Yok böyle bir ses, sanki yanıbaşımda söylüyor tüm şarkılarını Snow Patrol solisti Gary Lightbody:İnsanlar yeni bir şeyi öğrenirken onu ilkin önceki öğrenmelerine benzeterek akıllarında tutarlar. Snow Patrol'un (henüz icat edilememiş huzur veren bir güzellik anlatan sıfat) sesli solistinin kafamdaki evrimi şu şekilde oldu:
İlk dinlediğim zaman(chasing cars):
-Bu kim ya bi daha dinleyeyim, güzel ses, Richard Ashcroft' a(The Verve solisti) benziyor sanki, sanki "like a cat in a bag" diyecek bu şarkı bitince, ımm, sanki, sanki..
Birkaç şarkı daha dinledikten sonra:
-Thom Yorke(Radiohead solisti) gibi, umursamaz öyle, "ulan uyandırdınız bu saatte, yataktan da zor kalktım, neyse hadi kalkmışken okuyim bi iki kuple" der gibi..
Biraz daha hayatımda yer ettikten sonra:
-Chris Martin(Coldplay solisti) gibi ya, yumuşak yumuşak böyle, sakin bir göl kıyısında kitap okumak gibi, sisli dağları izlemek gibi, çiseleyen yağmurda yürümek gibi, martılara simit atmak gibi, çilekli yumiyum gibi, kakaolu eti pufun marşmelovu gibi...
Böyle anlarda, yani birini çok sevdiğimi hissettiğimde cebimde taşıyabileceğim kadar küçülmesini istiyorum, öyle ki her zaman yanımda olsun. Düşünsene mesela, kampüse gitmişsin, yine birbirini kandıran sahte yüzler, yanlış düşüncelerle dolu beyinler, teneke kafalar sarmış yine dört yanını, en sessiz yere gidip çıkaracaksın bu adamı cebinden 'beni kurtar buradan lütfen' diyeceksin, başlayacak söylemeye, bulutlara çıkacaksın.. Tamam bencilce pis
bir düşünce kabul ediyorum ama zaten gerçekleşme olasılığının olmadığını bildiğim için bu kadar rahat düşünebiliyorum, o kadar da kötü biri sayılmam heralde.Kısaca 'sevdiklerim' listesine itinayla girdi kendisi. Cennetim olursa ve ona ben şekil verebilirsem eğer, "müzik" kısmında ikamet edenlerden biri de Gary Lightbody olacak, hepimize güzel sesiyle şarkılar söyleyecek, aşk gibi yaşayacağız her nefes alışverişimizi. Biliyorum böyle şeyleri sahiplenmemeli insan, korkuyorum birini severken. Onun yerine bir şarkıyı, kitabı, sokak kedisini, başka bir insanı değil de zaten kendisinin olan şeyleri sahiplenmeli; gerisi potansiyel acıdır, günü geldiğinde kinetiğe dönüşür. Bu ne be, yirmibir yaşında hayatı anladığını sanan gerizekalılardan oldum ben de.

O değil de, ben bu adamı feci derecede birine benzetiyorum ama kim olduğunu çıkartamadım bir türlü, kim acaba, kim acaba.. Yalnız gruptaki diğer adamları gözüm tutmadı fotoğraflarda bi acayip bakıyorlar, üç numaralı 'ni var lan depresifim işte!' bakışı.
Yine de bir süredir masaüstünde ağırlıyorum onları Gary başını kaldırıp bakıyo hangi şarkımı dinliyor acep bu diye, şeker şey: "louder louder and we will run for our lives"..
Ne içten söylüyor, "louder louder"... Aklıma yıllar önce televizyonda duyduğum şu akıllara zarar diyalog geldi:
Sunucu sokakta, elinde mikrofon: Amca bağıra bağıra reklamlar der misin?
Amca: Bağıra bağıra reklamlar!!
(snow patrol'un resmi web sitesi)
22 yorum:
aa yorumlara izin vermişim aferim bana ama şimdi de kimse bişey yazmayacak küstürdük milleti:p
naber solar?
saygı duyuyorum:)
(mahzun tonlaması ilen tonluyorum)
ayy seni burada görmek ne kadar güzel bir duyguymuş ya, kendimi bunalımdan çıkıp arkadaşlarıyla toplaşan ev sahibesi gibi hissediyorum:)
^^HOŞGELDİN URAGAN^^
hoşbulduk kardeş.
ne ikram edicen?
yüzsüz misafir maskesi takmış uro:)
bi biskrem versem?? :p
yanında da şööyle köpüklü bi kahve:)
uyar, sonraaa
benden çıtır ankara simidi; senden tavşan kanı bir demlik çay, ince belli de.
çaysız yere misafir olmam abi:)
amanın çay yapmam mı hatta şimdi bi koşu suyu bırakıyorum karşılıklı içiyomuşuz gibi yapıcam:)
blograzzi'de de buldum seni,+5 :p
bende kahvaltıdan kalanı ısıtevereyim dur, bir kaç bardak çıkar, höpürürüz karşılıklı
ne güzel ya, boşuna demiyorlar gönüller bir olsun diye:)
:)
ben seni seviyorum be e.
ben de!! ben de!!:)
ablasının gulü bu gulü:)
angaralı ablam benim be:)
:)
iyi ki kimse bir şey yazmayacaktı, yoruma açtın, patlama oldu bak:)
iki kişilik dev kadro:)
tuhaf geliyor di mi, insan işte canı sıkılınca ne yapacağını şaşırıp blogu kurcalıyor:p
bidaha karışmayacağım derdim ama güvenmiyorum kendime:)
dur karıştırma oraları, zaten toptan kapatıp gitme damarım tuttu, zor duruyorum.
seninle at turlamak kadar güzel bir şey yok dünyada:)
amanın yapma öyle bişey, gerçi bu güzel ama şablonu değiştir, değişiklik olur:)
düşünüyorum da burası da olmasa içimdekiler içimde patlayacak. senin blog da senin için öyledir muhakkak, kendine bu kötülüğü yapma..
sen evinde çatalı kaşığı olmamak ne demek biliyo musun ha?
fakir bi hayatım var:)
tonla şablona baktım zaten de, kesmiyo beee.
neyse boş ver bunları, iyi düşünelim iyi olsun can can.
kaçtım ben artık, çok bile kaldım nette. evin işleri beni bekler, evin erkeki bebesi aş bekler...
devamı bir daha ki yazına inşaallah.
öpüyorum yanacıklarından.
güzel bişey bulursam haber veririm sana uraganım.
öptüm ben de, kolay gelsin:)
nerde kalmıştık? :)
ben sana istanbul başta olmak üzere marmara bölgesini kötülüyordum:p
Yorum Gönder