31 Ağustos 2009 Pazartesi

my december

Sonunda Uraganım'la güzel bir Ankara akşam üzeri buluştuk. Daha konuşacağımız çok şey vardı belki, belki günün geri kalan kısmında birlikte susarak anlaşırdık bilmiyorum ama kendimi çok şanslı hissediyorum; bu koskocaman sanal alemde bile karşıma hep güzel insanlar çıktı:) İlk karşılaşma anından tut, birbirimize verdiğimiz hediyelere kadar ufak çaplı sevindirici mucizeler yaşadık:) Araya ikimizin de endişe ile sıkıştırdığı "Ben normalde bu kadar konuşmam aslında" cümleleri bile halimizi anlatmaya yeterli sanıyorum. Nazar değmesin:)

Eryaman'a geri döndüğümüzde bizimkilere söylediğim ilk cümle şu oldu:

-Ben Uragan'ı özledim ya...

Abiciğim de acemilik dönemini yemin töreni ile bitirdi. O askere gittiğinden beri günler hiç geçmiyor sanki. Bir ara ağzımdan "okul açılsa zaman çabuk geçer belki" diye bir laf bile çıktı. O derece özlüyorum, işte:(

Başlık mı? Şu şarkı. Uraganım'ın da dediği gibi, bir "iz", beş sene öncesine ait... Linkin Park da birçok şey gibi o zamanlarda kaldığı için eve gelirgelmez ilk işim bu şarkıyı arayıp dinlemek oldu.

Ankara'da yürüdükçe anılarım tazelendi sanırım, bir tuhaf oldum, amfiye bağlı olmayan elektrogitarla soğuk bir Ankara Aralık'ında dinleyebileceğim en güzel şarkıydı sanırım o "my december". Öyle, daha önce hiç görmediğim bir yeşil tonuna büyülenerek bakıp da... Ama bence, yine de, sevgi aşktan çok daha kuvvetli, yaşaması çok daha zor bir duygu. İkisini de ardında bırakıp gidebilmiş bir insan olarak naçizane görüşüm. Sevdiğinden ayrılırken beynini ve kalbini ayrı ayrı ikna etmen gerekiyor çünkü, diğerindeyse sadece birini. Severken daha mantıklı davranmak, daha sağlam adımlar atmak zorunda kalıyorsun, epeyce sorumlulukların oluyor. Aşk biraz dengesizlik, deli işi. Kendine hesap vermen gerekmiyor çok.

Bütün bu anıların tazeliğini sadece bir şehirde bu denli canlı tutabilmesine, insanı aradan geçen onca zamana rağmen etkileyebilmesine çok şaşıyorum doğrusu, ama benim bir suçumun olmaması "keşke..." dememe engel oluyor çok şükür ki. Böyle şeyler yazmayacaktım ya:) (Belki) işinize yarayacak bişey de söyleyeyim bari bu kadarını okutmuşken; burçlara inanmıyorum ama biri "ikizler" dedi mi ortamdan uzaklaşın bence, hele de bir akrepseniz:p

Heyecanlı, mutlu, hüzünlü, gülmekli, ağlamaklı, karışık, tuhaf hisler içinde geçti bu Ankara ziyaretimiz. Sanırım ben bu üç günü hep Uraganım, canım abimin asker hali ve yeşil gözlü Aralık'ım ile hatırlayacağım;

"this is all so clear"

4 yorum:

etipuf dedi ki...

ne demişti bülent ortaçgil:"aşk bir dengesizlik işi,dengeye dönüşendir sevgi"

zor işler bunlar solarım...

solar dedi ki...

değil mi ya, ne güzel bi şarkıdır o:)

hem de ne zor, kafam almıyor, ama halen yorum yapabiliyorum, o da apayrı bi mesele:)

Büşra dedi ki...

ablasının güzel gözlü soları; bana kendimi çok özel hissettirdin ne yalan söyleyeyim. Keşke sendeki izim gibi olabilsem, senin sevdiğin uraganı ben de sevdim :)
hem seni de çok çok sevdim, hiç yabancılık çekmedim. sen de biliyorsun ya zaten bunları, malumu ilam oldu, olsun. (sevdiğimize sevdiğimizi söylemek muhabbeti artırır, güzel peygamerimin güzel sözlerinden biri.)
ersin'i de, anneni de ve annenin hediye ettiği o caaanım pişmaniyeleri de çok sevdim. siz çok güzel bi aliesiniz, yol boyunca bunu düşündüm, ne güzel gözleriniz ve ne güzel gülümsemeleriniz olduğunu.
dahası gözlerimi yaşartıyor, selametle...

solar dedi ki...

öncelikle, güzellik bakan gözlerdeydi kesinlikle:) sonra, sen gerçekten çok özel bir insansın, bunu her zaman hisset lütfen. hem ben bütün uraganları sevebilirim, her ne kadar (bahsettiğimiz gibi;)) sürekli değişim içinde olsak da, hiç değişmeyen bazı şeyler var; anlayış ve sevgi gibi:) dilerim sen de zaman içinde karşılaşacağın bütün solarları seversin:)

bizimkiler de seni çok sevmişler, yol boyu anlattım zaten "ne güzel ya, ne güzel ya" diyerek:) annemi biliyorsun zaten;)

afiyet olsun tekrar, canım ablacığım ya:)