Daha üçüncü ispatta abimin "Ütü orda mı?" sorusunu; "Tweety orda mı?" diye algılayıp "Ne tweety'si yaağ?" diye sorgulayınca bunu daha iyi anladım. Dolabın üzerindeki tweety ile kısa bir göz temasının
ardından kağıda "f(x)-L" yazıyordum ki zaten ben henüz çalışmaya başlarken arka arkaya "somewhere only we know-firar-nadas-elimde değil" şarkılarını çalmış kötü kalpli winamp yine yamuk yaptı; kendi kendine açılıp kapanmaya başladı, "ctrl+alt+delete" komutunun gerçek hayatta olmamasına ilk defa üzülmedim; işe yaramıyormuş o kadar da...Neyse, demek istediğim illa çalışıcam diye gecenin bi yarısı korku filmi çevirmenin alemi yok günlüg, haksızsam 'comic sans ms' yazı tipinde, '24' boyutunda, 'siyah' harflerle "haksızsın" yaz şuraya şaşırmam, italik olsa bile şaşırmam. Hatta smiley bırak, güler geçerim, aa inanmıyor musun?
Hıh, gidip martılara simit atacağım işte, kitaptaki tüm matematikçiler de kudursun. Hatta ne güzel demiş Sting; i'm so happy i can't stop crying.
Mühim not: Eğer okumamış olsaydım bunu okumak isterdim.
(Ne bu cümle ya, birebir if clause çevirisi gibi... Hazırlığa dair hatırladığım en net ikinci şey oldu galiba, birincisi 'i wish you were a fish in my dish' idi bu galibasız. Ne günlerdi be... Uzaylılardan bahsederken üzerimde örümcek geziniyordu, neyse bunu başka yazıda anlatırım artık, bi de insanlar çok suskunsun demiyorlar mı, amaaan, kişi kendinin arkadaşıdır, doktorudur, mesela ben kendimin psikiyatrıyım:p)
Konuyla alakalı Selçuk Erdem karikatürü: