25 Kasım 2007 Pazar

leon:saksıda yaşamak

Leon bugüne dek izlediğim en duygusal filmdi, bunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Filmin konusunu üstünkörü anlatıpta lezzetini kaçırmak istemem ama şu kadarını söyleyeyim ki Leon 'merhametli bir tetikçi'nin öyküsü. Filmde günlük hayatla harmanlanmış işe yarar bir felsefe vardı. İlk izlediğimde en çok saksıda yaşamak ve köklerinin olmaması konusuna takıldım.

Kökleriniz bir saksıda ise istediğiniz yerde özgürce yaşayabilirsiniz ve Leon' a göre hayatına giren her insan onu saksı olmaktan alıkoyar, kök salmasına neden olur. Bu yüzden yalnızlığı seçmiştir Leon... Haklıdır, kaçımız bugün tam da şu anda her şeyi geride bırakıp gitmeyi göze alabiliriz ki?

Köklerimiz buna asla müsade etmez, konuşulması gereken insanlar, çalışılması gerekilen işler vs vs... Kendimce planını yaptığım okunması gereken kitaplar bile özgürlüğümü kısıtlıyor gibi.

Ve aşk...
Filmdeki aşk hayranlıktan ibaretti ve bence aşkın en yüzeysel tanımı bu. (en azından bugüne kadar ki tecrübem doğrultusunda peh pehhh:) ) Yani sizin yapamadıklarınızı yapmış, sizin olmak isteyipte olamadığınız kişi tam karşınızda ise başka bir şansınız yoktur sanırım... Burada keseyim:)

Son sahneler, gözyaşlarımın sel olupta aktığı sahnelerdi (şimdi trt2 stüdyomuza bağlanıyoruz gelecek gibi bu cümlenin ardından)... Evet öyleydi.

Ayrıca benim gibi sütten nefret eden birine bile sütü sempatik göstermeyi başardın ya Leon, diyecek söz bulamıyorum sana:)

Uzun lafın kısası solar der ki izleyin muhakkak...

7 yorum:

Büşra dedi ki...

Leon bu, boru mu be? İzlenmez mi hiç.
İzleyim,
izleyin,
izle...
Fiilin çekimine devam et bakayım, türkçen nasılmış:)

solar dedi ki...

izleyiz
izleyin
izleyinler..

he he, matematikle haşir neşir biri için hiç fena sayılmaz ha:)

Büşra dedi ki...

solar be, benim kafam hiç basmıyo bu matematik işine ya, nassı yaparız, internet üzerinden özel ders neyim verebiliyon mu sen?
kız büyüyecek, okula gidecek, yardım isteyecek, ben apışıp kalcam yaaaaa...

solar dedi ki...

matematik konularını net üzerinden anlatmaya kalksam bence bildiklerini de unutursun:)

aslında benim matematiğin anlatılarak öğretilemeyeceği gibi garip bi inancım da var (zaten öğretmenin öğrenmeye rehberlik etme rolünü üstlenmeyi düşünüyorum.)

üstleneyim hemen şimdi;

matematiği öğrenmek için önce sana sevimli gelen, matematik seviyene hitap edecek konu anlatımlı ve bol örnek çözümlü bir kitap edinmen lazım. kitabı yazarı dahil her şeyiyle (yazı tipi, renkler, sayfaların rengi vs) sevmen çok mühim:)

Daha sonra öğreneceğin konuda tanımları okuyup (ki tanımlar işin en sıkıcı yanıdır) özellikleri küçük notlar halinde yazmak gibi bir yol izleyebilirsin (küçük notlar sayesinde tekrar etmen kolaylaşır), tanımların üzerinde çokta durma, hem enerjini tüketir hem de canını sıkar; zaten ancak çok fazla örnek çözerek konuyu gerçekten anlayabilirsin.

bir de olabildiğince günlük hayatta düşünerek, yaşaman gerekir matematiği.. örneğin 3-5=? sorusunda "5 lira borcum var 3 lira da param, ödeme yapınca sonuç n'olur" diye düşünmek işleri daha basit hale getirir. ama bu yöntem yüksek matematikte maalesef elinde patlıyor adamın(en azından bugüne kadar ki tecrübem doğrultusunda).

zaten ben de matematiğin yaşayabildiğim kadarını sevip sayıyorum, ezberlemek zorunda kaldığım kısmından nefret ediyorum:)

serotonin dedi ki...

Leon, leon, leon
Leon deyince akan sular duruyor.
bu filmi izledikten sonra gel de tekrar tekrar başa sarıp kahrolma, gel de Luc Besson'un bütün filmlerini takip etmeye çalışıp ve hepsini leonla kıyaslayarak her birine ayrı bir kulp bulma, gel de jean reno'ya aşık olup yaş hesabı yapma, gel de Natalie Portman'ın o mini mini haliyle seni kendisine bağlamasına izin verme ve sonraki yapımlarında ben bunun küçüklüğünü bilirim deme, gel de Gary Oldman'a kızgınlıkla dolu bir sevgi besleme, gel de dönüp dönüp Shape of my heart'ı, Venus as a boy'u, Eric Serra'yı dinleme, gel de her gördüğün tetikçide Loenu arama ve gel de şimdi son sahneyi açıp da çevrende kimsenin olmamasınadan cesaret alarak gözyaşlarına boğulma... offf offf

solar dedi ki...

biliyor musun serotonin, seni çok iyi anlıyorum, bir film bu kadar iyi olmamalı..

Adsız dedi ki...

dostum leon için tespitlerine katılıyorum ancak saksıda yaşamak için benim de eklemek istediklerim var. Lon için işi gereği saksıda yaşamak zorunluluk. Ama o da içten içe kök salmak istiyor, aile istiyor. Kuvvetli bağlar istiyor. Zaten filmin sonunda da kız saksıdaki çiçeği toprağa dikiyor.