22 Aralık 2008 Pazartesi

teyze değil ablayım ben

Sonunda bu da oldu günlügcüğüm:( Halen yıllar öncesinde takılı kalmışken, otobüsteki o sevimli çocuğun 'teyze'si oldum...

Entel bir yazar olsa bu duyguları şöyle anlatırdı;

İzmitburg'da güneşin batmakta olduğu saatler, yine kafamda binbir düşüncenin ağırlığı altında ezilerek ağır adımlarla belki de huzur bulduğum tek yere, evime doğru yürüyordum. Mahallenin neşeli yüzünün gerçekliğini yaşayan çocukları ise kırmızı plastik bir topla şampiyonlar liginde oynuyormuş ciddiyetiyle tozu dumana katıp futbol oynuyorlardı. Takımın beyni diye tabir edilen Hasan orta yuvarlağın gerilerinden var gücüyle bir şut çekti, top az farkla outt..

Ehem, radyo spikeri modundan çıkabildim, devam ediyorum..

Fakat top, gün batımını da ardına katıp kalenin yanından geçti, ayaklarıma çarptı. O sırada içlerinden en haylaz olanı Ahmet küçük gözlerini bana dikerek;

"Amca, topu atar mısın?"

diye bağırdı. İrkildim. Ne zaman bu kadar büyüdüm? Hayat bana ne zaman bu ciddi rolü verdi? Zaman bu kadar çabuk mu eriyip gidiyordu...

Güneş artık görünmüyordu ve aklımda tek kelime. Ben amca değil, halen oradaki çocuklardan biri, kaleye geçmek istemeyen oyunbozan çocuk olmalıydım, amca değil...

Ama işte, sıradan bir solar olduğum için olayı şöyle anlatabileceğim ancak idare edin;

Efenim, arkadaşın evinden çıkıp otobüse bindim. Hava çok soğuktu (Ne alaka?). Gözlüklü güzel bir bayan çocuğunu "Hadi gel teyzenin yanında oturalım" diyerek yanıma sürükledi. Ben de içimden "Teyze değil ablayım ben" dedim elimde teyze olmadığıma dair bir belge yokken. Sonra eve geldim, balık yedim, şıveps içtim.


'Hanfendi'ye yeni yeni alışmışken bir de 'teyze' çıktı şimdi iyi mi.. Yarın öbür gün "Bugün toniklerin yanındaki anti-aging kremlerine de baktım, uzun süreli kullanım gerektirdikleri için almakta tereddüt ettim ama mor olanı çok güzeldi, dayanamadım aldım, kullandıktan sonra işe yarayıp yaramadığını anlatırım artık.." falan da yazarım ben:(

Hava soğuktu. Güneş çoktan batmıştı. Hava hem puslu hem de soğuktu. Hava çok soğuktu..

Hakkaten de ya, bugün hava acayip soğuktu, Beytepe soğuğu kadar hem de.

10 yorum:

Berşan Kayıkcı dedi ki...

entel değil solarsın sen.. iyi ki de öylesin, epey eğlendim okurken..

o takımın ahmet var ya, büyük gelecek var o çocukta, bak buraya yazıyorum..

solar dedi ki...

biraz olsun gülümsetebildiysem evet, iyi ki entel değil de solarım:)

ahmet, samuel beckett'ın başarı felsefesini çok iyi özümsemiş bi oyuncu bence:))

etipuf dedi ki...

demek ki entel olsan ayşe kulin olurmuşsun şöyle en tasvirlisinden:)

bence de solar olman çok yerınde olmuş -daha sevimli-
gülümsettin beni sabah sabah...

abla- teyze mevzusuna gelince,
yaşadığım şehirde " teyze " yerine "yenge" diyorlar haline şükret...

evet evet "yenge" ...yanı sen tek başına oturuyorsun ortada bır enışte falan da yokken-ki her halıyle bu hitabı çok itici bulurum-
sana: "pardon yenge, ilerleyebilir misiniz yenge ?"şeklinde seslenıyorlar...

beterin beteri var:)

solar dedi ki...

mutlu oldum gülümsediğin için:)

evet yaa, beterin beteri var, 'bacım' da denebilir mesela di mi, şükretmek lazım:)

eti puf'u çok severim, blogunu da sevdim, takipteyim;)

etipuf dedi ki...

eti puf evet ben de çok severim...
hele de beyaz olanını:))

"yenge"den daha kötüsü olmaz diyordum "bacım" da fena değil hakkaten:))

söyleiklerin içinse teşekkürler bimukabele mi denirdi?

:)

solar dedi ki...

ben kakaolusunu severim eti puf'un, eti cin'in de portakallısını, bi de balık kraker severim ama galiba bu ikisinin konuyla alakası yok:))

evet, bilmukabele:)

etipuf dedi ki...

aradaki "l"yi atlamışız neyse aramızda lafı olmaz:)

ben de eti cin'in portakallısını,
sonra balık krakeri çok sevrim...
"yemekteyiz" e mi katılsak?

böğh
:))))

solar dedi ki...

elbette:)

açık ara kazanacağımız çok belli ya bence boşver:)) (eti sponsorluğunda yarışmak kurallara uygunsa tabii:p)

Büşra dedi ki...

ankara soğuktu, geceyarısı kar yağmaya başlamıştı, ankara soğuktu.
hakkaten haaaa, iki gündür dondum:D
*
ilk teyze denişi duyduğum da ben pek bi fena olduydum, alıştım artık sanki...
*
uğrayamıyorum pek, nete zaman ayıramıyorum, ama aklımdasın :D
*

solar dedi ki...

ankara azcık daha bekleseymiş keşke.. yılbaşını yani:)

insan ruhu bir yaşta sabit kalıyor
bence, dışarıdan nasıl görünürse görünsün..

anladım ben onu, sen de benim aklımdasın; bişey yazmamana rağmen açıp bakıyorum bloguna, 'buralar eskiden hep dutluktu' misali:))