15 Aralık 2009 Salı

ben aptal mıyım

Arkadaş: Yılbaşı hangi gün?
Ben: 1 Ocakta...

Yok sonra da bu kafayla "Biliyorum korkuyordunuz. Deprem, domuz gribi, terör... Korku her yanınızı sarmıştı, sonra gittiniz Adam Sutler'a sığındınız... Ama kelimeler... Onlar her zaman güçlerini koruyacaklar..." falan diyerek dünyayı kurtarmaya çalışıyorum. V for Vendetta'yı bilelim, öğrenelim. Öğrenelim şaşıralım...

7 Aralık 2009 Pazartesi

ki ben

Hakikaten de tenhalaştı kahvaltılarımız ve hakikaten de bir bildiğim var da susuyor gibiyim. Şu sevimli insan canımı bundan daha çok acıtamaz sanıyordum, yanılmışım. Aslında derdimi anlatacak kadar işaret sıfatı biliyorum ama benim gözüm hep bağlaçlarda. Buranın tam bi günlük gibi olması da canımı sıkıyor. Kendimi daha fazla Serra'laştırmadan, iyi geceler canım günlüg.

1 Aralık 2009 Salı

aslında

Bazen özlemin olmadığı bir dünya daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Bu çok sık olmuyor, genelde sevdiklerim uzaklara gidince, normal olarak. Bu aralar çok mantıklıyım kusura bakma günlüg, ama ben abimi özlüyorum. Mantıklı bir şekilde, kendime zarar vermeyerek özlüyorum. Öylesi de olur mu deme, sessizce özleyince, mutluymuş gibi yapınca çok süper oluyor.

Askerlik denen şeyi ben sevemedim. Bana içinde özlemin olmadığı şeylerle gelin.

Eee, şey, yani en azından, bundan sonra (mutlu bir gülümseme buradaydı).

15 Kasım 2009 Pazar

evrak

"Evrak" zaten çoğul bir kelimeymiş. Yani biz "Evraklarınızı alabilir miyim?" diye sorduğumuzda "Kağıtlarlarınızı alabilir miyim?" demiş bulunuyormuşuz istemeden.

evrak:
1 . Kâğıt yaprakları, kitap sayfaları.
2 . Resmî kurumlarda işlem gören belgeler:
"Mektupçu evrak okur, cevap yazar, muhabere işlerini idare ederdi."- S. Ayverdi.
3 . Yazılmış kitaplar, mektuplar veya yazılar.
tdk

Evet, "ÖSS sınavı" demek gibi bu da ölümcül olmayan bir hata ama yine de düzeltmek istedim. Neticede "KPSS"yi bizim gibi değil de olması gerektiği gibi "kepesese" olarak telaffuz eden yedi yaşında mükemmel Türkçe konuşan bir kuzene sahibim.

Bir zamanlar ben de "pek de" yerine "pekte" yazardım işte, nereden nereye...

Bişi değil dünya.

"Bişi" mi? Çıt çıt çıt...

12 Kasım 2009 Perşembe

niye gittim

Şimdi pek çaktırmadım ama epeydir yoktum. Ha, bunun yazma yeteneğim üzerindeki olumsuz etkileri üzerinde ayrıca durucam zaten. Döncem ben sana. Ehe, neyse. Asıl konumuza gelelim.

Biz böyle acayip huzurlu yemyeşil ve mutlu bi sitede oturuyorduk. Etrafta şen kahkahalar atan şen çocuklar vardı. Böhühüh... Kendi evimize taşındık şimdi. Acayip dağbaşında bi yer. İnternet buraya nasıl ulaşabiliyor hayret ediyorum hatta. Türk Telekom'u tebrik etmem lazım, bunca yıl "link ışığı yanıyor!!!" diye böğürüp bildiğim tüm sabır cümlelerini içimden geçirken cidden haksızlık etmişim. Ne diyor belediye, çalışınca oluyore.

Arkamızdaki mezarlık sayesinde yaşamın ne kadar fani olduğunu, etrafımdaki sessizlik nedeniyle de televizyondan gelen çatur çutur seslerin aslında ne kadar korkunç olduğunu anladım. Köpekleri saymıyorum, bugün sayelerinde derse geç kaldım. Sibirya kurdundan tut, Alman kurduna kadar, köpek diye nitelendiremeyeceğim hayvanlarla dolu etrafım. Pek sevimli değil. Canım çok fazla sıkılıyor aslında ve bu büyük oranda KPSS'ye istediğim gibi hazırlanamamamla alakalı. Bu sınavı ciddiye alan tek yaratık benim şu anda, bizimkiler neye güveniyor bilmiyorum. Galiba bana. Ben kendime güveniyor muyum, hayır. Yeterince delilim yok şu an için. Çok umutsuzum. Hayat berbat.

Şimdi bu odayı boşaltmam lazım, oda değişikliği yapıyoruz malum... Dua et günlüg, bişeyler daha iyi gitsin. Bişeyler işte, ben bu çatı katına ısınayım, insanlar yağmurun pıt pıtına "aa negzel..." derken ben de "bence deee" diye atlayayım hemen.

Okula hiç gitmek istemememi saymıyorum bile. Nefret ne demekmiş bu sene öğrendim. Yazmayacaktım işte ya. Benim için işler iyi gitmiyor, umarım düzelir. İnternet bağlantım kopmazsa ya da bir sabah bir Alman kurdu tarafından hurharca katledilmezsem buralardayım yine.

Öptüm canlar.

düzeltme: Ayrıca domuz gribiyim sanırım ya. İyileşemedim bi türlü...

15 Ekim 2009 Perşembe

hımm...

monochrome floors,
monochrome walls,
only absence near me,
nothing but silence around me.
monochrome flat,
monochrome life,
only absence near me,
nothing but silence around me.

Hı hı...

29 Eylül 2009 Salı

hakiki tosun paşa



Siz de Tosun Paşa'nın bu kısmında eğitim sisteminin izlerini görüyor musunuz:) Uzun uzun yazmaya halim kalmadı. Öğretmen olabilmek için dersaneye kaydoldum, dersane çıkışlarında da öğrencilere özel ders vereceğim. Ne kadar saçma değil mi:)

"Avet avet hıhıh"...

15 Eylül 2009 Salı

floaters

Yani göz önünde uçuşan eciş bücüş iplik, nokta benzeri aslında var olmayan şeyler. Benimkiler henüz sağ gözümde iki taneler. Özellikle de bir şeyler okumaya çalışırken gözümün önünden kayarak sinirlerimi bozuyorlar.

Araştırdığıma göre aslen saydam olan bu tuhaf şekiller, açık renge bakınca matlaşıyorlarmış. Ne sebeple olduğu hakkında çeşitli rivayetler olup, yine bu rivayetlerden anladığım kadarıyla eğer kendisine ani ışık çakması tarzı bir durum eşlik etmiyorsa tıbbın çok da ciddiye aldığı bir problem değil muşvolan (bu rahatsızlığın tıptaki ismi). Öyle de işte, insan istemeden de olsa ciddiye alıyor; ya inat edip kendisini umursamadan her ne yapıyorsam ona odaklanmaya çalışıyorum ya da yüzdüğü her anı takip etmeye çalışıyorum. Yalnız gözlerinizi çevirdiğiniz yöne gelerek işinizi zorlaştırdıklarını da unutmamak lazım.

Yakın zamanda da Bugs Bunny'nin onu ciddiye almayan çocuklara bir çeşit laneti olduğunu düşünmeye başladım. Aaa, tavşan humması hastalığını unutmuş olamazsınız:

Evet, gözlerinizin önünde uçuşan renkli noktalar görmeye başlayacaksınız. Şimdi de yüzüyor olmalılar...

Doktor Sağbırakmayan!! Doktor Sağbırakmayan!! :))

Bu da konu üzerine çekilmiş hoş bir kısa film:



Lütfen unutmayın; internette okuduğunuz her bilgi doğru olmayabilir. Bu bilgiler de şahsi görüşlerim olup doğru olmayabilir. Yarın öbür gün "ama Solar öyle dediydi:((" demeyin, sorumluluk kabul etmem. Burası giderek kalabalıklaşıyor galiba ya... Aynısı kaynımda var, çekme yapıyo, eveettt...

(buraya bakarlar)

12 Eylül 2009 Cumartesi

acil önlem planı

Sevgili Frigyalı hemşehrilerim;

Sele karşı bi acil önlem planı hazırladım, üstelik de paint'te. Buna göre hepimiz evlerimizin çevresine çukur kazarsak bişeycik olmayacak:) Bunlar da taşarsa ne olur bilmiyorum ama... Allah korusun, üst katlara, olmazsa çatıya çıkın ya bence:(

Yakında da evde kendi imkanlarımızla bot yapımını anlatıcam zaten. Öptüm şekerler...


(Bana ne, şakayı onlar başlattı.)