5 Eylül 2008 Cuma

eti ufff

Dün akşam 'bir insanın başına gelebilecek en talihsiz olaylar listesi'ne bir madde de benim eklememi isteselerdi "eti pufun granüllerini kabından ağzına doğru ivmelendirip çiğnemek üzere bekletirken esen rüzgarla kabın halıya devrilmesi" diye not düşerdim, gelecek nesiller de bunu okuyunca 'ne ahmak insanlar varmış yeaa' falan derdi.

Bu kadar bencil ve umursamaz bir insan olabiliyorum bazen.

Konuyla ilgili olabilecek hatırlayınız:

"Çünkü, benim tek isteğim, sözcüklerle oynamak, hayalimi işletmekti. Yoksa, başkasından bana ne? Hepinizin canı cehenneme!.. Ben huzur istiyorum, huzur! Bunu elde etmek için bütün dünyayı beş paraya değişirim. Bana: 'Güzel bir çay içmek mi istersin, yoksa dünyanın batmasını mı?' diye sorsalar, hemen 'Çay içmek!' diye bağırırım. Bunu biliyor muydun? Ha? Ben alçağın, onursuzun, bencilin, tembelin biriyim."

Kelimelerine aşina olanlar yanılmayacak, bu sert adam Dostoyevski.

Misal, bana da deseler 'Kakaolu bir eti puf yemek mi istersin yoksa dünyanın batmasını mı?' uzun süre düşünüp 'Eti, ufff...' derim ben, kararsız bir bünyeyim çünkü.

Bana böyle sorularla gelmesinler mümkünse, ve de böyle şarkılarla, unuttum lan ben.

puf kırıntıları
yaklaştırsana çabuk çabuk kendini bana
bu bitene kadar, diğerini cebine sakla, kat zulana.

yalan söyleme, bak kabının içine, bitmiş olamaz..
yokla ceplerini, puf kırıntıları kalmış olmalı biraz??


puf kırıntısıyla doymaktansa

tek başıma aç kalırım bu hayatta

paylaşacak bir eti puf artık yoksa
bir androidle bir solar arasında


aaaaağğğğğğ aaağğğğaaaaaaa

4 yorum:

Büşra dedi ki...

olsa da yesek; severim eti pufu çok, br de fındık parçacıklı eti top kek var ya hani kakaolu, hastasıyım, tabi browni...

oruç oruç canım çekti beee, kim eti puf dedi, kaçılıııııııııııın huleeeeeeeeeeyn!!!!

solar dedi ki...

vuuu, denediğim bir brownie tarifi var süper, ramazandan sonra yollarım sana, tereyağlı falan da, iftar sofrası için ağır kaçar biraz:)

ben aslında iftardan sonra yazmıştım yazıyı:p

Unknown dedi ki...

Öncelikle yorumu bu başlık altında yapmam, olayısıyla insanların yorumun bu başlığa ait bir yorum beklemesi ve benim genel bir yorum yapmamdan doğacak olan hayal kırıklığı için şimdiden özür diliyorum.)Ne cümle kurdum bee biyerlere not ediim bidaha kuramam falan)

Ben farketmeyeli günlük yazma işini bayaa geliştirmişsin gördüğüm kadarıyla. Hatta hesaplarıma göre (ne hesap ama) yazdığın yazıların miktarını 2 3 katına çıakrmayı başarabilirsen sahiden de günlük yazıyor olacaksın.

Bende ise ay oldu hala tık yok. Olmayan takipçilerimi de kaçırdım sanırım.

Hayal kırıklığını bir nebze olsun azaltmak ve hatta bir de süpriz yapmak için yazıyla ilgili de yorum yapabilirim sanırım =)

Bu kadar basit olaylardan yola çıkarak o kadar şeyi ne güzel anlatmışsın. Galiba bu en talihsiz olaylar insanın o anki durumuna fazlasıyla bağlı. Yemek üzere olduğun bi yiyeceğin yere düşmesi. Bilgisayarda strateji oyunu oynarken saniyelik bir zamanlama hatasıyla savaşın kaybedilmesi, tam ihtiyacın olduğunda birilerinin telefonunun kapalı olması falan filan... =)

solar dedi ki...

bence bu tür şeyler önemli değil ya, 'eti ufff' başlıklı bir yazıya yazılan yorumda hayatın anlamını arayacak insanın bunu bir daha düşünmesini salık veririm zaten:)

belki hatırlarsın uzuuun zaman önce yazdığın bir şiir için 'kimin bu?' diye sormuştum, halen bu konudaki düşüncelerim değişmedi, kimin bu şiirler, söyle çabuk:p (üçüncü şahıslar için açıklama: beethoven moonlight 1st movement açtırıp öyle okutacak güçte şiirler yazar)

bunlar da epey talihsiz durumlar, gta'da tam görevi bitirdiğin zaman yoldan geçen bir arabanın altında ezilmek gibi=)

niye gülücük bıraktıysam artık, çok neşeli bir durummuş gibi, alışkanlık işte:)