esnasındaki hissiyat; bir bilimkurgu filminde daha ağlamanın huzuruna ermiştim açıkçası. Bilimkurgu, evet.

İkinci nedeni de, az önce biten E.T. (The Extra-Terrestrial).

Yahu, biz bunun Badi versiyonunu yapmışız zamanında, bir yılda bir filmin ne kadar yol kat edebileceğini göstermişiz cümle aleme(bağlantıdaki yorumlara dikkatinizi çekerim), ama ben Badi'yi uzaylı olarak değil de bataklık canavarı olarak algıladığım için eğlenceli gelmişti bana film(n'apayım, ben az anliyor(buradan asıl üzüldüğüm noktanın yerküreye ait olmayan bir canlının eziyet çekmesi olduğu sonucu çıkarılabilir ama öyle değil, beynim uyku moduna geçti sanırım)). Bu film dururken ne gerek var şimdi,

-Come..
+Stay..*

diyalogu ile gecemizi mahvetmeye di mi? Hele de, Elliott'ın E.T.'ye daha önce söylediği "You must be dead, because I don't know how to feel. I can't feel anything anymore.**" repliğini henüz içime sindirebilmişken, ee, e.t. canlandı sonra orası ayrı.. Demek ki neymiş, ölse bile hissedemiyorum falan demeyecekmişsin. Adam(?) sonunda aklına işaret ederekten diyor zaten; "I'll be right here.***" diye.

Bilimkurguda da duygu olur muymuş demeyin, izlerken ağlayanlarla da dalga geçmeyin, rica edicem, yok yani, televizyon başındayken de 'yok ağlamıyorum, gözüme bişi kaçtı' diyemiyorsun ki..

Küçük bir çocuk , Steven Spielberg ve bilimkurgu üçlemesini insan hayatından biraz uzak tutmak lazım demek.

*-Gel.. +Kal..
**Ölmüş olmalısın, çünkü nasıl hissetmem gerektiğini bilmiyorum. Artık hiçbir şey hissedemiyorum.
***Burada olacağım.

3 yorum:

Adsız dedi ki...

düş dünyası, çoğunlukla hüzün etkili.

Büşra dedi ki...

izledim, demiyorum.

benim için özellikle yapay zeka, kolumu kanadımı kıran, çok etkilendiğim, ama sevmekle sevememek arasında takılıp kaldığım bi film.
hatta sonunda şöyle bir yargıya varmıştım, filmin etksinden uzun süre kurtulamayınca; herkes üzerine düşeni yapsın, yaratmayı yaratıcıya bıraksın, sonunda böyle şeyler yaşanmasın.

Sinemada salya-sümük perişan olmuştum ben bu filmi izlerken.
**
E.T'te gelince onu izleyeli yıllar oldu, fazla hatırlamıyorum, ağlamışmıydım? Ama yapay zeka üfff!
1 defa izlediğim 2. defa izlemekten çekindiğim film.
bilim-kurgu ağlatmasın!
bilsin, kursun!

solar dedi ki...

@zifiri;
boşuna mı demiş morrissey amca 'no hope no harm' diye:)

@uragan;
blog tutmanın en güzel yanı bu işte uraganım, başkalarının da bunları hissettiğini öğrenmek:) (içses:yaşasın normalim)

ehem, ben ikinci kez izlemek gibi bi hata yapmıştım yapay zeka'yı, ikincisinde abimle izlemiştik bir de.. onda tık yok tabii, ben 'görüyomusun yemek bile yiyemiyor garibim böhühühü' diye ağlanırken, o david'in karmaşık hareketleri yapabilmesi için nasıl programlanabileceğini falan düşünüyordu heralde:)

en iyisi animasyonlar ya, var mı böyle dünya, çiçekler, böcekler falan:)

hakikaten de, gelişmeler ürkütücü bir açıdan, yapay zekayı bir yana bırak, küçücük çocuklar tüm gün internet kafelerden çıkmıyor yahu daha ne olsun.. babama hak vermeye başladım bu konuda, teknoloji bu kadar hızlı gelişirken kontrolün kimde olduğunu düşünmek gerek bazen.