22 Eylül 2008 Pazartesi

sobe: vazgeçtiğim hayaller

Bünyesinde İzmit'ten nefret eden bir blogger barındırdığı halde(:p) sevdiğim tek blog iki dostun yeri'nin solar günlüg'e ortaladığı topa sol kanadın gerilerinden hızla gelerek yetişmeye çalışacağım kısfmetse.

Bu girişe bakarsan 'Fenerbahçe'de futbolcu olmak isterdim:( PAF takımı da olurdu:(' dememi bekleyeceksin, ama yok, benim de mq gibi yazar olma hayallerim vardı ki sanırım daha çok kitaplarıyla vakit geçiren her insan hayatında bir kerecik de olsa yazar olabilme hayali kurmuştur. Fakat insanların hayallerini sistematik bir şekilde yok eden gerçekliğin karşısında benim kırılgan hayalim don kişotluk bile yapamadan sadece can çekişti kısa bir süreliğine, ardından sizlere ömür. Saflık desen bende de vardı, hatta 'şövalyeler yalan söylemez' diye düşünerek her 'şövalyeyim ben' diyene inanacak kadar, ama mücadeleci ruhum yok pek (tiyatroyu da bu yüzden bıraktım zaten, sesim en arkadakilere kadar gitmiyormuş, çiğ yumurta içmem gerekirmiş, siz için kardeşim bana ne).

Şimdi blogger sağolsun, lafa gelince herkes on dakikalığına da olsa Montaigne olabiliyor. Şaka bir yana sağlam içerikli Türkçe blogların ülkemiz adına çok ciddi bir boşluğu doldurduğunu düşünüyorum; kitap, haftalık dergi okumasak da birinin gerçek hikayesini okuyup yorumlayabiliyor ya da internet üzerinden haberleri okumadığımız günlerde bile gündemin sıkı takipçisi en az birini okuyabiliyoruz. Bu bilgilerin güvenilirliği tartışılabilir ama üzerinde biraz düşünecek normal zeka seviyesinde her insanın iyisini kötüsünden ayırabileceğine inanıyorum ki diğer okuduklarımızın da yüzde yüz doğru olmadığını düşünürsek fazla kafaya takılacak bir şey değil, bu konuda fazlaca faydacı bir yaklaşım güdüyorum:p Yaklaşım demişken, felsefeyle alakalı birçok temel bilgiyi, düşünürleri uzun yıllar zevkle okuduğum şimdilerde kapalı olan bir blogdan öğrendiğimi söyleyebilirim. Adam kitapları okuyup, fikirleri işleyip samimi yorumlar yazıyordu, bir günde bir kitap/bir felsefik akım hakkında fikir edinmek hiç de fena bir şey değil neticede:)

Bu da bitirdiğim elmanın koçanı => )(

Neyse konuyu dağıtmayayım daha çok. Hayallere dönelim tekrar.

Daha öncesinde de 'ne olacaksın?' dediklerinde düşünmeden 'astronot!' diyordum. Liseye kadar sürdü bu hayalim hatta. "Uzay-karanlık-boşluk" üçlüsü hep ilgimi çekiyordu, geceleri aptal aptal gökyüzüne, yıldızlara bakıyordum, ne kadar ufak olduğumu düşünüp büyük olanlara hayranlık duyuyordum. Eş zamanlı, odamın her tarafını yıldız, gezegen, uçan daire vs resimleriyle donatmıştım. Sonra 'Astronomi ve Uzay Bilimleri'nin öss kitapçıklarında barajı aşarak girilebilen şık bir isimden ibaret olduğunu algıladım, 'bir bayan için ideal meslek' öğretmenliğe yöneldim. Yarım gün tatil, 3 ay yaz tatili, geleceğim için pek hayal kurmadan iyi kalpli bir öğretmen bulup evimi çekip çevirmem uygun görüldü zaten, gidişata bakarsak öyle de olacak gibi.

He hee, dee, eee? Beyaz atlı prense inanmıyorum ama bir masal var dayea nadayeya dadaeaouvv daeadaaayee. Daha ayrıntılı bilgi için bakınız ilk kabileler dili ve edebiyatı (bu konuyla da dalga geçtim ya kendime bişi diyemiyorum). Ağlansam daha mı iyiydi bea; 'acımız büyük', 'bu defa güldürmedi', 'son şakasını yaptı'.

Bir hayalim daha vardı, her şeyi bırakıp deniz kenarında bir kulübede balıkçılıkla geçinerek daha basit yaşamak. Şimdi diyorum ki;

"well i deserve nothing more than i get
cos nothing i have is truly mine
"
(güzeller güzeli Dido - Life for rent)

Tespit: "Hayal kurmak iyi bişeydir ama belli bir dozajda gerçekçiliğe de ihtiyaç vardır." Bu dozajı iyi ayarlayan insanlara bizler halk arasında "mutlu" diyoruz, bunun farkına vardığımdan beri ben de daha az düşünen, daha az hayal ve farkındalıkla daha mutlu bir insan olma yolunda ilerliyorum.

Bu bir çelişki midir? Bingo!

Bu defa bireysel oynamıyorum, gole çeviremeyeceğim için topu ceza alanına doğru gönderiyorum: Eğer ofsaytta değilsen bana vazgeçtiğin hayallerinden bahsetsene; (gözyaşlarını tutabilirse) uragan, (eğer beni duyuyorsa) serotonin, (gücü halen yetiyorsa) inflack.

Ya o değil de, ütü masalarına dikiz aynası takılmalı bence, taşıdığın zaman duvara çarpma olasılığını sıfıra yaklaştırmak için..

22 yorum:

Büşra dedi ki...

tuttum dikiz aynası fikrini, köşeleri dönerken ihtiyaç hasıl oluyor:)

sobe konusu pek bi damarmış,üstüme alsam mı almasam mı bilemedim, bakıcez bakalım :)

solar dedi ki...

duvara bi çizik attıktan sonra aklıma düştü, yazık duvarlara..

hem de nasıl, olsun gözyaşlarını tutabilirsen şartı var; gardımı aldım da sobeledim:)

Büşra dedi ki...

tedbirli çocuk seni, sağlam gard almışsın:)

solar dedi ki...

öyleyim di mi, eheheh (tonlama kemal sunal'ın 'öyleyim di mi'si gibi olucak:) )

Büşra dedi ki...

e-weet thı hı hıı (aynı tonda)

Büşra dedi ki...

yoksa akşam köyden indim şehireye mi takıldın?
-eeminee
-saafeeet
-gız eminee

solar dedi ki...

o kocamaaaan gülüşü geldi gözlerimin önüne, Allah rahmet eylesin..

Büşra dedi ki...

bizim üniversitede bir kere görmüştüm Sunal'ı, yıllar sonra bitirmiş bizim okulu.
amin, allah rahmet eylesin. Onunla röportaj yapmak çok keyifli olurdu eminim, çok isterdim doğrusu.

solar dedi ki...

televizyonda izlemiştim diploma alırken, ne mutluydu ya.. (okulunu biliyorum artık:)

sen ufaktan ufaktan başlamışsın yazmaya:p

Büşra dedi ki...

ben de diplomamı alırken mutlu olmak istiyordum :(
ufaktan başlayıp hızlı girişe çevirdim senin blogu, kusura bakma ablası:)

solar dedi ki...

Ne demek, solar günlüg kurbaaan olsun sana:)

Büşra dedi ki...

canım sağol :)

solar dedi ki...

sen de sağol =)

Adsız dedi ki...

Duydum seni solarcanım. Hatta wordpress'imi bile açtım:) Kendime inanamıyorum:P

solar dedi ki...

bir serotonin gördüm sanki, evet evet, gördüm..

(ben de inanamıyorum bunu başardığıma, helal olsun bea, hem azmin elinden ne kurtulmuş ki:p)

Adsız dedi ki...

adım geçmiş yeni fark ettim ama :) vazgeçmek, hayal? hayallerden neden vazgeçer ki insan. gerçekleştirmekten vazgeçer olsa olsa. hayallerim benden alamayacakları tek şeyler.

solar dedi ki...

ben mücadeleci olmayanlardanım kolay pes ediyorum:)
ama doğru ya, bir anlam kargaşası var derinlemesine düşününce..

Adsız dedi ki...

solarr..sen yok musun?ne şirin şeyler bunlar.ütü massına dikiz aynası:)))neden olmasın:)

hayaller mi ; ilgi alanım..
sukut-u hayal olduğumu sanırdım..
değil mişim..istanbul sağolsun,sayesinde anladım.

ben varya beyazatlı prense de inanırım:)
hangi masalda olduğunu da bilmem; ama neyse..
aramak bana aşktır artık.
aramak dedimse ne olur yanlış anlaşılmayayım..oturduğu yerden arayan bir psikoloji bu;kör bir bakış olmalı..neysee..
ben seni sevdim solar :))
komiksin vesselam.

solar dedi ki...

masallarla büyümüşsün sen de çok belli oluyor:)

ben sevilecek biri değilim aslına bakarsan o senin gönlünün genişliği:p

suküt-u hayal de güzel şarkıdır, nev'in şarkılarında geçen en güzel soloyu işitebilirsin başlarında..

Adsız dedi ki...

:)
ah solar..ben ve masallar.
hemende nasıl teşhis koydun bana:)
doğru aslında ben mutlu masallar dinledim şimdi de mutlu bir masalda yaşamak ve mutluluğu anlatmak için uğraşıyorum..
şu an bir istanbulmasalının başındayım mutluluk sayfalarını henüz okuyamadım..
nedense benim mutluluğa inancım var solarcım..
takibindeyim.mümkün oldukça daha türkçesi :)okulun kütüphanesindeki pcler boş oldukça:) blogunu ziyaret edeceğim:...

nev'in sukut-u hayalinin müdavimlerindenim ayrıca feridun düzağacın kurduğu cümleleri de çok severim.

solar dedi ki...

bendensin:) 10. ayın 10. günü içinde fd'nin adı geçen yorum bırakmışsın, bilse buna sevinirdi bence, böyle şeylere sevinebileceği için o da bizden:)

yukarıda da görüldüğü üzere çoğu zaman anlatmak istediklerimi anlatmak için çırpınıyorum, anlama çabasında olduğun için, blogu takip etmeye değer gördüğün için çok teşekkür ederim, elimden geldiğince ben de seni anlama çabasında olacağım:)

mutluluğa yeni bir nefes alan herkesin inancı var bence, kaybettiğimiz/gerçekleşmemiş masallar elbette değerliydi ama kalem ve kağıt bizim ellerimizde olduğu sürece umudun her bir kelimesi mutluluğun anahtarı olacak..

dilerim senin bir istanbul masalın en kısa zamanda gerçekleşir, ben halen 'olur ya' diyorum bu aralar:)

"olur ya bir gün gelir ya
olur ya kader bu ya.."

Adsız dedi ki...

olur ya kelimesini seviyorum çünkü ben olurya atına binip istanbula kadar geldim:)) olur ya dedim oldu..

çok şükür..
vazgeçilmezlerim "olur ya" larım ..