12 Ekim 2008 Pazar

köprüden önce son çıkış

Hakkında 'Bir daha buraya gelmeyeceğim' dediğim ikinci şehir İstanbul. En büyük nedeni kalabalık korkum; buna trafik işkencesini de ekleyince bu kocaman şehir iyice çekilmez oluyor..

Benim adım attığım andan itibaren İstanbul'dan kaçmak istemek için nedenlerim şöyle:

>>'Açık adres' denilen nanenin bu memlekette adres bulmaya fazla bi katkısı yok:

-Olsun gezmiş oluyoruz ya, hımmm, Bilgi Üniversitesi de burada demek:)
-Bilgi Üniversitesi?
-E yine Bilgi Üniversitesi..

>>'Köprüden önce son çıkış' tabelalarını her gördüğünde gereksiz bir gerginlik yaşıyor insan..

>>34 FD ile başlayan bir plaka gördüğünde içindekinin Feridun Düzağaç olup olmadığını anlamak için çoğu zaman 120 km'nin üzerinde sürat gerekiyor, alın size içinizdeki trafik canavarını durdurmamak için bir neden..

>>Haberleri izlerken 'canlı bomba kıskıvrak yakalandı' haberi az evvel geçtiğin caddeyi gösterince her zamankinden daha garip hissediyorsun..

>>Beklemen gerekir, beklemen gerekir, yine beklemen gerekir..

Ama ne bileyim, bir şekilde uğurlarken gönlünü de almasını biliyor İstanbul; opet'in tuvaletinin camına bakıp 'ya asıl siz harikasınız bea!' diyip gülümseyince unutuveriyorsun her şeyi ve karmanın ne demek olduğunu bilmenin aslında gereksiz olduğunu fark ediyorsun. Bunu kendine anlatmaya çalışırken buralar gitse her yere, elde kalsa 'the reason' diyor; başını Hoobastank'ın huzurlu melodilerine yaslayıp her şeyi unutabiliyorsun ve ancak o zaman 'köprüden önce son çıkış' çok şey ifade ediyor..

Yine de, bence fena halde 'düşlerime kal'malısın İstanbul; orada her şey Türk filmlerindeki gibi mavi ve ışıltılı sarı:)

25 yorum:

..::Lal-ı Reyhan::.. dedi ki...

eski bir istanbul aşığı olarak ben çok uzun zamandır izmit sınırları dışına çıkamıyorum..bilmiyorum belki de çıkmak istemiyorum ama burdan izmiti çok sevdiğim anlaşılmasın sakın..hala istanbulu çok sevsem de orada yaşama hayallerimden çoktan vazgeçtim..kalabalık ve güvensiz bir şehir..sadece gezeceksin göreceksin sonra evli evine köylü köyüne..bu kadarla kalmalı...

solar dedi ki...

çok yakın aslında ama ben de pek sık gitmem istanbul'a, en çok da trafiği yüzünden..

her gittiğimde "allah'ım sen buradakilere sabır ver" diyip dönüyorum, ama istanbullular her şeyiyle seviyor istanbul'u ya, yani en azından benim tanıdıklarım:)

izmit'i severim ben ya, akşam üzeri fethiye'de yürümek, marina'da simit yemek hep huzur verir bana, hele bir de hafiften yağmur çiseliyorsa..

..::Lal-ı Reyhan::.. dedi ki...

izmit'i hiçbir zaman güzel hatırlamayacağım sanırım..kötü anılarla dolu..iyileri de var elbette..ben şimdi böle konuştum ya bi de izmitte kalmak zorunda kalır mışım!
gerçi insanoğlu kötü şeyleri unutmaya çok meyilli.kızdığı birşeyi sonra güzel bir anı gibi hatırlayabiliyor..
belki biraz uzaklaştığımda izmit'i bile özlerim,kim bilir...

solar dedi ki...

eğer kötü anılar yaşamışsa bir yerde dünyanın en güzel şehri bile olsa iyi hatırlayamaz insan sanırım, hak verdim sana..

zaman en iyi ilaç diyorlar ya; unutmak belki bu açıdan güzel bişey olabilir ve dilerim izmit sana kendisini affettirir:)

..::Lal-ı Reyhan::.. dedi ki...

zaman hiçbirşeye ilaç olamıyor malesef..

solar dedi ki...

aslında öyle ama, işte, bu dünya düzeninde ancak kendini kandırdığın kadarıyla mutsuzluğu engelleyebiliyosun..

Büşra dedi ki...

aaaaaaaaaa, bu ne pesimistlik gençler, kendinize gelin:)

Ben İstanbul'u çok seviyorum yaaa özellikle denizi, vapurun ya da teknenin arkasına geçip motorun suları köpürtmesini izlemeyi, Fatih-Beyazıt-Çemberlitaş-Sultanahmet-Gülhane- Sarayburnu hattındaki tarihi ve manevi havayı, Arnavut kaldırımlı ara sokakları, Kadıköyde tabure üstünde bir yanda deniz varken çay-simit-sigara üçlemesini, Moda'da gün batımını, Üsküdar sahilinde sabahın ilk ışıklarını, Süleymaniye Camisi bayanlar bölümünde namaz sonrası geniş pencere kenarlarında oturup avluyu izlemeyi, başımı duvara yaslayıp kısa bir uyku çekmeyi..

blogda yazayım bari, ne çok seviyormuşum İStanbul'u. Ben zaten evden de çıkmıyorum pek. Denizi gören küçük balkonlu küçük bir ev olsa yeter. küçücük bir masa atarım balkona ama balkon mutfak balkonu olmalı ki; çayımı kahvemi hemencecik alabileyim :)
sabahtan akşama, akşamdan sabaha denizi izler mutlu olurum. :D
Kikirciğe de bir salıncak attık mı balkona, gıccır:)

solar dedi ki...

ehehe, yok yav pesimistlik değil bence, gerçekler böyle:p

seninle gezmek lazımmış istanbul'u ya, okurken bile içim açıldı.. mihmandarım iyi değil demek benim:)

her şey iyi hoş da, deniz manzaralı evlerin kirası ne kadar istanbul'da haberin var mı:p

..::Lal-ı Reyhan::.. dedi ki...

babamdan bana yalı kaldı da ben mi oturmama dedim :)

istanbul güzel şehir ona bir lafımız yok ama yaşamak için çok yorucu hele de benim gibi çalışmak zorunda olan biri için..

yoksa ben de severim istanbul'un tarih kokan sokaklarını,denizini,martılarını,çayını simitini sigara üçlemesini...en çok da üsküdar sahilini...(tabi eski halini)

ama işte sadece gezmek için güzel geliyor içinde yaşayınca sanki boğulacakmışım gibi geliyor..bu güzellikler anlamını yitirecekmiş gibi..benim masal şehrim olamayacakmış gibi..

arada gidip ziyaret edilesi bir yer olarak kalsın hayatımda istiyorum şimdilik..her gittiğimde içime huzuru da katan...

solar dedi ki...

varlığı insanı rahatlatıyor ya, ordaaa bir istanbul var uzakta, gitmesek de, görmesek de:)

bazen mesafeleri hayal kırıklığını minimum düzeye indirmek için, davulun sesinin uzaktan hoş gelmesi için bırakıyor insan..

Adsız dedi ki...

istanbul sukut-u hayal..derse girmem gerek ama bunu yazmazsam ertesi günü bekleyemeyeceğimi sandım:yazmalıyım..

bende istanbulu hep sultan ahmetten boğaziçi köprüsünden,kitap fuarlarından ve eyüpsultandan,kültürden medeniyetten ibaret bir yer sanırdım..taaa kii bugüne gelinceye kadar.şu an bu kozmopolitcikte yaşıyorum anlayarak İstanbulun bunlardan ibaretcik olmadığını..
kelle koltukta belki abartılı bir ifade olucak ama hep teyakkuz hali..sürekli dikkat hali,çantanı içinde bişi olmasa bile kollama psikolojisi oluşuyor.. birde kendine hep güvenme haliyle çelişkili bir mentale filan feşmekan....
ben istanbulun penbe bir hayal mavi bir rüya olduğunu düşünüp sevmiştim.tabi okunan klasik türk edebiyatınında suçu yok değil , öyle bir anlatılıyor ki şehir aşık olmak işten bile değil:))

huzur romanında vapurları sevdim..ben huzur romanını huzursuzluğu anlatsada sevdim.

neyse solarcım ben gene uğrarım sana..
bugünlük bu kadar olsun.

solar dedi ki...

sağol ya:))

hep filmlerden, kitaplardan öğrendik istanbul'u, ondan sukut-u hayal oluyor bence.. inanır mısın istanbul'a yandan asmalı olmayan çantayla(bu tabiri de ben buldum:p) gidemedim hiç cesaret edip de, caddeye yakın da yürümem, arabada kapıları biner binmez kilitleriz.. halbuki ben insanları seviyorum, onlara güvenmek istiyorum:(

beklerim yine, sağolasın:)

..::Lal-ı Reyhan::.. dedi ki...

istanbul ikinci şehirmiş ya bir daha gelmeyeceğim dediğiniz ilkini merak ettim ben şimdi?

solar dedi ki...

ankara:)
bi sene kaldım, hep gri bir kent gibi göründü bana.. ama böyle dediğime de bakmayın, cumartesi istanbul'a yine gidiyorum:))

..::Lal-ı Reyhan::.. dedi ki...

istanbul güzel şehir dönmem dense de dönülür..nihayetinde yaşamaya değil gezmeye gidiyoruz..
ben de özlemişim en yakın zamanda gitmeliyim..en azından izmitten uzaklaşmalıyım.yine üstüme üstüme geliyor izmit.

solar dedi ki...

böyle zamanlarda mesafe bırakmak iyidir, özlem bazı şeyleri görmezden gelmeyi sağlayabilir belki..

..::Lal-ı Reyhan::.. dedi ki...

evet özlemek bazı şeyleri görmezden gelmeye yarayabiliyor..

sonu gelmeyen özlemler değil ama :(

off.. çok bunalım oldum bu gece.daha da bişey demem.kimseyi de sıkıp üzmeyelim di mi ama.!

solar dedi ki...

seni o kadar iyi anlıyorum ki, ve sabah uyandığında kendini daha iyi hissedeceğine de inanıyorum.. evet hava kapalı olur büyük bir ihtimalle ama umursamamaya bak, izmit'te güneş de açıyor bazen;)

..::Lal-ı Reyhan::.. dedi ki...

sabah iş telaşıyla erken kalkıp bir panikle servise yetişmeye çalışırken sahiden herşeyi unutuyorum ama yataktan kalkmadan önceki 5 dakikam gitmek ve kalmak arasında debelenerek geçiyor..ve tabi ki tıpış tıpış gidiyorum çünkü hastalar bekleyemez bekler de hastalıklar bekleyemez..

ne vardı okuyup da adam olacak..ev kızı olsam böyle mi olurdu?

..::Lal-ı Reyhan::.. dedi ki...

aslında dün gece güzel bir yorum yazmıştım ama nedenini anlamadığım bir hata oldu ve yorum kabul edilmedi..bu bloger da neyi yanlış anladıysa artık..

sonra yazdığım şeyleri aynı güzellikte tekrar bir araya getiremedim ve vazgeçtim tekrar yazmaktan..ve tabi uyudum..

ve bugün hava gerçekten güzeldi ve ben de daha iyiyim....

solar dedi ki...

sabah otobüste sen geldin aklıma; içimden inşallah bu güzel hava onu da iyi hissettirir dedim, dileğim kabul olmuş, sevindim:)

..::Lal-ı Reyhan::.. dedi ki...

Allah razı olsun..

Adsız dedi ki...

serde üşenmek var sanırım,tekerrürlerimden sonra..ben çok devrik cümle kurarım solarcım umarım anlatabiliyorumdur anlatmak istediklerimi..neyse efendim üşenmek derken kendime ait bir blogspotum olsun hayali de kurmuş değildim ya belki de ondan,ev araba iş hayalinden pek buna sıra gelmio :))tabi..
ama artık ben de taklitlerimden sakınsın antiorjinalliğim diye sıradan bir slogspot sahibesi oldum.bu haberi yazayım dedim.bilmem herneyselerden oluşmuş bir blogla nasıl disiplinli bir güzellik beklenir..zaten kimseye karizma yapmaya da çalışmıyoruz değil mi ayselll???bu arada ben öss ye hazırlanırken bilmem kaçyılında kaçtmaya teşebbüs ettiğim deneme sınavlarının berisinde bana psikolojik kaçmama telkinlerinde bulunan, herneysecim kimseye karizma yapmak zorunda değiliz diye beni bifiil avutan dostum arkadaşım aysellimm..
solarcım..sen nereden katılıyorsun yarışmaya bilmiyorum ama ben sende İstanbullu olma kapasitesi gördüm :)) mesela benn -de o kapasite yok:( ayrılmak istemesem de istanbulun dizinin dibinden..neyseee solarcım görüşürüz..

solar dedi ki...

herkes de bana istanbul'u yakıştırıyor nedense:) denizi çok seviyorum diyorum hep, ondan sanırım..

izmit'ten katılıyorum yarışmaya bu arada;)

ayseelll, dostun, arkadaşın, benim de aysel idi dostum, arkadaşım.. tesadüfler beynimin durmasına sebep veriyor bazen..

solar dedi ki...

unuttum yazmayı, blog işi iyi olmuş, takibe aldım seni de:)