14 Ocak 2012 Cumartesi

kar, ben anlarım ve yazmamak için yapılan anlamsız hareketler

Eee, dur bakalım bir yerden başlayacağız.

"Neden yazmıyorsun?" sorusu birden fazla kişiden gelince olaya bir el atayım dedim, iyi düşünmüşüm aferin.

Ya aslında sorunu ben de bilmiyorum. Olası ihtimaller şunlar:

-sıkıldım (hayattan da sıkılır insan gerçi, yine de yaşar ama)
-twitter (derdimi 140 karakterle de paylaşabildiğimi keşfetmem)
-e yazacak bi şey bulamıyorum?!(çok monoton ne biliim, annem "gel birlikte çay içelim konuşalım" diyo, onunla da konuşacak bi şey bulamıyorum)
-eskisi kadar depresif takılmıyorum ("işte kalem işte ızdırap" diyordu ya hani, artık mutsuz değil, mutlu olmak için neden arıyorum)

Bu kadar galiba. Yazıya başlarken masanın üzerinde 8 adet püskevit 1 fincan kahve vardı, şimdi 0 adet püskevit, yarım fincan kahve kaldı. Yazdığım satır sayısı 8. Her satır için bir adet püskevit harcamışım. Oysa bir paket püskevitle tüm gün çalışabilmek gibi bir özelliğim var. Normalde yakıt/performans oranım bir hayli düşük yani.

Yazıya başlarken aklımdan şey geçti, "2012'yi hiç kayıt olmadan kapatmayayım, bi şeyler yazmış olayım" diye. Sonra da Wall-E'yi düşündüm. Aklıma şu kısmı geldi:

Ship's Computer: Voice confirmation required.
Captain: Uhhh...
Ship's Computer: [after the "uhh" echoes] Accepted.


Ben de şurayı açıp kısaca "Eeeee..." yazsaydım, Blogger da bunu bir 2012 yazısı olarak kabul edecekti neticede. 

Boşuna yedim o kadar püskeviti:/

Kar ve "Ben anlarım" a gelelim şimdi. Arabadayken radyoda Multitap çıktı. Twitter'da çok sevdiğim bi abim sürekli paylaşıyordu ama, açıkçası merak edip de dinlememiştim hiç. Bahsettiği kadar varmış:

Üzerine bir de kar yağdı süper oldu. Gerçi ben "bir sabah uyanacağım ve her yer bembeyaz olmuş olacak" diyordum ama, bu şekli hayal ettiğimden daha güzel oldu. Hayal ettiklerimi beklemek yerine hayatın karşıma çıkardıklarına uyum sağlamayı öğrendim galiba:/ Hem en sevdiğim şeylerden biridir, akşam yolda giderken turuncu ışık altında düşen kar tanelerini izlemek. Kırmızı ışığın yeşile dönüşmesi...

Vay be, bayaa bayaa yazdım işte, hatta biraz kassam bi üstteki paragrafın sonundan yakalayıp şiir bile yazardım:)

Huh!

Sevgiler:)

Bu yazı kahve içip de yazdığını satır arasında beyan ederek kelimeleri beynime üşüştüren Uragan'a ithaf edilmiştir.

8 yorum:

Büşra dedi ki...

yuppppppppppi, bana ithaf edilmiş bir yazı var :)

Yaz bakalım enjeksiyonlu solar, yakıt tüketimi az solar, zamanında asfaltı ağlatan solar..

Ara verince yazacak bir şey yok gibi geliyor başta, sonra adım adım.. Bugünler geçince ilerde okur da ah eder ve ya oturur gülersin :)
güleriz belki de :))

şarkı güzelmiş sevdim, devamını dilerim.

solar dedi ki...

Sen sebep oldun bunları yazmama, sennn:))) Ehehe:))

İnşallah güleriz:)

Diğer şarkılarına da baktım, hoş grup ya... Sakin, dinlenir:)

Adsız dedi ki...

Bana kimse sormuyo neden yazmıyosun diye ama deseydi "eveeet aynı kaynım eveeet" derdim.

Bu arada solar günlüg feedlerden takip ediyorum. Yorum yapmak için siteye bi girdim. Okuması çok zor olmuş ya. Niye öyle olmuş? =)

solar dedi ki...

okurların sana karşı öğrenilmiş çaresizlik geliştirdi bence, seni böyle kabul ettiler, ettik :))

ya bu benim kendi el yazım ama :( niye okunmuyormuş ki =)

Adsız dedi ki...

Aa kendi yazını yazı tipi mi yaptın. Çokorjinalmiş. O zaman işler değişir. Biraz daha büyütsene o zaman ben firefoxta büyütünce çok daha okunabilir oldu. Yüksek çözünürlükte ufak kalıyo yazılar belki de ondan =)

solar dedi ki...

neyse, gözlerinizi yormayayım daha fazla :)

Büşra dedi ki...

ya ama ben göremedim el yazını :)

solar dedi ki...

okunmuyormuş zaten boşver, böhüh:(