21 Haziran 2008 Cumartesi

bu işte bir mucize var

Rüştü Reçber…

Şöyle ki, benim Fenerbahçe aşkımın bilinçaltında lise yıllarımdan kalma Rüştü hayranlığı yatar. Kendisine bir çiçek verebilmek (hadi len ordan, öpebilmek demiyor da:p) için kaldıkları otelin kapısında buz gibi havada iki saat dikilmiştim. Karşısına geçince de ağzımı bıçak açamadı. “Ee, ben, imza, başarılar, ehihi…” diye çiçeği ve kağıdı uzatmıştım, boş kağıda düşünmeden imza attı cancağazım, ardından öptü beni, en son arkasından bitik bir vaziyette ‘İyi akşamlar…’ dediğimi hatırlıyorum, yeryüzüyle irtibatı kopardım, uçtum sonrasında.

Eve gidince de imzaladığı kağıdın etrafını çift yumruğa çıkmış, degaj yapmak üzereyken, ellerini havaya kaldırmış ‘Hocam bariz ofsayt!’ isyanı halindeyken ki Rüştü fotoğraflarıyla süsledim. Sırf ‘Rüştü fotoğrafı’ (o zamanlar böyle adlandırmıştım) kesmek için -bitmesin diye de okul servisine binmeden önce- Fanatik, Fotomaç aldığımı hatırlıyorum ya, sınıf arkadaşlarım da bunu bilmedikleri için futbol terimlerini bilmemi garipsiyorlardı. Sonradan bir şekilde öğrendiler gerçi, Işıl(Rüştü'nün prensesi) muhabbetleri yapmaya başladılar yanımda, şöyle iyiymiş, böyle tatlıymış, mankenmiş aslında evlenince bırakmış mankenliği falan... İki satır hayal bile kuramamıştım bu sevgi pıtırcıklarının yüzünden:)

Yaa yaa, sevgi nelere kadir işte canım okuyucu; insan sevince ofsaytı da öğreniyor, endirekt serbest vuruşunu da, degajı da, topsuz alanda faulünü de, garipsememek lazım:)

Neyse işte, Hırvatistan maçı gecesi, benim emekli olmuş hayallerimin adamı kaledeydi eskisi gibi. Hani bir topu doksana giderken çıkardı ya, o pozisyonda evdeki kimse benim kadar rahat değildi. Adım gibi biliyordum Rüştü’nün o pozisyondan gol yemeyeceğini.

Penaltılara geldiğinde de, ‘çift yumruğunla bir tanesini benim için çıkar’ dedim içimden. Birincide olmadı, ikincide de olmadı, tam ‘yıllarca sevdim o kadar yaa’ demek üzereydim ki, rüya gibi, elleri topa uzandı, en son penaltıyı kurtardı. Maç bitti, biz yarı finaldeydik. Bir insan hayalleri gerçek olduğunda neler hissederse, onları hissediyordum o an.

Demek ki yıllarca beklediğim şey buymuş. Teşekkür ederim hayallerimin Rüştü'sü. Benim için bu maçın kahramanı sensin; hangi takımda olursan ol, hep 'en gerçek Fenerbahçeli' sin ve futbolu bıraktığın gün, Fenerbahçe formamı ne yapacağımı bilmiyorum. Keşke tüm Rüştüler sonsuza dek yeşil sahalarda kalabilip, başka çocukların da hayallerini süslese…

(Ha, bir de, ATV’ye Almanya maçı öncesi bir önerim olacak; Fatih Terim’i küçük bir çerçevede, ekranın sol alt köşesine bıraksınlar ki, her kaçan pozisyondan sonra bir de onun saç baş yolmalarına ayrıca odaklanmak zorunda kalmayalım.)