solar günlüg

we live in a beautiful world... yeah we do... yeah we do!

ben de mi brütüs

yazan: solar

İnsanların ve hayatın sonuç odaklı olduğunu biraz geç öğrendim. Okuldayken öğretmenlerimiz gidişata da puan veriyorlardı çünkü.

Hani buraya bir şeyler yazıp duruyorum ya, okuyanın bir işine yarasın da isterim bazen.

Teorem: Hayat sonuç odaklıdır. (solar, 2008, 'o da böyle genelleme yapmak istemezdi', sf:42)

Örneklem: Anneanne arkadaşları (homo sapiens sapiens), 'teyze' diye nitelendirilen canlıların bulunduğu alan. Tipik özellikleri 'Okul bitti mi evladım?' sorusunu sormalarıdır.

İspat: Okul dört sene ya, nereden baksan dile kolay denilebilecek uzun bir süreç. Gerçi zaman görecelidir; aynı zaman diliminin farklı sonuçlar doğurduğu defalarca gözlenmiş sonuçta.
Bunun bir getirisi olaraktır belki de; insanlar her gördüklerinde "Okul bitti mi?" diye soruyorlar.. Benim dört senem öyle su gibi akıp geçmiyor ki.. Hem bilmiyorum okul bitince ne olacak ama artık ben de okul bitsin istiyorum, hem de çok fazla. Bugün diploma verseler bir daha okula gitmem, o derece, keyfimden gitmiyorum ben de, ama teyze beni dinlemez ki; "Yok daha var.." "Hııı, Allah zihin açıklığı versin."

Zihnim açık gibi, hatta adeta bir tabula rasa, yalnız çoğunlukla bir şeyler çarpıp tam yansımayla geri dönüyor zihnimden, aşındı biraz.

kan beyninden vücuduna yayılırken...

yazan: solar

"Ben bir silah alıp savaşmaya başlayacağım, eğer bana uğrunda savaşmaya değer bir şey gösterebilirsen."
(A rush of blood to the head-Coldplay)

Böyle buyurmuşken Coldplay'in solisti Chris Martin; sen bu dünyada devam etmelisin canım okuyucu, devam etmeliyiz, uğrunda savaşmaya değer bir şey olmasa da, varlığın varlığımı sorgulamasa da. Boşluklardan zıpladığın yer yine başka bir boşluksa, anlamsızlıkların arasında elinde değer yargılarınla sadece kaybı buluyorsan, değer yargılarının henüz körelmediğine şükrederek belki de.

Elbet bir anlam katılacaktır varlığına. Çünkü uğruna savaşmaya değer çok şey var, olmalı, belki gözlerin göremediği. Değer katılacak, anlam katılacak, zaman soruların cevabını verecek, bir gün bu gri haller bitecek. Beyaza ulaşamasan da renklerin gri tonlarının dışında da değerleri olacak. Umudun bittiği yeri defalarca görmedin mi? Daha kötü ne olabilir dediğin anlar olmadı mı? Sonra yeniden ayağa kalktığında hepsi geçmedi mi...

Görev adamı olmak, kendini bir şeylere adamak... Belki yanlış bir meslek seçtim, belki olmamam gerektiği gibi oluyorum ve olmamam gereken yerdeyim; sisteme en fazla uyum sağlamanın gerektiği yerde; kaldırımdan yürümeliyim, emniyet kemerimi takmalıyım; şehir içinde 50, şehir dışında 90, önüme geleni sonradan sorulduğunda papağan gibi tekrarlamak için ezberleyip beynimi kullanmamam gereken yerde, melodilerin alternatif olmamasının daha iyi olacağı, o etekle bu kazağın uyacağı ve altına da o ayakkabı, çocuklara fazla iyi davranmanın uygun kaçmayacağı ve iyi niyetimi suistimal etmeyin bile diyemeyeceğin bu yüzden...

Nasıl bir şeydir bilir misin o çocukların hepsine sarılmak isterken, içinden 'bu ders sizi bir şey yapmayacak, tıpkı beni bir şey yapmadığı gibi, ama dinlemeniz gerekiyor tıpkı benim diğerlerini dinlediğim gibi' derken, gözlerindeki bıkkınlığı, sıkıldıklarını görmezden gelerek, çoğunun evde sevilmediklerini önemsenmediklerini hissederek, onlara 'ders' anlatmak?

Hiç bir çocuk gelip size üvey annesinin onu öz çocuklarından nasıl ayırdığını, onu erken saatte uyumak istemediği halde nasıl uyumaya zorladığını anlattı mı? 'Şükürler olsun ben böyle yaşamadım' diyerek buna üzülmek yerine kendi hayatımın tadını mı çıkarmalıyım?
Ben bu çocukları nasıl bağırarak, kızarak disiplin altına alayım; sevginin ne olduğunu bilemeden, önemsenmeyi hissedemeden büyüyecek çocuklar ilerde nasıl bir dünya oluşturabilir, peki geleceğin bu dünyadan ne farkı olabilir...

Bu yazıya başladığımdan beri ben ne çok değiştim, nasıl bir devinim içerisindeyim... Unutmaya çalıştıklarımı nasıl da düşündüğümü fark ettim, belki de benim için uğrunda savaşılması gerekenler onlardır, benim hayatımı değiştiren bir öğretmenim olmadı, belki ben birkaç hayatı değiştirebilecek bir öğretmen olabilirim, umarım bunu yapabilirim, çünkü ancak o zaman ben de kendi savaşımı kazanabilirim...

ben artık bişey yapamam

yazan: solar

bu defa geç kaldınız nerelerdeydiniz bunca zamandır beklemekteydi gözlerim ışık söndü karanlıkta kaldınız ah affedin siz hep karanlıktınız sakın ha unuttuğumdan değil şimdi söylemek iyi geldi karanlıklar prensi sizi ben yanıltmak istemezdim ama yine yanıldınız istifa edecek değilim bir süre daha bekleyiniz ben ışıkları yaktıktan sonra gelip elektrikleri kesiniz bir deniz kenarında ay ışığına da hayır dersiniz tanıyorum sizi cevabını bildiğim sorular sormak istemem size ve diğerlerine diğerleri demişken diğerleri nasıllar selam söyleyin bir ara onları da beklerim ama siz daha çok geliniz kendinizi bu kadar özletmeyiniz öyle bakmayınız anlamadığımı sanmayınız gelmeseniz de olur mu demeliydim demeliyim anlayınız kelimeleri de getirmişsiniz tamam oraya bırakınız onlar dizilirler hangisi hangisinin yanında güzel duracağını nasıl da biliyor değil mi ah gülümsediniz canı çıksın ki bu kelimelerin sizin gülümsemenizi bu kadar ertelediler kelimeleri de boş verin onlar bir gülümseme olamazlar güneş mi demeliydim belki de şairin şiirinde de bahsi geçen kullanılmamış bir gökyüzü tırnak içine alamadım idare ediniz siz noktalamaları pek sevmezsiniz sevdiğiniz şeyleri de biliyorum onlar ne çok azlar ve ne yazık ki bende de yoklar suçunuza beni de ortak ettiniz hem de siz elinizdeki kılıcı miras bırakıp kaçıp kurtuldunuz yakıştı mı size demiyorum yakıştı tabii size her şey yakışır gitmek de kalmak da kalmak komiktir gitmekse trajik kalanların her nefes alışında canlarının çıkması da trajikomik hadi şimdi yine gidiniz bat dünya bat artık

"şu anda kendini yok etmeye çalışan bir dünyada yaşıyoruz, böyle bir durumda sadece gözlerini kapatıp görmezden gelirsin.."

chop suey!

yazan: solar

Trajikomik okul hikayemizden bikaç parça da ben anlatayım canım okuyucu, biz artık gülüyoruz bunlara, buyur sen de gül;

otobüste:

Canım arkadaşlarla yine bir sınav sonrası muhabbetinin sonlarına doğru;

-Ya o hesap makinesinin sınavı ne zamandı?

Bahsi geçen ders (yarın finali olan:S) nümerik analizdir, ancak sınavı esnasında hesap makinesiyle cebelleşerek 'sağ işaret parmağı ucu kası' yapan pek çok arkadaş tanıyorum, ben iki parmakla kullanmak gibi bi yöntem geliştirdim, on parmak olmadan dersi vereceğiz inşallah bakalım..

nümerik vizesi hatırlanır:

-Sıfırla bir arasında 550 diye kök (0 ile 1 arasında bildiğin 550 sayısı) çıktı yav, halen anlamadım nasıl olduğunu...

Canım benim üzülme, oluyor öyle, ben kendimden biliyorum:)


Fizik finali sonrasında:

solar: Ya ben d uzaklığını negatif sayı buldum, bir de her iki tarafın kökünü almam gerekti, kök içinde negatif sayı oluyordu; karmaşık sayı olarak mı yazsaydım acaba bilemedim, sildim sonra...

(gülüşmeler ve canım arkadaşın desteği)

arkidiş: Olsun ben de zamanı negatif buldum, bıraktım öyle...

Bütün bunları bir yana itiverince otobüs şoförüne "bi öğrenci alır mısınız?" demek ne kadar da anlaşılabilir bir ifade oluyor. Keşke hayat -mesela ekmeği sofraya götürmek gibi- hep bu kadar basit ve karmaşasız olsa, yemek yerine kafayı yemek zorunda kalmasak, saçmalamasak, kendimizi anlatamamaktan canımız çıkmasa..

Tercih şansım olsaydı eğer; anlatarak anlaşılacağım bir dünya istemezdim, cidden bak.

Neyse yine "sığınmak; şarkılara sığınmak bir ömür boyu" diyerek kendime ve yoldaşlarıma Pink Floyd'dan "Brain damage" adlı şarkıyı armağan ediyorum:P

"and if the cloud bursts, thunder in your ear, you shout and no one seems to hear, and if the band you're in starts playing different tunes, i'll see you on the dark side of the moon.."

Bir şafaktan bir şafağaaa, ehem, pardon, yanlış oldu sanırım:))

o kısaca fd

yazan: solar

Daha güzelleşmiş ama hiç değişmemiş bir 'fd' (nasıl olduğunu ben de anlayamadım), bugün daha güzel başlayamazdı sanırım...

olmak, olmamak ve trak

yazan: solar

Olmak ya da olmamak?

Malzemeler; hamak, güneş, deniz, limonata, dalga sesi, ağaç ve hafif bi esinti.

Tamam, güneş yakıcı değil, ama üşümüyorsun da. Hamak durgun değil, ama hareketiyle çok sarsılmıyorsun da. Limonata buz gibi, ağaç ara sıra hışırdıyor. Hafif esinti değişikliğe ihtiyaç duyduğun an ürpertip geri dönüyor.

Dalga sesi huzur verici bi desibelde (evet solar bunu bilmiyor) seyrediyor, henüz tsunami olma ihtimali sıfır, üzerindeki ağaçtan kafana kocaman bi tropikal meyve düşme ihtimali de sıfır. Tropikal bir bölge değil burası. Altı üstü hayatsonu kaçamağı bir dakikalığına, keyfini kaçırma.

Limonatayı koyacak bir yer lazım, tamam hemen sol yanına bir sehpa bıraktık, boyu tam elinin yetişebileceği hizada, bırak oraya.

Müzik sesi, uzaklardan gelsin; Summer wind? Süper seçim. Bu şarkıya henüz bir anlam yüklememiş olmanın verdiği rahatlıkla beraber gözlerin kapanıyor. Uyursan rüyadan uyanma ihtimalin var; ancak Sinatra'nın huzur verici sesi, uyumamak ne mümkün...

bu geçenlerde gördüğüm kuyrukluyıldız değil mi?

yazan: solar

'Uzayda dolanıyormuş hissi veren şarkılar'ı çok severim, bilemedim şimdi ne dediklerini bu tarza, alternatif rock mı... Biraz elektronik, biraz new age(yuh), biraz progresif rock. Hem zaten müziği bu kadar kategorize etmek çok içimi acıtıyor be canım okuyucu, 'tam olarak öyle sayılmaz aslında' diyip üstüme gelme, yazının başında bi tanım yaptım zaten, idare et:)

Radiohead ve A perfect circle dinlememin sebeplerinden biridir gezegenler arası yolculuk yapabilme hissi... Arthur Dent gibi bir gün elimde gazetemle beni her şeyin bu kadar karışık olmadığı ilk çağların dünyasına götürebilecek gemi Altın Kalp'i düşlemediğimi söyleyemem, hatta gittim gördüm yazdım; geldim yıkıldım kaldım.

Neden mi? Çünkü doğa daha acımasız, ya hep ya hiç; doğal seçilim var bi kere, uyum sağlayamayınca direk gidiyorsun, süper.

Buraya matematik çalışırken nasıl geldiğimi ben de bilmiyorum, ama şimdi matematikteki kusursuz daireleri bir kenara bırakıyor, şu kusursuz şarkının (the noose) güzelliğini yaşayalım diyorum. Dünyadan sıkıldığım anların ilacı, hayallerimin kurgu sponsoru, şu karşımda duran gezegenlikten ihraç edilmiş Pluton'a yolladığım selam; "so glad to see you well"...


analiz

yazan: solar

'Hayat devam ediyor' kadar yalın durumu anlayamıyorum. Bana 'o' patlamanın mantığını öğretebilecek bir ders var mı...

"analiz ettim kimler arkasında kinler
ve inlerin karanlığında güneşi kim bekler
ve geride kalan o dünler kime gülümser?
kime iyimser? kime kötümser?
yarının bugünden çıkarı ne?

ve analiz ettim her duada gerçeğin bir payını buldum
kudretinde puslu kişilik ayıpları
ve düşene tekme atan o insan kayıpları,
çıkara dayalı pahalı zamanın harcanışı
bugünün yarından çıkarı ne?"

(Sagopa Kajmer-Analiz)

yeni bir yine de olsa

yazan: solar

Ben bugün 2007'ye ait tüm kırgınlıklarımı, başarısızlıklarımı, hatalarımı, hayal kırıklıklarımı, sıkıntılarımı geride bıraktım. Bu yıl neler getirecek bilmiyorum, ama yapılması gereken neyse onu yapıyorum. Umarım sen de tüm bunları geçmişte bırakır, gerçekten 'yeni bir yıl'a başlarsın canım okuyucu.

Sağlıklı; sevgi, barış, huzur ve mutluluk dolu bir yıl dilerim.

Hem gardımı da aldım şimdiden ben...

if you need to leave the world you live in,
lay your head down and stay a while.
though you may not remember dreaming,
something waits for you to breath again.
(evanescence-imaginary)