13 Haziran 2008 Cuma

ne oldum dememeli

Sınavı olduğu saatlerde kokulu mum arayışı içinde olan arkadaşıma sol kaşımı kaldırıp 'kokulu mum?' diyerek hayret etmiştim zamanında, bugün benim yaptığım da pek farksız sayılmazdı hani..

Her şey ders çalışmak için telefonu erken saate kurup öğlene kadar ertelediğim günlerde başladı pek muhterem insan(bu haftaya tekabül ediyor kendileri). Kendimi kapana kısılmış gibi hissetmeye başladım. Yahu, demek uyumak istiyorum ben, yani zorunluluklarım olmasa ben öğlene kadar tembellik yapmak istiyorum aslında, sonrasında şöyle bir sıra; saçını topla- yüzünü yıka- spor yap değil de, spor yap-yüzünü yıka-saçını topla sırasını takip etmek istiyorum, kahvaltıdan sonra değil de, kahvaltıdan önce haberlere ve e-postalarıma bakmak istiyorum ya da.

Ben ne zaman hayatımın kontrolünü bu kadar kendime devrettim ki? Bu çok fena, çünkü ben kendi hayatıma bana hiç kimsenin getirmeyeceği kadar katı kurallar getiriyorum. Beynimden hızlı hızlı tüm günlük rutinler/kurallar geçmeye başladı ve ben bu kadar yoğun düşünme arifelerinin ertesinde muhakkak gözle görülür herhangi bir salaklık yaparım boş yere baş ağrısı çekmiş olmamak için. Kabak neyin başına patladı dersin? Yok bilemedin, bütünleme sınavına girmedim. Bir haftadır boşu boşuna alarmı erteleyip gerildim. Nedir yani, benim kendime 'aslında biraz özgürüm' dememim yolu bu mu, sınava girmemek? Hadi canım oradan, külliyen bahane. Aslında dersin hocasını bir türlü sevemedim diye oldu tüm bunlar, kağıtları dağıttırken yarattığı gereksiz gerilim, 'hadi çözün de göreyim' bakışları, derse on saniye geç kalsan sorduğu ahiret soruları.. Benim nazarımda sevimsiz biri, o sevimsiz olunca dersi de, sınavları da sevimsiz oluyor haliyle..

Neyse, bunlar iyi günlerin solar, tadını çıkar bakalım, tatil bitince görürüm ben seni, paranın yedi bölü sekiziyle fındık alırken çok eğleneceğiz seninle, çoooook. Anlamadın mı canım, dur tekrar anlatayım, şimdi bak, düşün manyaksın, psikopatsın ve kuruyemişçiye girdin..

Dinlemedim ki zamanında ünlü düşünür Cem Yılmaz'ı;

"Biri okuyacaksın bırakacaksın, sonra işler sarpa sarıyo be abi."

Bunu da yazmasam olmaz: Yerli "bookcrossing"(?kitap değişimi diyelim) olayı var ya, az evvel, yani ben üye olduktan sonra sitelerine bişey oldu onların:) Oysa ne güzel heyecanla kitabımın üzerine kod bile yapıştırmıştım da bırakmaya gidecektim.. Neyse, her işte bir hayır varmışmış, kitabı çizmeye, yırtmaya kalkışırlardı falan, yapanı arar bulur sadece konuşarak doğduğuna bile pişman ederdim.