26 Ekim 2008 Pazar

yirmi üç

Güzel sayı be, tek üstelik, 13 gibi. Çayımı da yaptım, kendime: "Bir seneyi daha devireceksin yakında, bravo!" demek üzere yazmaya başladım yine sıkıcı bir pazar gününde..

Nedense ilk Gönülçelen'i açtım, Teoman'a çok uzaklaşmıştım halbuki, en son ne zaman dinlediğimi hatırlamıyorum bile.. O zamanlar, yani çok Teoman dinlediğim lise yıllarımda şimdilerde gülüp geçtiğim her şeye üzülürdüm; şimdi üzülmeye değer şeylere üzülüyorum; ileride gülüp geçeceğim.

Aslında epey bir gelişme kaydetmişim bence 22 yılda.. Halen, tek noktada bitiremediğim cümlelerim var ama, eksiltili.. Niye yarıda kesiyorum ki, yahu, üzüldüğüm şeyleri anlatınca 'insanlar neler yaşıyor sen bunlara mı üzülüyorsun' dediler hep, üzerime çok geldiler, ben de içime kapattım onları; süper bir gülümseme bıraktım yüzüme. 'Acayip mutlu bu!' dediler bu defa, haydaaa, garip olan ben oldum kendimce.. Kendince.. Üzülürüm yine, resmini görünce, maziye bakarak...

Neyse.

Sonra insanları (ki dört kişi hariç) umursamamak gerektiğini anladım; 'sen ne kadar çırpınsan da o kendi anlamak istediği gibi anlayacak': nasıl anlarsa öyle anlasın öyleyse bana ne.. Bu umursamazlığı sevmeye başladım, her ne kadar 'yalnızlık' demek olsa da kafa rahatlığı açısından süper bişey.

Hem, bu yılları özetlerken aklımda dahası da var;

-Şiir yazamadığım için, düz yazılarımı da köşe bucak sakladığım için kendime çok kızdım, bu duyguları bir şekilde ifade edebilmem gerekiyordu insaniyet namına; 'hayat'a iki kelimede aşık olan tek canlı ben iken, bak; 'ilk görüş' bile değil..

-Ülkemin geleceği açısından içimde taşıdığım endişeleri sadece içimde taşımamaya başladım, daha önceleri boş teneke misali sadece öterken, içimdeki enerjiyi yönlendirmek konusunda daha kontrollüyüm artık, aferin bana; dünyayı kurtarıcam, 'Solarcık Aslan Parçası' diye filmimi çekecek Erler Film..

-İnsanlara 'Faust'u okumuş mudur acaba..' diye bakmaktan alıkoydum kendimi; herkesten öğrenilecek bir şey elbette var da, yaa ama ne bileyim, zamanında üç-beş bişey okumuş, gezmiş, görmüş, dinlemiş, izlemiş insanların sohbetleri bir başka oluyor be abi.. Yani Penguen okuyan birine 'böyleyken böyle ehik=)' deyince 'öööyleee' bakmıyor demek isterdim de, reelde Penguen okuyan birini de tanımadım ki hiç, oooof offf... Gidip köşedeki büfede elimde Penguen nöbet tutucam bir gün artık n'apayım..

Evet, bir de geleneksel dileklerim olacak önümüzdeki maçlar için; hayatım daha fazla karışmasın, hiç olmazsa mevcut durum sürekliliğini korusun, bir kış olup geçmesin bir yaz; bi daha kimseyi bu kadar çok sevmeyeyim n'olur..

Bu ne biçim iş bee; kaptan, güç kalkanları devrede!

not: Sonunu böyle yazayım da komik olsun dedim, olmuş mu, ehik=)

not reloaded: Yahu insan sırf bu kardeşinin gönlü olsun diye güler bee:( ooof offf, ana baashaq el bahr..

3 yorum:

Büşra dedi ki...

ne kadar yakında devirecekmişsin o seneyi bakayım?
*
komik olmuş ben güldüm sonuna:D
*
senin yüzünden günlük gazete bulmanın bile dert olduğu bu semtte, penguen arayacağım bu gidişle, bu soğukta, ühüüü, bi şey değil çocuk da benle beraber ziyan olcek.
*
şarkı da güzelmiş ha, benim orhan babam kadar olmasa da :D
*
sıkı dur, sağlam bas, tutunmayı bırakma e mi ablacım.

solar dedi ki...

13:54 itibariyle 10 saat 6 dakika sonra:)

iyi ya, öyle hüzünlüymüş gibi geldi bana..

kıyamam size ya, sen internetten takip et bence, sitesinde çoğu şey oluyor zaten:)

orhan baba gibisi var mı, ben doğarken ölmüşüm, geçen filmi vermişlerdi yine tv'de:)

di mi, daha yolumuz var, sonuna kadar, dayan..

Büşra dedi ki...

açıldık ey halkım, unutma bizi :)