16 Şubat 2008 Cumartesi

lapa lapa kar yağsın

Aslında bir dilek, ama nereye gideceğini bilmeyen bir Alice'e hiçbir yağış biçiminden fayda gelmez.

Ne güzel değil mi okuduğun, "yeni metin belgesi" yeni, yeni, keşfedilmeye açık, eskimek için bekliyor, o eskiyince yerini diğer yeniler alıyor.

Ben de yenilerle eskiyorum, sonra yerimi yenileri alacak diye korkuyorum. Sonsuz uzay boşluğunda salınamasam da sonsuz dünya doluluğunda salınıyorum. Kalabalık her gittiğim yerde gözlerimi kamaştırıyor, ama söylediklerini duymam kısacık bir zamanda kaçmama yetiyor..

Şimdi sorulması gereken tek soru şu; nasıl anlaşılacak?

Ben otobüste beklerken yanıp sönen sarı lambanın eşit aralıklarla yanıp sönmediğini kafama takarken; o ise niye bir cevap vermediğime takılırken hele.. Bak, desem, şimdi zihnin meşgul en azından 'neden'lerle desem.. Bunlar belki bişeyler katar, belki 'sıradaki?' dediğin zaman ardımdan gelecek sıradanı gerçekten düşünürsün.

Ne garip, feci halde onlar gibi olmak isterken onları kendime benzetmeye çalışmam. Nereden baksan, suya yazı yazmak. Parmaklarımı takip edip yazdıklarımdan bir anlam çıkarmaya çalışıyorken, ne yazdığımı değil de neden kağıt yerine suya yazmayı tercih ettiğimi düşünse, ah, işte o zaman her şey netleşecek, çünkü kafası bulanacak, çünkü ben aslında bir şey yazmıyorum, yazıyormuş gibi yapıyorum; benim için asıl önemli olan ne yazdığım değil, nereye yazdığım.

Mısır taneleri gider, çekirdekler kalır; deniz kabukları da kararsızdır.

Deniz kabuğuysan uyan, uyan ve anlamın peşinden git; çünkü onu bulduğunda yorgunluk anlamsızlaşacak..

Ama biliyorum, cesaretin yok buna; tüm çırpınmalarına rağmen bir gün her şey olması gerektiği gibi olacak, buraya yazmıştım dersin.

4 yorum:

Unknown dedi ki...

Nereye gideceğini bilmeyen bir Alice'e kar yağışının bi faydası olmayacağı doğru. Ama zararı da olmaz hem kar yağması Alice'in hoşuna gidiyorsa nereye gittiği konusunda değil belki ama yine de işine yaramış olur. :)

Beyin jimnastiği oldu yazıyı okumak. Bazen sorgulayan bi insanın düşüncelerini çözmeye çalışmak yapboz yapmak gibi birşey oluyor. Eğlenceli... Ama tek farkla... yapbozu çözüp çözmediğni asla bilemezsin.

Birgün herşey olması gerektiği gibi olacak demişsin. Bence de doğrudur ama Biz mi bişeyleideğiştireceğiz de olacak yoksa bişeyler mi bizi değiştirecek işte orası mechul...

solar dedi ki...

mühendislik, hep çözüm ve sonuç odaklı işte:) burada çözülmüşü var; sonunda bir şeylerin beni değiştireceği gibi bi inancım var, içimde bir şeyleri değiştirebilecek potansiyeli görmüyorum açıkçası:)

bu arada; d'arch'ın dinleyici kitlesinden olarak bir yorumum da var:

herr mannelig, en sevdiğim şarkılarındandı haggard'ın, ilkin korktum açarken ama çok beğendim ya.. sen de biliyorsun gerçi pek dinleyicisi yok bu tarzın, ama umarım bu çizginizden uzaklaşmazsınız, haggard'ı her zaman canlı dinlemek mümkün olmuyor;)
bu yüzden biraz da bencilce bir dilek olacak başarılarınızın devamını dilemek:)

Büşra dedi ki...

yağsın kar lapa lapa

solar dedi ki...

manzaralarımızı beyazlara boyasın..