26 Eylül 2008 Cuma

kulpsuz fincanda çay içme adabı

Filmlerden öğrendiğim bir şey var ki; Çinliler çayı kulpsuz küçük fincanlarda acayip bi şekilde tutarak içiyorlar.

Google'a biraz bakınınca çay içme seremonilerini anlatan şu yazıyı buldum, bir kısmını bırakayım hatta:
"...

- Bu İngiliz tipi çay seremonisi, ritüeliydi; başka neler var?


- İlginç olabilecek iki örnek daha var. Biri Çin'de çayın demlenm
esi ve ritüeli. Diğeri de Japonya. Çin'de ağırlıklı olarak yeşil çay tüketiliyor, çay üstadı denilen, çay konusunda tecrübeli kişilerin rolü büyük. Genelde onun etrafında toplanıyorlar. Kuru çayın üzerine sıcak su dökülüyor, bir, iki dakika bekletildikten sonra bu çok küçük, kulpsuz fincanlara servis yapılıyor. Bu, 'iyi koku çayı' olarak anılıyor. Daha sonra, demlikteki ıslanmış yaprakların üzerine ikinci kez sıcak su dökülüyor. Suyun tabii ki taze, uzun süre kaymamış su olması önemli onlara göre..."
Sonuç: Gelenekler ne kadar saçma olursa olsun, sorgu kabul etmiyorlar.

Ülkeler, medeniyetler, bilmemnerenin başkenti falan en son merak edeceğim şeyler, bu da durup dururken aklıma gelmedi aslında. Anneme hediye gelen küçük kulpsuz fincanlardan birinde kahve içerken düşündüm, Çinli kardeşlerime hak verdim; sağ elin baş+işaret parmağı (çok gerekirse diğer üçlüden birkaçı) kombinasyonuyla parmaklar yanıyor. Doğru tutuş şekli şöyle: baş parmaklar fincanın üst kısmında tutulmak suretiyle diğer parmaklar yapışık bir şekilde fincanı alt kısımdan destekleyecek.

Bizim ince belli bardak olayı akla yatkın ama, bırakılan dudak payı sayesinde içerken tek yanma tehlikesi çayın üzerine dökülmesi oluyor. Üstelik misafirliğe gittiğimiz evlerde sevimli bi ev sahibesi bakışıyla beraber kulplu bardak alternatifi de sunuluyor, ihih.

Aslında, biz de ince belli bardağı öyle tutsaymışız ya, yeni bir işkence çeşidi; acı yok raki, acı yokk!! :p

(emeğe saygı: 1,2)

15 yorum:

Büşra dedi ki...

başparmaklar yukarıdan tutup diğerleriyle alttan destekleyeceksek iki elimizi kullanıcaz yani çayı içerken öyle mi?
*
olur mu yaw, biz biri ile çayı tutar biri ile püsküütlerimizi çaya batırırız ama ...
bize göre değil bence:))

Adsız dedi ki...

Çay içmek için ne büyük angarya.
Ama yakın zamanda iki tane Güney Kore dizisi izleyip Uzak Doğuyu çözdüğünü düşünen biri olarak (hehe) yine de bu seremoniler çok hoşuma gidiyor.
Nasıl yapıldığını öğrendiğim iyi oldu:)

solar dedi ki...

@uragan; evet uraganım, ayynen öyle:)
bence de hiç bize göre değil, hem püsküüt açısından hem de onlar bir tane içesiye biz üçüncü bardağı doldururuz açısından:p

@serotonin; bayramda çin lokantasına gidelim o zaman, çaylarını içmeyi öğrendik ne de olsa (hem hoşuna da gitmiş bak) ama aç kalırsan karışmam :p

Adsız dedi ki...

O zaman önce bir şeyler yeriz öyle gideriz :P
Yok yok olmaz, oralara gidip elin Çinlilerine rezil olmak da var, kendime güvenmiyorum:P

solar dedi ki...

iyi fikir aslında:)
çinliye rezil olmak bir yana, bi konuşmaya başlarlarsa asıl o zaman yandık:p

Adsız dedi ki...

Küçükken tüm uzak doğuda aynı dilin konuşulduğunu sanan biri olarak, aynı mantığı o gün de uygularsak sıyrılırız işin içinden bence. Mesela;
acusi, gibi bir şey korecede bayım demek.
bir de tomo arigatto var o da japoncada teşekkür ederim demek herhalde.
tamam işte, bitti, gerek yok başka şeye:)

solar dedi ki...

vay be.. başka bişeye gerenk yok zaten, hatta 'tomo arigotta acısu acusi' deriz daha uzun olur, bu da 'bayım acısu'da teşekkür ederim' demek.(acısu yakın ya o açıdan:p)

Adsız dedi ki...

:)))

Bak şimdi aklıma geldi mianhada korecede özür dilerim demek galiba. yere bir şey dökersek ki çubukla yemek zorunda kalırsak benim dökmem kesin, mianhada deriz. Ehe ehe, kim kurtulur bizim elimizden:)

solar dedi ki...

garson: hoş geldiniz.
solar: acusi mianhada.
sudakiizler: eheh, öyle deil, mianhada acusi..
solar: ayy pardon, çok mianhada ya..
sudakiizler: ya ben de mianhada ama çatal yok mu çatal?
solar: ben de kaşık istiyorum tomo arigatto!
garson: patron bakırköy daha yakındı di mi?

Adsız dedi ki...

Garson da çok kaba canım, bir çatal istedik alttarafı:P Gerekirse onu da öğreniriz.
sonra da tomo arigatto mistır robotto diyip çıkarız:) Robot dansı yapabilseydik keşke, daha güzel olurdu:)

solar dedi ki...

yok ben vals öğrenicem:p

bu çalacak ben de dans edicem, henüz vazgeçilmemiş bir hayalim var, yaşasın:)

Adsız dedi ki...

Çin lokantasında fransız filminde çalan şarkıyla mı dans edeceğiz? Olur, niye olmasın:)
Ama hızlı olalım, biz dans etmeden onlar bizi kovmuş olmasın sonra:D

solar dedi ki...

yok ya ben normal günlük yaşantım için söyledim; lokantadan çoktan çıktım yani:p bi yerde çok durunca sıkılıyom zaten, home sweet home:)

Adsız dedi ki...

aç mizaçlı bir insan olduğum için lokantadan çıkamamışım ben daha demek ki:P

ama evet, home sweet home:)

solar dedi ki...

çubukla yemek uzun zaman alıyor ya, ondan:)
evet, kesinlikle, home sweet home..