13 Mayıs 2009 Çarşamba

fazla söze ne hacet: mükemmelim :p


Bir sonraki hafta kursun biteceğini söyleyince okulun beni kovduğunu sanan öğrencimin yazıp bana verdiği dilekçe.

Boşuna demiyorum ben mükemmel bir insanım diye işte:p Kıymetimi bilemeyenler utansın, hımpf...

9 Mayıs 2009 Cumartesi

love is gonna save us!

Biz küresel ısınmayı insanlara sadece anlatırken, birileri konuşmaktan çok daha fazlasını yapıyor:

http://blog.saitem.org/

Çalışmalarının karşılığını en iyi şekilde alırlar inşallah, dualarımız hep onlarla.

"we are lost and found, but love is gonna save us!"


25 Nisan 2009 Cumartesi

bana kim inanır

Küresel ısınma senaryolarını okuyordum, pek keyifli değiller. Bir şeyler yapmak gerektiğini bas bas bağırıyor doğa ana.

Bakalım ben de deli olup bir kuyuya taş atacağım bu konuyla alakalı, 41. akıllıya dair umutlarımı koruyorum. Çok iyimserim bence. Ağaç mı eksek.. Neyse, en azından bettaların türü ben balık almadığım sürece tehdit altında sayılmaz.

Yalnız, durumda bir samimiyetsizlik var cidden. Elimde kahve, kulağımda romyo romyo, dünyayı kurtaracağımı sanıyorum. Nasıl diyor Handecim; "hııaağğ hııığğ..."

İnsanın kendine olan samimiyetini yitirmesi kadar, inancını yitirmesi kadar, bundan daha güzel bişey yok bu dünyadaaaa, laaalaaa...

Durumu netleştirdiğimde gününü ve saatini yazıcam buraya, okuyup da gelmeyeni döverim ulen.


p.s:Tankla topla falan beklerim, uçakla, ağır sanayi hamlenizle falan.

3 Nisan 2009 Cuma

uçan kuzular kümesi

'Kümeleri nasıl anlatsam acaba?' diye tasalanma sakın. Kendine hayrı olmayan solar sana yardımcı(!) olacak.

-Çaylak öğretmenler için adım adım ders anlatma kılavuzu-

Kümeler

Kazanım 1: Tanımsız kümeleri tanımlar, sınıfa somut bir ördek getirebilir.
Kazanım 2: Boş kümeyi kavrar ve orjinalinden iyi kavırlar.

1.Öncelikle "tanımsız" olan bu kavramı "iyi tanımlanmış nesneler topluluğu" olarak giydir gitsin, "Örtmenim, eeeğğ, tanımsız kavram, onun içinde de iyi tanımlanmış nesneler var, çelişki değil mi bu?" diye soranı her nasılsa dünyada icat edilmedi henüz. Yetmiş milyonda bir ihtimal bir arızaya denk geldin hadi:

-Ben karizmamla varım ama aslına bakarsan bişey bilmemci yaklaşım: Dönüp "Değil" der, tahtaya bişeyler yazmaya devam edersin.

-Herkes beni sevsinci hümanist yaklaşıma göre çözüm(tercih sebebi): "İstersen bu soruna çıkışta beraber bakalım, arkadaşlarının zamanını çalmayalım" diyerek çıkışta kaçarsın ya da o zamana kadar öğrenciyi ikna edecek birkaç açıklama bulursun.

-Her şeyden şüphe eden septist yaklaşım: "Aslında bir küme yok" diyerek matrix muhabbetiyle konuyu örtbas edersin.

2."Uçan kuzular kümesi" gıcık boş kümeler konusu için süper bi örnektir, çok yaratıcıdır(!), kuzunun uçmadığını adı gibi bilen öğrenci "yok böyle bişiy??" diyerek zekasını herkeşlere gösterecektir, müsade edin de çocuğun kendine güveni gelsin azcık (nasılsa her konu kümeler gibi değildir daha çok acı çekecek garibim). Dört ayaklı veya iki ayaklı hayvanlar mümkünse işin içine girmesin. Ben bir ders boyu tavukların üç ayaklı olma ihtimaliyle ders kaynatan öğrenci biliyorum (bu hikayedeki..) , hatta bir ara garibim öğretmen tahtada tavukları dört ayaklı kabul edip hesabı buna göre bile yapmıştır, eee, matematikçide çok kolay atıyor şarteller ne de olsa...

3. Evet daha önce de belirttiğimiz gibi en bi boş kümelerden biri bu, ama sınıfınızdaki öğrencilerden illaki biri öss'nin pek sevdiği sazan öğrenci modelinden olduğundan bu kümeyi tahtada {0} ya da {üstü çızıklı sıfır} ile gösterecektir, bizim hedefimiz de ahanda bu kitledir, tahtaya çıkarıp "bakın arkadaşınız ne kadar da yanlış biliyor, hadi hep beraber gülelim ona ahah" deme salaklığı matematikçinin şanındandır. Sonra bu öğrenci 'Ben en çok matematikten, bi de solar hocadan tiskiniyom, resim beden müzik seviyom' derse çocukluğuna falan inmeye kalkmayın, itinayla bu olayı hatırlayın.

4. Bizzat ben, solar, bulanık mantık konulu -beyni klasik aristo mantığıyla işleyen doçentin önünde iddiaları ispatlamaya çalışırken ecel terleri döktüğüm- ödevimden sonra bulanık kümeler dışındaki bu kümelerin gerçekten de boş beleş kümeler olduğunu sayın matematikçilere saygılarımla arz ederim (küstahlığıma destek olacak ilgili bkz şuralarda bi yerde olacaktı da bulamadım:( ). Bunun farkında olun, bilgilerin doğruluğunu Allah'ın emriymiş gibi kabul etmeyin. Azıcık şüphe diyorum meğğğn...

5. Hem zaten 0 da doğal sayıydı değil mi? 'Çocuktur' diye her şeyi yediriyorsunuz iyi mi, analizle değil, vektör uzaylarıyla değil soyut matematikle gel bana...

6. Size kılavuz yazanda kabahat zaten, kendi başınızın çaresine bakın, hımpff.

not: Şartellerimin attığı bir ara yazıp kaydetmişim bu yazıyı, uzun zamandır şöyle uzun uzun bişiyler yazmayınca yayınlayayım dedim, taslak olarak kaydetme olayı güzelmiş canım okuyucu.

31 Mart 2009 Salı

anlıyorsun değil mi

Okuldan neden bu kadar nefret ettiğimi bugün anladım.

Başka koşullarda tanışsak değil muhatap almak, görünce yolumu değiştireceğim insanlarla aynı ortamı paylaşmak zorundayım da ondan, yaaa...

15 Mart 2009 Pazar

yola devam

Haleciğim ile kahvaltı yaptık bugün deniz kenarında. Yanında huzur bulduğum insanlardan biri kendisi, ilk gördüğüm gün anlamıştım zaten böyle olacağını. Onun da aynı şeyi hissettiğini biliyorum, bu yüzden rahatım yanında.. Bu zamanda nadir bulunan bir şey; onu çok iyi anlıyorum o da beni çok iyi anlıyor.

Biliyorum ikimiz için de her şey çok güzel olacak. Geleceği şimdiden kestirmek çok zor ama güzel şeyler olacağına dair inancım tam benim.

Fotoğraf çekilemedik onunla ama karşı tarafın bugün kadar net görünmediği bir günde yine aynı yerden çektiğim şu fotoğrafı bırakayım (gerçi onunla çekildiğimiz fotoğrafı buraya bırakırmışım gibi oldu ama öyle değil tabii:)).

Güzel arkadaşıma iyi yolculuklar diliyorum, melekler onu korusun, sağlıkla gidip sağlıkla dönsün inşallah.

Dönüşte de Körfez Yarış Pisti bizi bekler:)

Yola devam...

8 Mart 2009 Pazar

dallardan bahar inmiş duydun mu

Bu dönem bi acayip geçiyor, Ezgi'nin Günlüğü; onlar buradaydı, ben de oradaydım, anlatmaya gerenk yok, tabii ki müthişti:) Bülent Ortaçgil de çok tatlı bir adammış, şarkılarını çok iyi bilmem ama keyifle dinledim.

Arayı çok açmışım yaa, ama kal geldi, yazamıyorum. Sığ bir insan olma yolunda emin adımlarla ilerliyorum galiba ama hayat böyle daha çekilebilir. Kendine gelsin diye "Kimse beni anlamıyor" diyen Emo elmo'yu yakalarından tutup sarsabilirim bile, o kadar.

Öğretmen olmanın en güzel yanlarını keşfediyorum bugünlerde; resmi anlamda ilk öğrencilerimle ders çıkışı leylek sürüsü gibi ilerliyoruz durağa. "İyyi akşamlar hocam, iiyyi akşamlar canımmm" lar diyoruz birbirimize, kimi yolunu uzatıyor beraber yürümek için.. Beni seviyorlar galiba, öyle bir mecburiyetleri olmadığı halde..

Böyle işte, dersler mersler falan filan. Uyuycam hemen rüyamda konserin devamını da göreyim diye, Martı'yı söylemediler:) Benim cep telefonu kaydımı buraya nasıl bırakacağımı bilmediğim için konserin aklımda en çok kalan kısmını, "mor mor mor!"u bırakıyorum, (sesini açın biraz, sonra da kısmayı unutmayın:) :



Yaz(a)masam da (yazdıklarımı tekrar okuyunca yazamadığımı fark ettim:p ) özlemişim burayı aslında. Hişt hişt, mor, mor, mor!! Baharlar.. Kem küm :)

not: Beni merak edip de 'piştt kız nerelerdesin??' diye soran Uraganıma, uzun zamandır yazmamama rağmen yorumunu esirgemeyerek sorumluluğumu hatırlatan:) Sinanonur'a acayip teşekkür eder; galaksinin en bi tatlı mizahçısı Berşan'a da nice sağlıklı, mutlu yıllar dilerim. Herneysecim, kar yağmadı ama bidahakine artıkın.. Hepiniz kendinize çoook iyi bakın!!