"can you show me where it hurts?"*
(Pink Floyd-comfortably numb)
"bakmalısın, görmelisin acıyan yerler neresi?"
(Yasemin Mori-mutsuz punk)
Profesyonel anlamda müzikle ilgili olsam Pink Floyd'u özellikle dinlemezdim, yaptıkları müzikten, yazdıklarından etkilenmemek mümkün değil ki; David Gilmour (benim için 'High Hopes' demek) başta olmak üzere özenle başka gezegenlerden tek tek seçilmiş olmalılar, grup halinde bile değil bak, tek tek..
Allah korumuş da Pink Floyd olmuş:) Bir yüzyıl sonra da hiçbir şey değişmeyecek, çoğu grup/şarkıcı silinecek (hatta belki fd'ciğim bile), ben de portakalda vitamin falan olucam ama Pink Floyd halen var olacak; halen yeryüzünde "hey, teacher, leave those kids alone!!" diye bağırılacak ama, bunu düşünmek cidden içimi acıtıyor..
Bişeyler değişsin bence. Tyler? Travis? Gelin evladım bi siz şu yana..
not: Komşu blog Kültür Mantarı'ndan gelen soğuk hava dalgasından Solar Günlüg de nasibini aldı:)
*"acıyan yerleri gösterebilir misin?" olarak çevirdim..
12 yorum:
98'de murathan mungan'ın söyleşisine gitmiştim...tıfıldım o sıralar daha 16'lıydım)...
herkes sus pus olmuş dinliyordu...
ben de o dönem tüm kitaplarını okuyan deli gibi hayranı olan biri olarak söz isteyip:
" bazen bir cümle bir öykü dinliyorum sizin ağzınızdan, mesela ben de aynı durumu yaşamış oluyorum ama siz harika cümlelerle anlatabiliyorsunuz...sizce neden?"
gibi gereksiz bir cümle kurmuştum-diyorum ya tıfıldım...
ama murathan mungan da gayet o derece gereksiz ve beni acaip kendisinden soğutan-çok da derdiydim-
bir cevap vermişti:
"çünkü ben murathan mungan'ım..."
yok ya...ne tatmin edici cevap...
o gün bugündür hiçbir ünlüye iyi olduğunu söylemem:)
işte böle solarcığım,murathan mungan için söylemiyorum ama bazı insanlar var ki gerçekten özeller..yerleri doldurulamayacak kadar; ama susmak lazım,şımarıyorlar:))
tabi ölmedilerse...
şaka bir yana bazı insanlar özel doğuyorlar gerçekten...
pink floyd'a gelince ne desek eksik...
puslu kıtalar atlası şöyle başlıyordu;
"mutlu yazar, azdır. belki de
yoktur. ama mutlu okur vardır."
şimdi murathan mungan'ın cevabına bakınca, üzüldüm ister istemez.. ama onun için de üzüldüm; kendisine hiç hata yapma payı bırakmamış "çünkü ben murathan mungan'ım" derken..
bence bu yüzden mutsuz oluyor çoğu yazar zaten, kendilerini öyle bir seviyorlar ki içlerinde başkalarına yer kalmıyor. ama şöyle de bi şey var ki, kendine güveni olmayan satırları okumak okuyucu olarak da benim işime gelmez.. müzik için de genellenebilir bu sanırım..
boşver ya, belki özel değiliz ama biz daha kazançlıyız bence.. ya da, bilinçaltımdan gelen bi züğürt tesellisi bu:))
mutlu insan üretemez aslında ...
bir keresinde erol evgin sezen aksuya sormuştu ben neden hiç yazamıyorum diye:
sen otuzn yıldır aynı kadına evlisin demişti...
ünlü ressamların, yazarların,şarkıcıların vs..hayatlarına baktığında hep eksik bir taraf vardır sanatta bu eksik yanı dolduruyor sanırım...
bazen bir satır okurum çok kıskanırım,neden bunu daha önce ben yazmadım diye;ya da bir resim gördüğüm de neden bu resmi tasarlamayı ben akıl etmedim diye...
ben oyüzden bir konuda çalışacaksam o konuyla ilgili daha önce yapılmış şeyleri incelemem; ben düşüneyim ben bulayım diye...
iki satır tasarlayacaklar diye ömürleri bunalımla geçiyor:)
özel değiliyiz ama mutluyuz...
pollyanna 2 sinemalarda...
:)
bende eskiden çok severek okudum murathan mungan'ı. birgün bir baktım o güne kadar ne yazmışsa okumuşum. oyun, şiir, roman, hikaye ne varsa. bak aklıma tam bugünlere uygun bir satırı bile geldi şimdi.
..
Her yıl biraz daha kısalıyor bir öncekinden
Bana mı öyle geliyor
Yoksa daha mı hızlı ilerliyor zaman
..
sonra bir gün bir tv programında gördüm. o kadar şişkin bir ego ki yanına yaklaşamazsın. gözümdeki büyüsü uçup gitti. zaten o zaman bu zaman kendini tekrar ediyor bana göre. Yeni kahramanım Hasan Ali Toptaş
pink floyd'a gelince. hey you diyorum, iyi günler diliyorum.
@etipuf'un paleti;
mutsuz olanlar bence de kesinlikle çok daha yaratıcı, diğer insanlara göre çok daha farklı oluyorlar..
"ölünceye kadar seni bekleyecekmiş, sersem. ben seni beklerken ölmem ki, beklersem.." mesela, ömrümün sonuna kadar düşünsem ben bu kelimeleri yanyana getiremem ama o getirebilmiş, çünkü "özdemir asaf" o :)
kendimizi çoktan aştık zaten de pollyanna'yı da geçtik artık:p
@kültür mantarı;
benim kahramanlarım da işledikleri konular bakımından hasan ali toptaş'a çok yakın; oğuz atay ve özdemir asaf. ikisi de hayatta olmadıkları için büyüyü bozamıyorlar, ama sanmıyorum ki kendilerine mungan kadar hayran olan insanlar olsunlar.. değillerdir heralde ya, olmasınlar:)
"don't give in without a fight." en işe yarar öğütleri hep bu şarkıdan çaldım:)
istanbulu terkedip sılama geldim..
tüm gün solar günlüğün sayfalarındayım..bi sürü de kitap getirmişim sanki evde ders çalışabilitem çok yüksekmiş gibi,ah bu ben..
zaman nede çabuk değişiyor solarcım,eskiden günlüklerimi saklardım okunmasın diye,aslında günlük yazabilitemde sıfır ya neyse,diyeceğim o ki eğer sende solar günlüg'ü saklasaydın üzüldüğümde sevindiğimde kime uğrayacaktım dimi..
"Bugge Wesseltoft - you might say"
benim favorim de bu..
Bugge Wesseltoft - You Might Say
you might say that you need me no more
you might say that we’ve been here before
you might say we got no place to go
you might say
but i say
you might say that the river has run dry
you might say that we’re living a lie
you might say that we don’t want to try
you might say that it’s over
but i say
please
please
i say
please
please
hadi türkçeleştirelimm ..
bana ihtiyacin kalmadigini soyleyebilirsin
bu noktaya daha once geldigimizi soyleyebilirsin
gidecek yerimiz olmadigini soyleyebilirsin
soyleyebilirsin
ama ben diyorum ki
nehrin kurudugunu soyleyebilirsin
bir yalan yasadigimizi soyleyebilirsin
denemek istemedigimizi soyleyebilirsin
bittigini soyleyebilirsin
ama ben diyorum ki
lutfen
lutfen
diyorum ki
lutfen
lutfen
...
bu şarkıyı seviyorum yaaa..
aklıma silbaştan(Eternal Sunshine of the Spotless Mind) filminden sahneler geliyor ve bu şarkıya kate Winslet'li Jim Carrey'li bir klip çekiyorum zihnimde..
nedense bu şarkı yalnızca otobüste,trende,vapurda kısacası cam kenarına oturduğum bir araçta dinlenesi bişeymiş gibi geliyor..
birde illa ki yağmur filan yağmalıı..
sevgili solarcımm biliyorum alakasız yorumlar oldu ama Pink floyd'un "the wall" şarkısından başka bişey bilmediğim için konuyla ilgili yorum yapmadım.
onu da bir kitapta okumuş ve dinlemek istemiştim :iyi ki kitaplar var ..
hoşgeldin, iyi gezinmeler:)
ben hep günlük tutardım herneyseciğim, internet imkanını bulunca buraya geldim:) insanın hissettiklerini, duygu ve düşüncelerini böyle deşifre etmesi doğru mu bilemiyorum ama bana iyi geliyor; buraya yazdığın zaman sadece içini döküp rahatlamış olmuyorsun, senin gibi hisseden 'herneyse'ler tanımış oluyorsun:)
şarkıyı da indirip dinliycem hemen, buraya yazdığına göre çok güzel bir şarkı olmalı.. sil baştan, en çok en başını sevdiğim film:) beck'in söylediği şarkı da güzeldir zihinde sil baştanlı klip çekmek için; everybody's gotta learn sometime..
kitaplar, bence de iyi ki varlar; ah bir de okuyabilsem bu aralar.. ben de derslerle cenk halindeyim de, gazamız mübarek olsun:)
sil baştan izlemek yılbaşı akşamına çok yakıştı solarcım ,anlatamam : zaten benim (sadece yılbaşı için geçerli değil) eğlence kültürümde sıfırdır:)
çünkü ben kitap okusam eğlenebilirim,film izlesem mutlu olabilirim..illa yüksek dozda müziğe ihtiyacım yok..eğlenmek buysa ben eğlenmeyi bilmiyorum:P
sırf sen " en çok en başını sevdiğim film:)"dediğin için midir nedir bi kez daha izledim solarcım..
umarım mutlu bir 2009umuz olur..
bana da sesimi karşımdakine duyuramayacağım yerlerde bulunmak pek cazip gelmiyor, yaşlandık artık heralde:) insan bir yaştan sonra sessiz sakin bir yerde sevdikleriyle çay içmeyi, yani huzuru, eğlenceden daha mı kıymetli bulmaya başlıyor ne.. ya da sıcak çikolata yapıp sil baştan'ı izlemeyi;)
çok teşekkür ediyorum mutlu ettin beni, güzel gönlünden özlemle ne geçiriyorsan bu yıl gerçeğe dönüşür umarım herneyseciğim, capcanlı renklerle gökkuşağı gibi bir 2009umuz olsun;)
Yorum Gönder