Paldır küldür gireyim konuya:
Birmilyonbilmemkaçıncıkafakarışıklığıarefesi. Düğüm mü, çözüm mü bilemedim ki.
İnsan neden bazı bazı hayatı inatla kendine zehir eder bilmiyorum. Yazmalı mı her zaman? Yetenek varsa yazmalı. Yoksa da yazmalı. İlla yetenek mi lazım yazmaya? Yalnız kaldıkça yazmalı.
Sahi ya, yalnızlık. Şu sıralar bahsetmem gereken en son şey. Teoride. Pratikte öyle değil ama. O kadar yalnız ki insan, bu kadar olur ancak. En yakınım dediğin ne varsa, o kadar uzak ki aslında. Sago'nun şarkısındaki gibi yakın-uzak. O kadar kendine has, o kadar yanıltıcı ikinci bakışta. İlk bakış: o her şeyin mükemmele yakın göründüğü an. Sanki dünyalar kadar önemliymişsin gibi, sanki o an, orada, bir tek sen varmışsın gibi.
Ah o kadar yalnız ki insan. Bu kadar olur ancak. Gözler şişecek. Sonra tek gerçeği göreceksin. Yeterince inançlıysan o da.
O kadar önemli olamadım ki hiç. İnsan inatla yine de bir masala ait olmak istiyor. Tamam, pamuk prenses değil ama Külkedisi belki; biraz zorlarsan o sevimli cücelerden biri. Masalın en gereksiz kahramanı ya da. Mesela kırmızı elma.
Hayat o kadar karmaşık bir şey mi? Biz mi karıştırıyoruz ki? Ne kadar yanlış anlatıyoruz, anlıyoruz? Bazıları için her şey çok kolay; geri kalanlar için de her şey çok zor.
Tamamen güvenmek mesela; sevgin, özlemin kadar, yalnızlığını da emanet edebilmek.
Sustukça çoğalacak kelimelerim biliyorum. Onları kendimden başkasına emanet edemiyorum. O kadar kendime dönük ki harflerim. Beynimden çıktığı gibi kalbim yutuveriyor sanki, ya da herkesinkinden daha farklı bi mekanizma var içimde. Duyguları harflere, kelimeleri duygulara dönüştüren.
Sadece bir kişi anlasın istiyorum. İnatla. Onca yıllık görünmez insan ömrümde, bir kişi görebilsin ruhumu istiyorum sadece... Ne zaman risk alıp kendimi tamamen savunmasız bıraksam, kalkanlarımı indirmenin acısını çektim oysa. Delilik bu! Suçlu aramadan. Bir tek suçlu. Bilindik. Tanıdık. Kan akışını damarlarını tutarak hissettiğim...
Bu kadar kendine dönük olmak suç mu? Samimiyetin nerede?
Neyse ki her şey bazen toz pembe.
2 yorum:
yalnızlık sonbahara ait değil midir? "kasım'da aşk başkadır" diyen zerzavatlar çıkmasın diye konuyu şöyle açalım: yanımızdan geçen kalabalıklar ile aklımızdan geçen masal kahramanları hep birbirin benziyor. mevsim normallerinde paylaşabilecek yalnızlık işte böyle zamanlarda unutuluyor. sonbaharı yaşayabilmek için insan yalnızlığı seçebiliyor.
bir yerlerde yapraklar düşüyor. ben bu işi doğanın matematiğine bırakıp ellerimde cebimde yürüyorum.
haklısın ya.. gri bi gökyüzü, düşen yapraklar, eller cepte, sarı-kahverengi tonlar.
sonbahar konsepti :)
Yorum Gönder