17 Mayıs 2008 Cumartesi

top 10

Bunlardan çok vardı eskiden televizyonlarda haftasonları, şimdi eskisi kadar yayınlamıyorlar sanırım, ama az evvel denk geldim birine..

Diyetisyenler ısrarla 'yapmayın, çok yersiniz haa, cıss' deseler de evde kimse olmadığında yemeğimi televizyonun karşısında yiyorum ben, ne yani, 'yalnızım be yazık bana, ühühühüh' diye düşüneyim de psikolojim bozulsun daha mı iyi..

Yalnız ne izleyeceğini seçme aşamasında dikkatli olmak lazım, sinir bozucu bişeyler olunca hırsla yemek yiyebiliyor insan, sağlığa zararlı olanı bu.

Neyse, ben çok fena Mor ve Ötesi hayranıydım, çok geçmiş değil, Gül kendine diye bir albümleri vardı, tanışmamız öyle oldu, -ki kendisi halen elimdeki albümler arasında baştan sona zevkle dinlediğim sayılı yerli albümlerdendir- kartonetinde yazılı şu cümleyle gençlik heyecanımı harmanlayıp 'olay budur be!' demiştim; "Bu albüm dünyanın gidişatından endişe duyanlara adanmıştır..."

Bana yani:p O zamanlar hissettiklerim; farklıyım, duyarlıyım, anarşi dolaşıyor damarlarımda, gücüm de var, değişime inanıyorum, sadece bir ivme gerekiyor, falan filan. Sonra Şehir, Bırak zaman aksın, Yaz albümlerini de almıştım, neyse ki Ankara'daydım da eski albümlerini bulmakta zorlanmamıştım (Kızılay'da kayboldum orası ayrı). Diğer güzel yanı da bu abiler ben oradayken konsere de geldiler, kaçırır mıyım, gittim tabii, yalnız kahretsin ki kapıda grubun solisti Harun'u gördüm, arkadaşın tabiriyle 'şişe dibi gözlükleriyle', 'E okumuş adam tabii, haliyle..' diyip geçtim, halen hayrandım. Biraz da erken gitmiştik, en öndeydik, tam Harun'un karşısında duracaktım. Durdum da, ancak hayranlık grafiğimde hızlanarak azalan bir düşüş gerçekleşiyordu; şarkıları söylerken ağlayacak gibi bir ifade oluşuyordu Harun'un yüzünde, böyle boyun damarları patlayacakmış gibi, arada sırada da yarabbi şükür, ayyy, iyvreençç, evet.

Konser bittiğinde sıkılmıştım bu gruptan. Tıpkı şimdilerde şarkıları winamp'ın inisiyatifine bırakamamaktan, replikleri hatırlamamak için beynimi oyalamaktan, neşeyle yürüdüğüm yollardan koşar adımlarla kaçarken arkama bakmamak için gözlerimi sımsıkı kapatmaktan, kulaklarımı tıkamaktan, kelimelere takılıp paldır küldür yuvarlanırken, yanımdakilerin beni bir yandan kollarımdan tutup kaldırmalarından, diğer yandan da çekiştirip durmalarından sıkıldığım gibi.

Şimdiii, bunlar aklına nasıl geldi dersen; aynı surat ifadesini az evvel klipte yine gördüm solistte, 'deli' yi söylüyor, (klip de linkin park- somewhere i belong'un klibini çağrıştırdı bana nedense), ses tellerindeki acıyı hissettim yine. Eskisi kadar hayran değilim ama bir zamanlar hücrelerimi peşinden sürükleyen bu gruptan, klip olarak uyan, şarkı olarak da the faithful lover, gül kendine, daha mutlu olamam, re, cambaz, 23, beyaz gibi şarkılar yapmış bu gruptan, daha iyisini beklemeye hakkım vardır diye düşünüyorum.

Aslında düşünüyordum, dört numarayı dinleyinceye kadar. Bizim üzerine hayal inşa etmeye kıyamadığımız 'mucize'yi başlık diye alıyor, şarkı yapıyorsun ama, mucize mucize olalı böyle zulüm görmemiştir heralde.. Opera da değil ya, neyse.

Affet Harun abi, hata ettim. Beşinci olmandan geçtim, bu listede olman bile büyük handikap. Öncesinde fd de var mıydı acaba, bak, içime dert oldu şimdi..

Neyse Nil dinleyeyim biraz, bunlar bana ekstıra larç, ekstıra larç. Bir de okul bitince integralin adını dahi duymak istemiyorum canım günlüg, yemem ben artık bunları.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

serserisi bir hoştu, sözleri hoş genelde de, mor ve ö. (:
fd hep hoş, bittersweet s. x 7, love song x 3. (:

solar dedi ki...

bittersweet symphony..
kesin bir numarada:)

no change, i can change, i can change, i can change..

fd, kara kara..